SİNAN MEYDAN - YA LAİKLİK, YA IŞİD | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> SİNAN MEYDAN - YA LAİKLİK, YA IŞİD07.04.2016 22:32

SİNAN MEYDAN - YA LAİKLİK, YA IŞİD

SİNAN MEYDAN - YA LAİKLİK, YA IŞİD


YA ULUS DEVLET YA DA TERÖR..


Bu haber 1840 kez okundu.
ORTADOĞU’DA BUGÜN YAŞANANLAR,
ATATÜRK’ÜN YÜZYIL ÖNCE UYGULADIĞI MODELİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA KANITLADI.
ÇÖKEN ULUS DEVLETLERİN YERİNE TERÖR HAKİM OLDU;
BOZULAN LAİK TOPLUM VE DEVLETİN YERİNİ TERÖR ÖRGÜTLERİ ALDI.


Dicle Eroğul

Sinan Meydan'ın
 "Atatürk’ü Yeniden Okumak ve Anlamak"
konferansını yazmaya devam ediyor..

Sinan Meydan, geçen hafta Ankara’da düzenlenen “Atatürk’ü Yeniden Okumak ve Anlamak” başlıklı konferansında, “Çanakkale Savaşlarının en önemli özelliği nedir biliyor musunuz?” sorusuyla ulus olma sürecimizin başlangıcına dikkat çekti.


“Çanakkale Savaşları, çok farklı unsurlarımızın, çok farklı düşünceye sahip insanlarla, çok farklı kökenden insanlarla bir araya gelmesi, bütün bu unsurlarıyla bir ulus olma yolunda atmış olduğumuz bir adımdır.”  

Ulus yapısını çimentoya benzeten Sinan Meydan, “Mustafa Kemal yüzyılın başında bir çimento hazırladı ve aslında o çimento Çanakkale'den itibaren karılmaya başlandı.” sözleriyle Türk ulus yapısının, tarihsel bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı.


Yeni dünya düzeninde, uluslararası sermayenin karşısında kalan tek engel "ulus devlet"tir. Türkiye'de Atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir. Coğrafyamızda yaşanan son gelişmeler de bize gösterdi ki, yıkılan ulus devletlerin yerini terör alıyor.


Ulus devletin parçalanması, atomun parçalanması gibidir.

Atomu parçaladığınızda sonuç atom bombası olur.



Dicle Eroğul
www.cagdasulusalcizgi.com


Sinan Meydan'dan laiklik vurgusu


YA LAİKLİK , YA IŞİD


“Mustafa Kemal Atatürk 1923'de Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken, öyle aniden yola çıkmış değil, Türk ulus devletini var ederken bir anda karar vermiş değil, yaşanan bir süreç var, o bir anlamda zorunlu kılıyor bütün bunları, yani bizi ulus haline getiren hem Mustafa Kemal'in bilinçli çabaları, hem de yaşanan bir tarihsel süreç var. İşte Çanakkale bunlardan bir tanesidir, bütün unsurlarımızla yanyana geldik kolkola girdik ve kimse kimsenin inancına, mezhebine, etnik kökenine bakmadan yavaş yavaş ulus olmaya başladık. Çanakkale'yle dökülmeye başlanan, karılmaya başlanan ulus harcı, Kurtuluş Savaşı'yla birlikte biraz daha çoğaldı. Kuvayı milliye nedir? Etnik kökenine bakmadan, mezhebine bakmadan Anadolu'daki insanların vatan ve namus davası için Mustafa Kemal'in etrafında kenetlenmeleridir. Ulus olma, ulus harcı iyice kabardı ve Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ümüz ‘Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ dedi.”


Ve karılan bu çimento, Cumhuriyet ile birlikte kurumsallaşmaya başlar.


“1921 Anayasasına bakın, 1924 Anayasasına bakın, bu ülkeyi kuran anayasalara bakın orda bir şey görürsünüz, çok önemlidir: ulus tanımlanırken, millet tanımlanırken asla ırkçılık yapmıyor, asla ayrımcılık yapmıyor, asla dincilik yapmıyor, ne yapıyor birleştiriyor. Irka bağlı değildir diyor, inanca bağlı değildir diyor, yüzyıl önce söylemiş bunu. Ama bugün sözde demokratik anayasa yapanlar, son derece ırkçı kafayla bu anayasayı yapma peşindeler, ne yapıyorlar, bütün etnik unsurları tek tek saymaya kalkıyorlar. Ama tek tek saymaya kalktığınız zaman başka bir noktaya varır bu işin sonu, etnik milliyetçilikler bu ülkeyi böler, sizi bir arada tutmaz. Etnik milliyetçilikleri tek tek saymaya kalktığınızda, onları kaşıdığınızda terör olur, parçalanırsınız, komşunuza güvenemezsiniz, evlenemezsiniz o insanlarla, ayrışırsınız.


Ya ulus devlet, ya terör...


“İşte Atatürk'ümüzün sırrı budur. Atatürk'ün yarattığı eserin özgünlüğü burda gizlidir. Bütün bu etnik farklılıkları, inanç farklılıklarını bir tarafa koydu ve dedi ki; Çanakkale'de kolkola girdik, Kurtuluş Savaşı'nda kolkola girdik, şimdi uygarlık savaşında kolkola gireceğiz ve bizi ulus haline getirdi. Bir çimento


Şimdi o çimentoyu kırmaya çalışıyorlar, harç dedik ya harç dondu ve çimento oldu, onu kırmaya çalışıyorlar. Yeni kırmaya başladılar demek, çok doğru değil aslında.  Atatürk'ümüzün ölümünden sonra köşesinden köşesinden vurmaya başladılar bu ulusu parçalamak için, ayırmak için; ama şimdi balyozla vuruyorlar, büyük parçalar koparıyorlar. O çimento kırılırsa ne olur biliyor musunuz? Maalesef her şeye yeni baştan başlamak zorunda kalırız.


Diyeceksiniz ki çimento mu kaldı, zaten kırıldı, zaten ayrıştık, zaten birbirimize öteki gözüyle bakıyoruz.


Hayır başka seçeneğimiz yok, yeniden ulus olmaya mecburuz. Etnik kışkırtıcılıkta, dinsel kışkırtıcılıkta gelecek yok. İnançlarımızı özgürce yaşayacağız, etnisitemizin farkında olacağız kuşkusuz, o bir zenginlik ama burdan bir ayrılık çıkartmayacağız. Yanyana geleceğiz, kolkola gireceğiz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, Türk milleti olarak omuz omuza yeniden başlayacağız bazı şeylere.


O zaman bütün bu proje sizi 90 sene önceye götürüyor, Mustafa Kemal'e götürüyor.

Yeniden birleşeceğimiz isim Mustafa Kemal Atatürk.

Onun için önemli Mustafa Kemal Atatürk...


Siz hiç Anıtkabir'e gidip çaput bağlayan Atatürkçü gördünüz mü? Biz Anıtkabire gidip çaput bağlayıp medet uman, ona tapınan bu kadar geri düzeyde insanlar değiliz. Az önce anlattığım ulus olma bilinci, bunu başarmış bu insan; biz Atatürk'ü bu yüzden seviyoruz. O yüzden yeniden hareket ettiğinizde, yeniden ulus olmayı düündüğünüzde adresiniz orası. Tabii ki ona bakacaksınız, tabii ki onun yöntemlerinden yararlanacaksınız, tabii ki bugünün koşullarıyla hareket edeceksiniz.”


“Bakın İslam coğrafyasının ve Türkiye'nin kurtuluş reçetesi budur; yeniden ulus olmak ve yeniden laik bir toplum yaratmak zorundayız, yeniden laik bir devlet yaratmak zorundayız, başka seçenek yoktur. Yoksa IŞİD…


Bundan beş sene önce söyleseydik, siz de çok paranoyaksınız derdi birileri ama etrafta canlı bombalar dolaşmaya başlayınca ve bu canlı bombalar öldüklerinde kendilerini bekleyen hurilere kavuşacaklarını düşündüklerinde, bu motivasyon kaynağı olduğunda ve bu insanlara bu eğitim nasıl veriliyor araştırdığınızda başka şeyler karşınıza çıkıyor.


O zaman bir gerçekle yüzleşiyorsunuz, demek ki inançlar, kutsal inançlar, bazı şeylere alet edildiğinde bu hayır getirmiyor toplumlar için, bu insanlara mutluluk getirmiyor, bunu şimdi yaşayarak görüyoruz.


Geldiğimiz noktada Mustafa Kemal Atatürk'ün her konuda haklı olduğu ortaya çıktı. Israrla laiklik dedi, laik cumhuriyet dedi. Laikliğin altını oyan karşı devrime rağmen Türkiye hala Ortadoğu’da nefes alınacak tek ülke olma konumunu koruyor.”




Atatürk'ü yeniden okumak ve anlamak konferansı  video izle>>>>>




Nedir laiklik?


“Laiklik, aklın ve bilimin egemenliğinin sağlanmasıdır. Aklı ve bilimi egemen kılmadığınız zaman din ve devlet işlerini ayıramazsınız. Belirli bir düşünsel olgunluğa erişmeden anlatamazsınız. İlk görev aklımızı kullanmayı öğretmek ve öğrenmek. İşletilen aklın doğal sonucu bilim ve sanattır.”


Aydınlanma “kendi aklını kullanma cesaretidir”. Laiklik te bir aydınlanma düşüncesi olduğuna göre aklın kullanımına dayanmaktadır.


“Devlet kurumları, hukuk kurumları, binlerce yıllık uygarlık birikimiyle oluşturulur. İnançlar, ancak laik bir toplumda özgürce yaşanır. Özellikle İslam coğrafyalarında laiklik olmazsa olmazdır, sudur, ekmektir. Laiklik batıdan alındı söylemi doğru değildir.


Türk laikliği Fransız aydınlanmasından, Jan Jack Rousseau’lardan etkilenmiştir kuşkusuz. Ancak Türk laikliğinin yerli kaynakları vardır. Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü doğru okursak eğer, Türk laikliğinin Selçuklu döneminden izler taşıdığını görürüz. Mustafa Kemal Paşa, Tuğrul Beyi örnek gösterir ilk laik uygulamalar için, 11. Yüzyılda Selçuklu hükümdarının laik uygulamalarını anlatır. Laikliğin yerli kökleri böylece 11. Yüzyıla kadar uzanır.”


Çözüm laiklikte;


“Batı dünyası laiklik sayesinde sorunlarını çözdü; İslam dünyası çözemedi. İslamiyet, son 10-15 yılda gördüğü zararı, tarihi boyuınca çok az dönemde gördü. Moğol istilalarında, Haçlı seferlerinde bile Yüce İslam dinimiz şu son 10-15 yılda gördüğü zararı görmemiştir. Dinin siyasete alet edilmesi, teröre bile alet edilmesi, yüceliğini, sadeliğini, saflığını bozdu, hırpaladı. Sağlıklı bir şekilde dinin yaşanabileceği ortam, gerçek anlamda laik devlette vardır. O ortam sağlanabilir.”


Ulus olmak ve laik bir toplum olmak şart.


“Kurtuluş reçetesinin özü, iki meselede özetleniyor; yeniden ulus olmak ve yeniden laik bir toplum olmak. Başka seçenek yok. Başka seçenek ortaya koyanların varacakları yeri gördük. Bütün Ortadoğu ne halde görüyoruz. Etnik çatışma, mezhep çatışması, müthiş bir gericilik, Müslüman Müslümanı din adına kesiyor.

 Ya laiklik ya IŞİD...


Sinan Meydan, Ankara, 2 nisan 2016


"Atatürk’ü Yeniden Okumak ve Anlamak" konferansı


BİRİNCİ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ..

SİNAN MEYDAN - KURTULUŞ KURULUŞ YILLARINDA GİZLİDİR



Etiketler: Dicle Eroğul - Sinan Meydan - Atatürk'ü yeniden okumak ve anlamak - Laiklil - Işid - terör - ulus devlet

Diğer GÜNCEL haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder


FOTO GALERİ

Minik yazarlar, Atatürk`ü yazdı: Ben Seni Hiç Görmeden Sevdim

#

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com