Ziya Gökalp'i saygıyla anıyoruz. | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> Ziya Gökalp'i saygıyla anıyoruz.25.10.2015 22:03

Ziya Gökalp'i saygıyla anıyoruz.

Ziya Gökalp'i saygıyla anıyoruz.


“Fikirlerimin babası Ziya Gökalp'tir.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Cumhuriyet'in fikir babalarından Ziya Gökalp 91 yıl önce bugün, 25 Ekim 1924 tarihinde, Cumhuriyet'in 1. yıl dönümünü yaşayamadan ayrılmıştı bu dünyadan. O'nun fikirlerine gereksinim duyduğumuz bugünlerde Gökalp'i anmak yolumuza ışık tutuyor. Ruhu şad olsun…


Bu haber 2826 kez okundu.

GÖKALP'İN FİKİRLERİ BUGÜN DE UFUK AÇIYOR

Ziya Gökalp'in yönetimi ve editörlüğünde hazırlanmış ve ilk sayısı 5 Haziran 1922'de yayın hayatına başlamış Osmanlıca bir dergi olan Küçük Mecmua'yı, “Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları” Prof. Dr. Şahin Filiz'in çeviriyazısıyla 2009 yılında yayınladı. Söz konusu eserin “Sunuş” yazısında Şahin Filiz; Atatürk'ün, “fikirlerimin babası” diye nitelendirip övdüğü büyük Türk filozofu Ziya Gökalp'in, ülkemizin ulusça siyasi, iktisadi, kültürel ve dini buhranları en şiddetli yaşadığı son yıllarda yeniden keşfedilmeye ve anlaşılmaya başlandığını vurgulamıştı. 

Gerçekten de Cumhuriyetimizin kuruluş harcında emeği olan Gökalp'in fikirleri, bugün de bizim için ufuk açıcı olmaya devam ediyor…

KİMDİR ZİYA GÖKALP?

Prof. Filiz, “Kimdir Ziya Gökalp?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

Ziya Gökalp'i, Türk ulus-devletinin doğumu arifesinde, işgal yıllarında, “mazlum” Türk ulusunun yanında yer alan gerçek bir Türk aydını olarak “adam gibi” filozof olduğunu açıklıkla belirten Türk düşünce yaşamının seçkin simalarından tanıyoruz. “Tek hocalı üniversite” olan Ziya Gökalp, emperyalist güçlerin tutsak ettikleri Malta ve Limni'deki çileli iki buçuk yıllık zor günlerinden sonra, memleketi Diyarbakır'a geçmiş; Türk ulusunu ülkemizin bu noktasından aydınlatmayı sürdürmüştür. Gazi Paşa, Ziya Gökalp'in ulusal aydınlanma hareketini Diyarbakır'da sürdürmesi konusunda takdirlerini bildirerek onu cesaretlendirmiştir: “… Mesela Ziya Gökalp Bey Diyarbekir'dedir. Gazetesinden bugün çok istifade edilir. Fakat oradan ayrılması memeleketi için çok zararlıdır. İki günlük hayatıyla Diyarbekir'de vücuda getirdiği hassasiyet şayan-ı dikkattir. Binaenaleyh zat-ı alileri gibi zevatın her biri başlı başına gidebileceğiniz muhitlerde bir alem vücuda getirebilirsiniz. 

Memleketin içinde bir yerde değil, 5-10 yerde nur merkezi, irfan merkezi husule getirmeliyiz ki memleket mes'ud olabilsin.” (Arı İnan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, TTK Basımevi, Ankara 1982, s.52) Gazi Mustafa Kemal'e göre Ziya Gökalp, İstanbul Topkapı Sarayı'nda oturan bir “adam” değil, Anadolu'nun en duyarlı yerinde ulusal birlik ve birlikteliği en sıkıntılı dönemlerde aklı, fikri ve irfanıyla oluşturmaya çalışan bir Türk filozofu, namuslu bir Türk aydınıdır. 

KÜÇÜK MECMUA

Ziya Gökalp felsefeden sosyolojiye, siyasetten ekonomiye pek çok konuda yeri hala doldurulamayacak yapıtlar kaleme almıştır. Bunlardan birçoğu bugünkü Türkçe'ye aktarılmış bulunmaktadır. Gökalp'in 1922'de Diyarbakır'da çıkarmış olduğu “Küçük Mecmua” adlı dergi Osmanlıca'dan günümüz Türkçesi'ne Prof. Dr. Şahin Filiz'in çeviriyazıyla kazandırılmıştır. Küçük Mecmua, Ziya Gökalp'in Diyarbakır'dan yaydığı ulusal aydınlanma ve bilinçlenme projesinin en önemli ayağını oluşturmaktadır. 

Derginin hemen her sayısında yer alan Ziya Gökalp'in yazıları onun sosyolog kimliğini öne çıkarmaktadır. Bu kimlikle daha çok tanınıyorsa da, çıkardığı bu dergi sayesinde onun filozofluğunu, Türk ve İslam tarihine ve halk bilimi ve edebiyatına olan derin bilgisini de keşfetmekteyiz. Küçük Mecmua, çok seçkin yazar kadrosu ve onların edebiyattan sanata, Türk halk kültüründen siyasete ve tarih biliminden antropolojiye kadar özgün yazılarıyla tam bir ansiklopedik içerik taşımaktadır. En dikkati çeken yazılar arasında, o günün Diyarbakır'ı ve o yörenin sorunlarıyla ilgili haftalık haberlere ve bilgilere yer veren yazılar bulunmaktadır. Ziya Gökalp, Diyarbakır'dan birlik ve birliktelik mesajları vermekte; Türk ulusal kimliğinin tüm farklılıkların üstünde ve ötesinde biricik kimlik olduğunu vurgulamakta; bu çevrede ulus-devlet oluşumunun felsefi ve sosyolojik temellerini oluşturmaktadır. Bugün etnik ırkçılık, terörü ve dış kaynaklı sömürgenleri (küresel emperyal güçleri) arkasına alan bölücü ve ayrıştırıcı çağrılarını daha yüksek sesle dillendirirken, Ziya Gökalp'in 1922'de yine Diyarbakır'dan milli birlik ve bütünlük mesajları vermesi çok anlamlıdır.

İLME DOĞRU

“Türklük hem mefkurem hem de kanımdır.” diye Ziya Gökalp'in, Küçük Mecmua'nın 1. ve 2. sayılarında yer alan iki makalesinin sonuç bölümleri, Gökalp'in fikir ve görüşlerinin bugün için de ne kadar güncel olduğunu kanıtlar nitelikte.

Küçük Mecmua 1. sayı “İçtimaiyat-Sosyoloji” köşesindeki “Türklerle Kürtler” başlıklı yazının sonu: 

Hülasa, Türklerle Kürtler bin senelik müşterek din, müşterek tarih, müşterek bir coğrafya neticesi olarak hem maddi, hem manevi bir surette birleşmişlerdir. Bugün ise müşterek düşmanlar, müşterek tehlikeler karşısında bulunuyorlar. Bu tehlikelerden ancak müşterek bir azim ile kurtulabilirler. 

O halde büyük bir kanaatle diyebiliriz ki, bu iki milletin birbirini sevmesi her iki taraf için hem dini, hem siyasi bir gerekliliktir. Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa Türk değildir, Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.

Küçük Mecmua 2. sayı “Musahabe-Söyleşi” köşesindeki “İlme Doğru” başlıklı yazının sonu:

Çağdaş devlet bir halk hükümeti olduğu kadar, bir ilim hükümetidir de! Çağdaş millet büyük sanayisiz, umumi hıfzıssıhhasız, şimendifersiz, elektriksiz, refahsız kalamaz. Çağdaş bir devlette çağdaş hukuka dayalı teşkilat yapmaksızın, milli iktisadiyatı yükseltmeksizin, halkçılıktan doğan hakiki hürriyetle hakiki eşitliği temin etmeksizin yaşayamaz. Bütün bu maddi ve manevi ihtiyaçları vücuda getirecek ancak müspet ilimlerdir. O halde milletin de, fertlerin de ilk vazifesi “ilme doğru” gitmek olmalıdır.

İNGİLİZ'DEN SAKIN

O dönemin işgalci İngilizleri'ne direnmeyi ve bütün varlığıyla Türk ulusunun ölüm-kalım savaşına katılmayı seçmesinin, işgalcilerin iktidarına açıktan karşı durmasının simgesi olan bir şiiriyle yazımızı noktalayarak Gökalp'i analım. Ve bugün yaşasaydı hangi işgale nasıl direneceğini düşünelim… Çünkü bugün de Türk ulusu ölüm-kalım savaşı veriyor. İngiliz'in yerini, içinde İngiltere'nin, AB'nin, ABD'nin de yer aldığı küresel emperyal güçler aldı. 

Gökalp'in bize aydınlatıığı yol, işgalci küresel güçlere karşı direnmenin ve bütün varlığımızla Türk ulusunun ölüm-kalım savaşına katılmanın, işgalcilerin iktidarına açıktan karşı durmanın yoludur.

6-7 EKİM OLAYLARINDA ZİYA GÖKALP MÜZESİ YAKILIP YAĞMALANDI.


Ziya Gökalp'in doğup büyüdüğü ev olup, okuduğu ve yayınladığı kitaplarla tam bir kültür hazinesi olan ve 1956 yılında müze haline getirilen bina, 2014 yılı Ekim ayında Diyarbakır'daki Kobani eylemleri sırasında günümüz etnikçi bölücü grupların saldırısına uğradı.

Fikirleri ile başedemeyecekleri için Ziya Gökalp'in manevi hatırasına saldıranlar, onun izlerini toprağından silmeye çalıştılar. Kültüre, yaşama, millete düşman olan barbarlar, Ziya Gökalp müzesine büyük hasar verdi.


DİCLE EROĞUL'un "AKLA, BİLİME SALDIRDILAR" BAŞLIKLI yazısı için TIKLAYINIZ.


 

Yangını itfaiye olaylar nedeniyle ulaşamayınca vatandaşlar söndürmeye çalıştı ama çabalar yetersiz kaldı. Kendilerine "siyasetçi" sıfatını veren bazı kişilerin çağrısı ile sokağa dökülen bilinçsiz kitle, Diyarbakır'da müzenin dışında da kütüphane ve benzeri yerlere saldırarak kültürel tahribata yol açtılar. Yaşamdan kopardıkları onlarca vatandaşımızın acısı nedeniyle; yıktıkları yaktıkları okulların, bilim yuvalarının ve tahrip ettikleri kültür hazinelerimizin acısını duyamadık bile...



Küçük Mecmua 6. sayı “Serhad Şiirleri” köşesinden

İngiliz'den Sakın

Kardeş dalgın çıkma yola,

Bir yol tut ki emin ola,

Onda varsa bir İngiliz,

Gitme sakın, fena bu iz:

Çalmaz yalnız o kimse ki,

Soymaz yalnız elbiseyi,

Ruhunu da bütün soyar,

Sende ne his, ne din koyar

O önce çalar vicdanını;

Sonra alır vatanını;

Vatanları odur yıkan;

Yüz devlete varis çıkan;

Odur boğan harsı,

Esir eden bin milleti..

Hind'i, Mısır'ı odur yutan,

Denizleri elde tutan..

Boğazlardan kaçmış iken,

İstanbul'a girdi sulhen:

Dağıtarak ordumuzu, 

Parçaladı yurdumuzu..

Tepemize astı balta:

Korkmayana hazır Malta!

Halifeye vurdu zincir,

Şerifleri etti ecir..

Gazilere açıp dava,

Şeyh İslam'dan aldı fetva..

Hiçe sayıp kinimizi, 

Alt üst etti dinimizi..

O göründü bu ülkede

Kaldı iman tehlikede..

Kabe bile ona tutsak,

Hak unutmaz, biz unutsak..

Medine'yi etti mahpus,

Peygamber'i kıldı me'yus,

Arafe'de saçtı bela.

Oldu her yer bir Kerbela..

Bütün dünya onun kulu;

Bir hür kaldı: Anadolu!

Odur açan zulme cihat;

Burcumuzdur, ona imdat.

Allah, resul, hep şehitler

Şimdi bizden bunu ister.

Ziya Gökalp

Hazırlayan : Dicle Eroğul



Etiketler: Ziya Gökalp - Dicle Eroğul - Türk - Kürt

Diğer KÜLTÜR-SANAT haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder


FOTO GALERİ

Minik yazarlar, Atatürk`ü yazdı: Ben Seni Hiç Görmeden Sevdim

#

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com