Ender Erdemil - AB sevicilerinin gözyaşları | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,9218 Euro : 4,6380 Bist : 105.964
Ana Sayfa >> Ender Erdemil - AB sevicilerinin gözyaşları26.11.2016 15:32

Ender Erdemil - AB sevicilerinin gözyaşları

Ender Erdemil - AB sevicilerinin gözyaşları


Gözyaşlarınızı silin. AB ile sorunlarımızı sizin yaptığınız gibi ağlayarak değil, karşılarında dik durarak çözebiliriz


Bu haber 533 kez okundu.

HAK-İŞ, MEMUR-SEN, TESK, TİSK, TÜRK-İŞ, TÜRK KAMUSEN, TOBB ve TZOB Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi olarak bir bildiri yayınladı. Bildiride şöyle deniyor : Türkiye-AB ilişkilerinde popülist olmayan stratejik ve uzun vadeli bir yaklaşımla konuşma kanallarının çeşitlendirilmesini istiyor ve daha fazla müzakere…”

Popülist yaklaşımdan “PKK’ya verdikleri desteğe” karşı çıkmayı mı anlamalıyız? Stratejik ve uzun vadeli yaklaşımdan PKK’ya karşı yürütülen mücadeleden vazgeçmeyi, Terörle Mücadele Yasasını ortadan kaldırmayı mı anlamalıyız?

 Bildiride: “AP’nin bu kararı, objektif temellerden yoksun olup, Türkiye’deki gelişmeleri tek taraflı bir bakış açısıyla ele almaktadır.” Deniyor. AP’nin kararları kendi açılarından bal gibi objektif temellere dayanmaktadır. Türkiye’deki gelişmelere de tek taraflı bakmalarından daha doğal bir şey olamaz. “AP’nin bu kararınının sembolik ve siyasi bir mesaj olarak önemi de buradan geliyor.(Bildiriden alıntı) Açıkça dedikleri şudur: “Bölünmeden gelme”

Bildiride: “Türkiye-AB katılım süreci, Türkiye’nin iktisadi ve sosyal dönüşüm çabasının önemli çıpalarından biridir.  2001 yılından itibaren, demokratikleşme, sivilleşme, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı gibi birçok alanda gerçekleşen başarılı çalışmalarda Türkiye’nin AB katılım vizyonu önemli ölçüde belirleyici olmuştur.” İfadelerine yer verilmiş.

Sözü edilen “Türkiye’nin iktisadi ve sosyal dönüşüm çabasının önemli çıpaları…” şunlardır:

“İktisadi dönüşüm”  üretici olmak yerine tüketici, borcu borçla çeviren bir toplum olup üreten AB ülkelerinin pazarı, sağmal ineği haline gelmektir.

“Demokratikleşme” etnik ayrımcı terörün siyasallaşmasından başka bir şey değildir.

“Sivilleşme” Türk Silahlı Kuvvetlerinin kozmik odasına girilip gizli bilgilerin ortaya saçılmasıdır.

“Hukukun üstünlüğü” AB yetkililerinin hararetle alkışladığı; yargı bağımsızlığını ve hakim teminatını ortadan kaldıran Anayasa değişiklikleridir.

“İnsan haklarına saygı” AB yetkililerinin memnuniyetle karşıladığı; suçsuz insanları yıllarca Silivri zindanında tutan kumpaslardır.

Bildiride deniyor ki: Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı da, Türkiye-AB ilişkilerindeki ilk olumsuzluk olmadığı gibi, son olumsuzluk da olmayacaktır. İlişkiler, çok daha zor ve ağır testleri aşmıştır.(…) Bu zorluğu da, müzakereleri askıya alarak değil, konuşma kanallarını çeşitlendirerek, daha fazla konuşarak ve daha fazla müzakereyle aşabiliriz. 

Belçika, PKK’yı terörist değil, “silahlı mücadele veren bir örgüt” sayıp yakaladığı PKK’lıları yargılamadı. 

Avrupalı diplomat ve elçilik grevlileri HDP gurup toplantısına katılarak PKK’ya açık destek verdi. 

Avrupalılar yıllarca PKK Terör örgütüne para ve silah sağladı. Askerimiz, polisimiz ve pek çok sivil insanımız AB’nin ve ABD’nin PKK’ya verdiği silahlarla şehit edildi. 

Avusturya, PKK’ya karşı kullandığımız gerekçesiyle bize silah satışını durdurdu. 

Pek çok Avrupa ülkesi Ermeni soykırımı yalanına açık destek verdi. 

Terörist oldukları gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkarılmış kişileri AB Parlamentosunda ağırladılar. 

Bunlar ve benzerleri saymakla bitmez. 

Şimdi söyleyin; (…) konuşma kanallarını çeşitlendirerek, daha fazla konuşarak ve daha fazla müzakereyle(…)” Bunları aşabilir misiniz? 

Gözyaşlarınızı silin. AB ile sorunlarımızı sizin yaptığınız gibi ağlayarak değil, karşılarında dik durarak çözebiliriz. 

Ender Erdemil

Bildiri şöyle:

TÜRKİYE-AB KİK ÜYESİ 8 KURULUŞ’UN AVRUPA PARLAMENTOSU KARARINA İLİŞKİN ORTAK AÇIKLAMASI 

ÇARE MÜZAKERELERİ ASKIYA ALMAK DEĞİL, DAHA FAZLA MÜZAKEREDİR

Avrupa Parlamentosu (AP)’nun “Türkiye ile katılım müzakerelerini geçici olarak dondurulması”  kararından derin bir üzüntü duyuyoruz.  Böylesi önemli bir kararın, Türkiye-AB Karma İstişari Komitesi üyesi olan işçi, memur ve işveren sendika konfederasyonları, meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları dahil sosyal taraflarla hiç istişare edilmeden alınabilmiş olmasından da ayrıca üzüntülüyüz.

AP’nin bu kararı, objektif temellerden yoksun olup, Türkiye’deki gelişmeleri tek taraflı bir bakış açısıyla ele almaktadır. Ayrıca, Parlamentoların doğal misyonuna da aykırıdır. Parlamentolar müzakere yeridir. Parlamentolar diyalog yeridir. 

Bununla birlikte, AP’nin bu kararını sembolik ve siyasi bir mesaj olarak önemini yadsımıyoruz. AB üyesi ülkelerdeki kamuoylarının konuya bakışını yansıtması açısından da endişe verici buluyoruz. Bu noktada, özellikle 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişiminin Türkiye’de yol açtığı toplumsal travmayı ve sonrasında yaşananları daha sistematik bir şekilde AB’deki muhataplarımıza daha iyi anlatabilmeliyiz.

AP’nin bu kararının, Türkiye-AB ilişkilerine zarar vermemesi gerekir. 

Türkiye Cumhuriyeti 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, “Avrupa Topluluklarına” üyelik müracaatının yapıldığı 1987 yılında, Türkiye’nin AB Üyelik Sürecini “uzun ince bir yol” olarak tanımlamıştı.  

Rahmetli Özal’ın belirttiği gibi, Türkiye’nin AB süreci çetin müzakereler ve çok sayıda iniş ve çıkışların olduğu bir süreç olarak devam ediyor.  Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı da, Türkiye-AB ilişkilerindeki ilk olumsuzluk olmadığı gibi, son olumsuzluk da olmayacaktır. İlişkiler, çok daha zor ve ağır testleri aşmıştır. 

Bu zorluğu da, müzakereleri askıya alarak değil, konuşma kanallarını çeşitlendirerek, daha fazla konuşarak ve daha fazla müzakereyle aşabiliriz. 

Türkiye-AB ilişkileri her iki taraf için de stratejik öneme sahiptir, her iki taraf için kazançlıdır.Ortak değerlere dayandığı için, Türkiye için de, AB için de, fayda sağladığından, Türkiye-AB ilişkileri bugünkü “geri dönülemez” aşamaya ulaşmıştır.

           -          1963 yılında tesis edilen “ortaklık ilişkisi”, 

-          1996 yılında tamamlanan “gümrük birliği”, 

-          1999 yılında Türkiye’nin “aday ülke” ilanı, 

-          2004 yılında Türkiye ile “katılım müzakerelerini başlatma” kararı, 

-          Bugüne kadar “16 fasılda müzakerelerin” başlatılması,

-          16 Aralık 2013’de imzalanan Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması,

-          Mayıs 2015’deki Gümrük Birliğini güncelleme kararı,

-          29 Kasım 2015 ve 18 Mart 2016 tarihli Türkiye-AB Zirvesinde, aralarında vize serbestisi, Suriyeli mülteciler, gümrük birliğinin güncellenmesi, yüksek düzeyli ekonomik diyalog mekanizması,Yüksek Düzeyli Enerji Diyalogu ve Stratejik Enerji İşbirliği, 

gibi birçok alanda önemli kararlar alınmış, somut adımlar atılmıştır. 

Türkiye-AB katılım süreci, Türkiye’nin iktisadi ve sosyal dönüşüm çabasının önemli çıpalarından biridir.  2001 yılından itibaren, demokratikleşme, sivilleşme, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı gibi birçok alanda gerçekleşen başarılı çalışmalarda Türkiye’nin AB katılım vizyonu önemli ölçüde belirleyici olmuştur. 

Ülkemizin önde gelen işçi, memur ve işveren sendika konfederasyonları, meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarınınyer aldığı, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi olarak, Türkiye’nin AB katılım sürecinin rasyonel bir zeminde devamının olumlu olduğunu düşünüyoruz 

Bunun için AP’nin müzakereleri askıya alması çağrısının aksine, Türkiye-AB ilişkilerinde popülist olmayan stratejik ve uzun vadeli bir yaklaşımla konuşma kanallarının çeşitlendirilmesini istiyor ve daha fazla müzakere diyoruz. 

HAK-İŞ, MEMUR-SEN, TESK, TİSK, TÜRK-İŞ, TÜRK KAMUSEN, TOBB, TZOB


Etiketler: AB - Avrupa Parlamentosu - AB seviciliği

Diğer GÜNCEL haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder


FOTO GALERİ

Minik yazarlar, Atatürk`ü yazdı: Ben Seni Hiç Görmeden Sevdim

#

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com