BİR DESTANIN TARİHİ : NUTUK 89 YAŞINDA.. | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> BİR DESTANIN TARİHİ : NUTUK 89 YAŞINDA..15.10.2016 19:10

BİR DESTANIN TARİHİ : NUTUK 89 YAŞINDA..

BİR DESTANIN TARİHİ : NUTUK 89 YAŞINDA..


Atatürk’ün Nutuk’u 89 yaşını doldurdu. Bu tarihi eseri anmak, bir yanda Atatürk’ün anısı önünde yerine getirilmesi gereken bir görev iken; diğer yanda ise Atatürk’ün eserinin eseri sayılabilecek bu tarihi eseri anlamak, bağımsızlığımızı kazanmanın, millet egemenliğini tekrar kurmanın yolunu gösterecektir bizlere. Atatürk, Nutuk’undan Türk ulusunun, gelecek Türk kuşaklarının yararlı dersler alacaklarını, böylece uyanık kalacaklarını umar. Atatürk Nutuk’u bitirirken: “Sayın baylar, sizi günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en son tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.” der. Uyanık kalabilmek için Nutuk’u okuyalım, okutalım...


Bu haber 3077 kez okundu.

BİTERKEN BAŞLAYAN KİTAP: NUTUK

“Bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım."

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtan bir hal alır.”  M. Kemal Atatürk 

NUTUK - 15 DAKİKALIK ÖZET ANLATIM


“NUTUK: BİR DESTANIN TARİHİ” 

Sinan Meydan’ın “Atatürk’ü doğru anlamak için Nutuk’un Deşifresi” adlı kitabının “NUTUK: BİR DESTANIN TARİHİ” başlıklı bölümünde Nutuk’un hazırlanış süreci ve önemi şöyle anlatılmış:

Kendi tarihini yazma geleneği 4000 yıl kadar önce bu topraklarda başlamıştı. Anadolu’da ilk büyük uygarlığı kuran Hititlilerin kralları, öldükten sonra tanrılarına hesap verme endişesiyle başlatmışlardı bu geleneği. Hitit kralı Hattuşili’den 4000 yıl sonra aynı yerde bu sefer bir Türk lider, Mustafa Kemal Atatürk tarih yazacak, Nutuk adlı eserinde ulusunun kurtuluş mücadelesini anlatacaktı.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı ve sonrasındaki devrim sürecini anlattığı Nutuk’u, 1927 yılında, bir zamanlar Hitit krallarının yaşadıkları yerlerden Ankara’da yazmaya başlamıştı. Nutuk’un yazılış süreci çok yorucu ve yıpratıcı bir süreçtir.

Atatürk, önce Ankara’da geceleri sabahlara kadar hiç uyumadan saatlerce çalışmış, bu yoğun çalışma temposu sırasında kalp krizi geçirmiş ve iyileştikten sonra 30 Haziran 1927 günü İstanbul’a giderek Dolmabahçe Sarayı’ndaki Eski Köşk’ün üst katındaki küçük çalışma odasında üç aydan fazla bir süre geceli gündüzlü çalışarak Nutuk’u 30 Eylül 1927‘ye kadar tamamlamıştır.

Atatürk, Nutuk’u bir tarihçi titizliğinde ve olağanüstü bir çalışma temposu içinde yazmıştır. Atatürk’ün Nutuk’u yazarken aldığı notlara bakılacak olursa birçok kitap okuduğu, derin araştırmalar yaptığı görülecektir.

Atatürk, Nutuk için gereken malzemeyi kendi dosyalarından, ilgili bakanlıkların 1920-1926 yılları arasındaki çalışma özetlerini içeren raporlardan ve daha pek çok kaynaktan elde etmiştir. Yazma işlemini çoğunlukla kendisi gerçekleştirmekle birlikte bazen de başkalarına dikte ettirmiştir.

Atatürk’ün Nutuk’u hazırlarken ortaya koyduğu çalışma temposu ve çalışma yöntemi onun bazı başarı sırlarından da ipucu vermektedir.

Bunlar:

“Az uyumak,

Çok çalışmak,

Görüş alışverişinde bulunmak,” şeklinde sıralanabilir.

Nutuk’un yazılma süreci tamamlandıktan sonra sıra okunma sürecine gelmiştir. Atatürk tıpkı yazılma sürecünde olduğu gibi okunma sürecinde de insanüstü bir çaba harcamıştır.

Atatürk, büyük emekler vererek hazırladığı Büyük Nutuk’u, CHP İkinci Büyük Kurultayı’nda, Ankara Ulus Meydanı’ndan istasyona inen cadde üzerindeki II. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının büyük salonunda, 15 Ekim 1927 Cuma gününden başlayarak 20 Ekim çarşamba gününe kadar 6 gün boyunca; her gün 6 saat, toplam 36 saat 31 dakika aralıksız okumuştu. Atatürk, TBMM toplantı salonunun kürsüsünde öğleden önce ve sonra her gün iki toplantıda 6‘şar saat konuşmuştur. 

Atatürk, Nutuk’un sonundaki Gençliğe Hitabe’yi okurken 36 saatlik yorgunluğu unutarak adeta cephede askere hitap edercesine sesini yükseltmiştir, heyecanlandığı sesinin titremesinden anlaşılmaktadır. “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyerek konuşmasını bitirdiğinde gözlerinden yaşlar akar. O sırada kongre salonunda bulunan M. Asım Us ve Yusuf Akçura, Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’yi okurken, sesinin titrediğini ve heyecanına hakim olamayarak ağladığını gözlemlemişlerdir.

Emperyalizme karşı ilk önemli zaferi kazanan ve arkasından geri kalmış bir İslam toplumunda çağdaş ve ulusal bir devrim gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün “kurtuluş” ve “kuruluş” olarak adlandırılabilecek Türk Devrimi’ni 506 sayfalık hacimli bir eserde anlatması son derece düşündürücüdür. Mustafa Kemal Atatürk, gerçekleştirdiği devrimi kişisel çabasıyla hazırladığı büyük bir eserle ölümsüzleştirmiştir. Bu durum, tarih yapan bir devrim önderinin kendi tarihini kendisinin yazması anlamında özgün bir yaklaşımdır. Mustafa Kemal Atatürk, Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla başlayan, daha sonra ulusal çağdaşlaşmayla devam eden Türk devriminin bu süreçlerde karşılaştığı engelleri devrimin önderi olarak olanca açıklığı ve coşkusuyla Nutuk’ta anlatmış ve Türk devrimini kitaplaştırmıştır.

Atatürk, olağanüstü güçlüklerle kazanılan bir Kurtuluş Savaşı’nın ardından geleneksel değerlere sıkı sıkıya bağlı ortaçağ uzantısı bir toplumu çağdaşlaştırmış ve tüm bu süreci bir tarihçi titizliğinde aylarca çalışarak Nutuk’ta toplamıştır. Bütün bu süreçte Atatürk, önce bir “asker”, sonra bir “toplumsal kuramcı”, daha sonra da bir “sosyal bilimci” (tarihçi) olarak üç farklı role soyunmuş ve bu üç farklı rolde de başarılı olmuştur.

Nutuk bir bakıma Türk Devrimi’nin bilançosudur: Atatürk Nutuk’ta 1919‘dan 1927‘ye kadar olan dönemde yaşanan acıları, çekilen sıkıntıları gözler önüne sererek gelecek nesilleri hem bilgilendirmek hem de uyarmak istemiştir.

Atatürk Nutuk’ta, bağımsızlık ve çağdaşlaşma konularında kararsızlık gösterenleri, geri adım atanları ve karşı cephede yer alan “işbirlikçileri” çok ağır bir dille eleştirmiştir.

Bu eleştirilerin, “yola birlikte çıktığı silah arkadaşlarında” yoğunlaşması dikkat çekicidir. Bu eleştirilerin kaynağı, kişisel kırgınlıklar ya da düşmanlıklar değil, doğrudan doğruya bağımsızlık ve çağdaşlaşma konularındaki tutum ve davranışlardır. Nutuk’taki belgeler bunu açıkça kanıtlamaktadır.

Nutuk, aynı zamanda Atatürk’ün “devrim stratejisinin” ve “başarı sırlarının” en iyi görüldüğü kaynaktır.

Atatürk’ü ve Türk Devrimi’ni doğru anlamanın birinci koşulu, Nutuk’u anlayarak okumaktır.

Atatürk, Nutuk’un merkezine “ulusu” yerleştirmiştir. Nutuk’ta anlatılan her şey ulusun bağımsızlığı ve egemenliğiyle ilgilidir.

Nutuk’un ideolojisi, anti emperyalizm ve ve çağdaşlaşmadır. Bu yönüyle Nutuk, ezilen ulusların kurtuluş reçetesi gibidir.

Nutuk’un en belirgin özelliklerinden biri en sonunda ortaya çıkmaktadır. Atatürk’ün Nutuk’taki son cümleleri, Nutuk’a “biterken başlayan kitap” özelliğini kazandırmaktadır. Çünkü burada Atatürk eserini gençlere emanet eder. Böylece Cumhuriyete gençliğin dinamizmiyle güç katar. Bu son cümlelerle Nutuk bir kere daha başlar, okuyanı düşündürür, geçmişi hatırlatır ve geleceği kurgulatır.


Hazırlayan :
Dicle EROĞUL
Neriman Fidan


NUTUK'U  E-KİTAP OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ..

NUTUK'UN TAMAMI 12 BÖLÜM HALİNDE OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Etiketler: Mustafa kemal Atatürk - Cumhuriyet Halk Fırkası - Nutuk - Söylev - Cumhuriyet - kurtuluş savaşı - Sinan Meydan - Dicle EROĞUL - Neriman Fidan

Diğer GÜNCEL haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder


FOTO GALERİ

Minik yazarlar, Atatürk`ü yazdı: Ben Seni Hiç Görmeden Sevdim

#

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com