ADALET YÜRÜYÜŞÜ VE ADALETSİZLİK | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,5213 Euro : 4,1440 Bist : 107.202
Ana Sayfa >>ADALET YÜRÜYÜŞÜ VE ADALETSİZLİK 22.06.2017 00:49

ADALET YÜRÜYÜŞÜ VE ADALETSİZLİK

"Özgürlüğün de, Eşitliğin de, ADALETİN de kaynağı Milli Egemenliktir." Mustafa Kemal Atatürk

ADALET YÜRÜYÜŞÜ VE ADALETSİZLİK

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kontenjandan milletvekili seçtirttiği eski “gazeteci” Enis Berberoğlu, ilginç bir biçimde hüküm giyip tutuklanınca, “Yarın saat 11`de Güven Park`ta olacağım ve yürüyüşümüzü başlatacağız. Demokrasi, adalet bu ülkeye gelinceye kadar. Elimde sadece bir afiş olacak. Adalet yazacak üzerinde. Adalet.” diyerek ertesi gün Enis Berberoğlu`nun yattığı İstanbul Maltepe Cezaevi`ni varış noktası olarak belirlediği yürüyüşüne Ankara`dan başladı.

Aslında, Türkiye’de Hukuk, çok uzun yıllardan beri siyaseti biçimlendirmede kullanılan bir araca dönüştürülmüş durumda idi.

Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalardan çok öncesinde bile Türkiye`de hukuk, bazı güçlerin ve çoğunlukla da arkasında emperyalizmin olduğu güçlerin elinde bir manivela işlevi görüyordu. Geçmişten bir örnek; bugün Türkiye`yi tek başına yönetmeye soyunan Recep Tayyip Erdoğan`ın, sahte bir şiir okuması sonucu yargılanarak hüküm giymesi ve kendisini Pınarhisar Cezaevinde bekleyen dostlarının yanında istirahata çekilmesidir. 

Enis Berberoğlu hakkındaki yargı kararı konusundaki soru işaretini böylece koyarken, eski “gazeteci” ve “milletvekili” Enis Berberoğlu`nun, Pensilvanya ziyaretinden sonra Fethullah Gülen`i lider olarak övmesini  ve AKP`nin ihanet projeleri olan sözde “barış” süreci ile kumpas davalarında iktidarın yanında yer almış olmasını burada hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Dolayısıyla, Enis Berberoğlu’nun kaldığı hapishaneyi hedef alan bir yürüyüşün, hedefinin yanlış olduğu açıktır. 

Yanlış bir hedefe doğru başlatılan bir yürüyüşü, Türk milletine benimsetmeniz mümkün müdür?

Kılıçdaroğlu`nun yürüyüşe başlarken kullandığı “adalet gelinceye kadar...” ifadesi ise, ABD`nin, Irak’ı işgal ederken kullandığı “demokrasi getireceğim” ifadesini çağrıştırmaktadır

Adalet, demokrasi gibi ilkeler, “gelecek”, “getirilecek”, “götürülecek” kavramlar değildir.

Milli Egemenliğin, referandumla yok edildiği, yargının tamamen siyasallaştırıldığı gerçeği ortada dururken, siz milli egemenlik ve henüz tartışması tamamlanmamış anayasa mücadelesi vermek yerine, bu şekilde adalet gelecekmiş gibi “adalet gelinceye kadar” yürüyeceğim  diyorsanız, halkı aldatıyorsunuz,  uğruna yürüdüğünüzü söylediğiniz “adalet” ilkesinin içini boşaltıyorsunuz demektir.

"Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz."

Bağımsızlığına sahip olamayan bir millet adalete de kavuşamaz. Uşaklar için "adalet", ancak efendilerinin uygun gördüğü kadar "adalet"tir. Bağımsızlık olmadan adalet olmaz. Bağımsızlık mücadelesi verilmeden adalet sağlanamaz.

Bağımsızlık hedefinin olmadığı bir mücadele, ülkeye yarar değil, zarar getirir. Arap Baharını, yakın bir örnek olarak hatırlamak yeterlidir sanırım.

Kılıçdaroğlu`nun başlattığı “adalet” yürüyüşünü, iyi niyetle ve çaresizlikle destekleyenler, yürüyüş boyunca yapılan kısa açıklamaları duyuyorlar mıdır?

Yürüyüş boyunca Kılıçdaroğlu’nun  ne bağımsızlıktan, ne milli egemenlikten ne de iktidarın yakın zamanda şaibeli referandumla kabul edildiğini ilan ettiği anayasa değişikliğinden söz etmediğinin farkında mıdırlar?

Açıklamalar bir tarafa,  Yürüyüş atmosferinde de bağımsızlık ve milli egemenlik simgelerinin kullanılmaması  iktidarın karşı propagandasına sebep olmaktadır.

Hal böyle iken, yazar Barış Doster gibi, bazı iyi niyetli yorumcuların, Kılıçdaroğlu`nun yürüyüşünü, Mustafa Kemal`in Bandırma vapuru ile Samsun`a çıkmasına benzetmesi ise, tam bir gaflettir.  Bu benzetme, Mustafa Kemal Atatürk`ün, milleti ile birlikte vermiş olduğu dünyadaki ilk ulusal bağımsızlık mücadelesinin anlam ve önemine darbe vurmak, bu olağanüstü mücadeleyi küçümsemektir.

Mustafa Kemal Atatürk`ün en imkânsız görülen olağanüstü başarılarının ardında hep “doğru hesaplar” vardır. Atatürk, “hesap uzmanı” değildir ama, gerçek bir “hesap adamı”dır. Aslında bu mücadele, “hesap uzmanlığı”yla yapılacak mücadele de değildir.

 “Kuvayı milliye hesaptır, hesap” diyen Atatürk, Bandırma vapuru ile Anadolu`ya geçmeden önce “neden altı ay İstanbul`da kaldığını” anılarında şöyle açıklamıştır:

Verilmiş bir kararım varken onu neden hemen uygulamıyorum? Ben de hemen söyleyeyim ki, ağır ve kesin bir kararın doğruluğuna inanmak için durumu her köşesinden değerlendirmek lazımdır.

Yolunda yürüyen bir yolcunun, yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.”

Atatürk, zamanın uluslararası dengelerini dikkatle kollayarak, Anadolu’da, Anadolu için, Anadolu halkıyla, emperyalizme karşı savaşa girmiş ve kazanmıştı.

Burnunun ucunu bile göremeyen eski “hesap uzmanı”, yeni “siyasetçi”nin yürüyüşünü, “ufkun ötesini görme ve bilmenin” ötesinde şekillendiren bir liderin mücadelesine benzetmek,

Yani, Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelesini, emperyalizmi ağzına bile almayan Kılıçdaroğlu`nun yürüyüşüne benzetmek, herşeyden önce Atatürk`e karşı yapılmış en büyük ADALETSİZLİKTİR.

Bizlere yol göstermek için milletiyle birlikte vermiş olduğu bağımsızlık ve vatan mücadelesini adım adım anlattığı NUTUK adlı eserinde Atatürk şöyle der:

“Yalnız mitingler ve gösteriler büyük gayeleri hiçbir vakit gerçekleştiremez. Bunlar, ancak milletin bağrından fiilen doğan ortak güce dayanırsa kurtarıcı olur. Zaten acı olan durumu tehlikeli şekle sokan en etkili sebep, İstanbul`daki muhalif akımlar ve milli davayı yaralı bir şekilde yüzüstü bırakan siyasi ve gayri milli propagandalardır. Bunun cezasını vatanımız aleyhinde fazlasıyla görmekteyiz.”

Milli davayı yaralı bir şekilde yüzüstü bırakan siyasi ve gayri milli propagandalar, bugün de vatanımız aleyhine işliyor.

Soğuk Savaş sonrası dönemin bittiği ve dünyada yeni bir paylaşım savaşının yaşandığı günümüzde ufkun ötesini görmek ve bilmek bir yana önünü görmekten aciz, başlangıç ve varış noktası yanlış, hedefi yanlış, sloganı yanlış, simgesi yanlış, bileşenleri yanlış, Kılıçdaroğlu`nun kişiselleştirdiği söylemlerle ilerleyen bu yürüyüş, ülkemize yarar değil zarar getirecektir.

Ülkemizin gündeminden önemli konuları düşürerek, Kıbrıs, Güney sınırlarımızda kurulmakta olan ihanet yuvaları, Barzani`nin referandum çıkışı gibi konuları gündem dışına iterek, emperyalizme karşı mücadele başlatılmasını engellediği için bu zararı somut olarak hissedebiliyoruz.

Emperyalizme karşı durmadan adalet aranmaz.

Ulu Önderimiz adaleti nerede arayacağımızı çok net ifadelerle dile getirmiş. Bugün için de kurtuluşumuz, O`nun yoludur.      

 “Bütün dünya istiyor ki, artık yeryüzünde emperyalizm zulmü nihayet bulsun, insanlar ve milletler için yeni bir devir, bir ADALET ve istirahat devri açılsın. Biz de böyle istiyoruz ve onun için uğraşıyoruz.” M.Kemal Atatürk


Dicle Eroğul

Sinan Meydan`ın “Atatürk`ün Gizli Kurtuluş Planları - Parola Nuh” ve “Atatürk`ün Akıllı Projeleri - Akl-ı Kemal” adlı kitaplarından yararlanılmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI 


http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com