Aytun Çıray'dan açıklama - Oyunu bozmak için EVET dedim. | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> Aytun Çıray'dan açıklama - Oyunu bozmak için EVET dedim.23.05.2016 21:28

Aytun Çıray'dan açıklama - Oyunu bozmak için EVET dedim.

Aytun Çıray'dan açıklama - Oyunu bozmak için EVET dedim.


“EVET” DEDİĞİM İÇİN SONSUZA KADAR ÇOCUKLARIMIN VE EŞİMİN YÜZÜNE GURURLA BAKACAĞIM


Bu haber 1488 kez okundu.
CHP İzmir milletvekili Aytun Çıray, Antalya kampında dokunulmazlığın kaldırılması ile ilgili Anayasa değişikliğine EVET diyenlerle ilgili eleştirilere, sosyal medya hesabından cevap verdi.
Aytun Çıray oylamadan önce AKP'nin dokunulmazlık oylamasında referandum tuzağı kurduğuna dair açıklama yapmıştı. Ve bu açıklamaya uygun olarak da EVET oyu kullandığını açıkladı. Bunun için Genel başkandan talimat almadığını açıklayan Aytun Çıray, Muharrem ince'nin " çocuklarınızın yüzüne bakamayacaksınız" eleştirisine: "Oyunu bozmak için EVET dedim. EVET dediğim için sonsuza kadar çocuklarımın ve eşimin yüzüne gururla bakacağım dedi.

Aytun Çıray'ın açıklaması:

“EVET” DEDİĞİM İÇİN SONSUZA KADAR
ÇOCUKLARIMIN VE EŞİMİN YÜZÜNE GURURLA BAKACAĞIM


“Evet, ben, iradem dışında gelişen ve ülkemi önlenemez bir belâya sürükleyecek bu değişikliğe taktik nedenle “EVET” dedim. Evet, ben bu değişikliğe Erdoğan’ın beklentisini fos çıkarmak için “EVET” dedim. Evet, ben bu değişikliğe ülkemin zaman kazanması için “EVET” dedim ve bunun için başta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dahil kimseden talimat almadım. Böyle bir oyunu bozmak adına “EVET” dediğim için sonsuza kadar çocuklarımın ve eşimin yüzüne gururla bakacağım. Çünkü ben tekerlek kırıldıktan sonra yol gösterenlerden değilim.”

CHP milletvekillerinin Antalya kampına ne yazık ki önemli bir mazeret nedeni ile Sayın Genel Başkan’dan izin alarak katılamadım. Kampın siyasi konuşmalar bölümünde yapılan konuşmalar sızmasaydı eğer, siz değerli dostlarıma bu mektubu yazmama gerek kalmayacaktı. Ama orada yapılan konuşmaların içeriği ve kamuoyu tarafından paylaşılması üzerine eğer orada olsaydım neler söyleyeceğimi size yazmak istedim.

TUĞBA HEZER'İN DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILMALIYDI.

AKP, PKK ve HDP aslında çoğu zaman bir kayıkçı kavgası yaparlar. Bunu bildiğim için Tuğba Hezer kanlı katliam yapan canlı bombanın evine taziye için gidince “bunda bir iş var” diye düşündüm. Yapılan şey Türk milletine meydan okumanın yanında bir şeylere hizmet edecekti. Bu ne olabilirdi? Erdoğan’ın başkanlık yolunda bazı taktiksel çıkışlarının altyapısı olabilirdi. Bunu bozmalıydı(m)k. Hep söylerim; siyaset rakibinin niyetini okuma işidir. Bunun üzerine TBMM'de 23 Şubat 2016'da bir konuşma yaptım ve dedim ki:


"Sayın Başkan, dünyanın hiçbir medeni demokratik ülkesinde Tuğba Hezer'in yaptığı kabul edilemez. Bu nedenle, Sayın Genel Başkanımız bugün bu şahsın yaptığını "ihanet" olarak tanımladı. Dolayısıyla bu bir suçtur ve Meclisten talebim, bu şahsın tezkeresinin Meclise getirilerek dokunulmazlığın
ın kaldırılmasıdır. Ama aynı derecede Öcalan'la görüşünler de suçludur; bunu da ilave etmek istiyorum." (Konuşmanın video linki.)


https://www.facebook.com/tcAytunCiray/videos/528687847312564/


İşte değerli dostlarım CHP'nin durması ve direnmesi gereken yer burasıydı. Davutoğlu'nun taktiksel meydan okumasına dokunulmazlıklar ile ilgili üç anayasa değişikliği seçeneği götürerek oyuna gelindi. AKP'ye "Terör suçları dokunulmazlık kapsamında değil, öyle olsaydı sözde terörist olmakla suçladığınız Sayın Balbay milletvekili olmasına rağmen hapiste tutulmazdı. Üstelik dokunulmazlıkların kaldırılması için hiçbir anayasa değişikliğini gerek yok. Tuğba Hezer’in dokunulmazlığını kaldırmak için 276 oyunuz var. Getirin Tuğba Hezer'in tezkeresini kaldırın dokunulmazlığını" demeliydik.

AKP'NİN ANAYASA TUZAĞI

Bu arada AKP oyununun ikinci hamlesi geldi: süreci anayasa üzerinden tartıştırarak referanduma gitmek. CHP burada da oyuna geldi ve dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili AKP’ye üç anayasa değişikliği seçeneği sunarak referanduma giden yolu açtı. Sayın Genel Başkan’ın CNN’de yaptığı konuşmada, adeta anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz tarzındaki sözleri ise Erdoğan hakkındaki “Anayasa’yı ihlâl” iddialarımızı boşa düşüren bir durum yarattı.

Sonuç olarak CHP yönetiminin yukarıdaki tutumu, Devlet Bahçeli’nin korku ve panikle Erdoğan’a teslim olmuş olması 20 Mayıs Cuma günü yaptığımız Anayasa değişikliği oylamasına kadar getirdi süreci.

İşte tam bundan birkaç gün önce, 14 Mayıs Cumartesi günü Yeniçağ gazetesi köşe yazarı Sayın Ahmet Takan “Bostancı, gerçek niyetlerini açıktan ilan ediyor; başkanlık paketi ile dokunulmazlıklar aynı gün referanduma götürülecek. Ne diyorsunuz? sorusuna verdiğim cevabı 15 Mayıs’ta “Çift sandıklı büyük tuzak...” başlığı ile yazdı. Dediğim şuydu:

"Cumhurbaşkanı'nın eli siyasi tarihimizde görülmediği kadar çok muhalefet partilerinin içinde. Neden? CHP'ye ve MHP'ye yapılan kaset komplolarının ve son birkaç gündür yaşadığımız hukuk rezilliklerinin nedeni ne? Çünkü, 'tek adam rejimini' muhalefet partilerinin aktif veya pasif tutumları sayesinde kuruyor. Dokunulmazlıklar konusunda muhalefet partilerinin bilerek veya bilmeyerek izledikleri politikalar sarayın iktidarını ölümüne kadar garantilemesinin önünü açıyor. Muhalefet partilerinden biri, iktidarın kendi oy çoğunluğu ile kaldırabileceği dokunulmazlıkları anayasal sorun haline dönüştürmesine yardımcı oldu. Diğerinin başı ise koltuğunu korumak uğruna partisini anahtar teslimi Cumhurbaşkanı'na sunma gayreti içinde.
İşi, şimdi belirteceğim noktaya taşımaları kötülüğün zirve yapması demek olacak. Doğrusu bu önlenemezse her türlü referandum stratejisi de imkansız hale gelecek. Yani, dokunulmazlıkla
rla ilgili anayasa değişiklikleri Meclisten 330-367 aralığında bir onay alırsa, milleti yormamak için önüne iki sandık koyabileceklerini söyledi. Bu olasılık gerçekleşirse, ki muhalefetten 15 kişi bunun için yetecektir, inanın o zaman elimiz kolumuz bağlanır. 12 Eylül 2010 referandumundan çok beter duruma düşülür. Çünkü bu kampanya o zaman sadece PKK uzantısı olarak HDP'nin Meclisten atılmasına evet demeye dönüştürülür ve bu doğal olarak partili cumhurbaşkanına verilecek onayı çok daha fazla yükseltir. Çünkü bu durumda Cumhurbaşkanı meydanlarda sadece kendi cumhurbaşkanlığı için değil ‘PKK'lıların Meclisten atılması’ için de kampanya yürütecektir. Fakat, seçmenin önüne aynı gün iki referandum sandığı getirilmesi durumunda bütün denklem değişecektir. Yani seçmene bir sandıkta evet deyin diğerinde hayır verin demek iletişim stratejisi açısından çok ama çok zordur. İkisine de hayır deyin, dememiz halinde ise 'Vay CHP HDP'nin yanında' diyecekler. Oysa, Cumhurbaşkanı ikisine de 'evet' deyin, kurtulun diyecektir. Bununla baş edecek dahiyane bir strateji belki bulunabilirdi, ama bunun için medyanın mevcut medya olmaması, Güneydoğu'da da Türk Milletinin evlatlarını peş peşe kaybettiği ağır bir savaş yürütülmüyor olsaydı. O halde tek çare kaldı: CHP ve MHP dokunulmazlıklarla ilgili oylamanın 330'un altında kalmasını sağlamalı. Cumhurbaşkanı istiyorsa AKP çoğunluğu sayesinde hiç bir anayasa değişikliğine gerek kalmadan teröre karıştığı iddia edilen milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırabilir. Buna muhalefetten de destek gelebilir. Buyursunlar kaldırsınlar. Ayrıca terör suçları dokunulmazlık kapsamının dışında. Sayın Balbay milletveHABERİ OKUMAK İÇİN kili seçilmesine rağmen bu nedenle serbest bırakılmamıştı."

AYTUN ÇIRAY'DAN ÇİFT SANDIKLI BÜYÜK TUZAK UYARISI

Haberi okumak için TIKLAYINIZ


                      AYTUN ÇIRAY'DAN ÇİFT SANDIKLI BÜYÜK TUZAK UYARISI

18 Mayıs Çarşamba günü yapılan oylama gösterdi ki AKP dokunulmazlıkların sınırlı bir şekilde kaldırılmasını öneren anayasa değişikliği teklifini referanduma götürecek 330 ve üzerinde oyu MHP’nin açık desteği ile 20 Mayıs Cuma günü de sağlayacaktı.

Böyle bir referandumun sonuçlarının ne olacağını Sayın Takan’a özetlemiştim; ama bir diğer kötülüğü de ırkçılık yoluyla ülkeyi bölecek olmasıydı. Üstelik sonucu baştan belli olan ve bilinen nedenlerle ezici bir çoğunlukla Erdoğan’ın istediği gibi sonuçlanacak böyle bir referandum CHP milletvekillerinin muhtemel kaderlerini de etkilemeyecek ve dokunulmazlıkları uygulanan çok yanlış siyasetler yüzünden zaten kalkacaktı.

Bu durumda yapmam gereken çok açıktı: ülkemin birlik ve beraberliğini korumak, RTE’nin otokratik başkanlığını geciktirmek. O halde gelinen bu noktada önümde tek çare kalıyordu; dokunulmazlıkların kaldırılmasına “EVET” demek. Evet, ben, iradem dışında gelişen ve ülkemi önlenemez bir belâya sürükleyecek bu değişikliğe taktik nedenle “EVET” dedim. Evet, ben bu değişikliğe Erdoğan’ın beklentisini fos çıkarmak için “EVET” dedim. Evet, ben bu değişikliğe ülkemin zaman kazanması için “EVET” dedim ve bunun için başta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dahil kimseden talimat almadım. Böyle bir oyunu bozmak adına “EVET” dediğim için sonsuza kadar çocuklarımın ve eşimin yüzüne gururla bakacağım. Çünkü ben tekerlek kırıldıktan sonra yol gösterenlerden değilim.

Ve son olarak değerli dostlarım, “Tuğba Hezer taziye olayı" ile başlayan sürecin sonuna gelindiğinde Tuğba Hezer'i hatırlayan var mı ve neden Sayın Kılıçdaroğlu’na provokasyon yapıyorlar? Daha da önemlisi Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan bu adice provokasyonların zeminini hazırlayan CHP’liler kim?

CHP'de EVET - HAYIR tartışması

haberi okumak için TIKLAYINIZ

Kılıçdaroğlu'ndan sert uyarı - HDP ile imza vereni CHP'den atarım!

Etiketler: Aytun Çıray - Kemal Kılıçdaroğluş Muharrem İnce - CHP - terör - dokunulmazlık - HDP - Tuğba Hezer

Diğer SİYASET haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder


FOTO GALERİ

Minik yazarlar, Atatürk`ü yazdı: Ben Seni Hiç Görmeden Sevdim

#

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com