AKLA BİLİME SALDIRDILAR | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6814 Euro : 4,3410 Bist : 106.926
Ana Sayfa >>AKLA BİLİME SALDIRDILAR 14.10.2014 10:43

AKLA BİLİME SALDIRDILAR

Diyarbakır`da IŞİD bahanesiyle çıkarılan terör olaylarında, Ziya Gökalp`in doğduğu ve daha sonra müze haline getirilen evi de hedef oldu. Ziya Gökalp Müzesi, yüzleri maske ile kapalı teröristler tarafından molotof atılıp yakılarak tamamen tahrip edildi. Müzedeki önemli eserler ise yağmalandı. Ayrıca müze envanterinde bulunan yaklaşık 20 tarihi eser çalındı, eşyalar tahrip edilerek kullanılamaz hale getirildi. Çok sayıda kitap da yandı.

Ziya Gökalp, çocukluk hayatını anlattığı Yeni Mecmua’da “Fakat geceli gündüzlü meşgul olduğum bir şey varsa o da kitap okumaktı. Yedi yaşındayken, Aşık Garib, Kerem ile Aslı, Şah İsmail gibi kitaplardan bir kolleksiyonum vardı. Bir iki sene sonra tiyatro kitaplarına, daha sonra romanlara, şiir ve edebiyat kitaplarına sarıldım.” diye yazar. "Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün dava arkadaşı Ziya Gökalp’in de çocukluktan itibaren en büyük besin kaynağı kitaplardı. Ölümsüzlüğe göç edişinin 90. yıldönümü yaklaşırken, doğduğu evindeki kitaplarının, barbarlarca yakılacağını öngörebilseydi, kahrolurdu.

Akla, bilime düşman yaratıkların, ülkemizi ve bölgemizi ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyen güç odaklarının emrinde birer piyon olmanın ötesinde bir değerlerinin olmadığını hepimiz biliyoruz ancak bu vandalları hala halkın bir kesiminin, masum insanların temsilcisi imiş gibi göstermeye çalışanlar var. Bu yapılanları, protesto gösterileri ya da sınırlarımızın ötesindeki terör vahşetini kınama eylemleri olarak görüp göstermek; okul ve kütüphane yakıp yıkan, Türk Bayrağını yakan, Atatürk heykellerine saldıran, müzeleri tahrip eden, insanları öldüren, kitap yakan akıl, bilim, insanlık düşmanı barbarları aklama anlamını taşımaktadır.

Suriye’nin Ayn el Arap bölgesinde terör örgütleri arasındaki çatışmayı, ülkemize taşıyan faşist vandalların, Kürtleri temsil ettiğini düşünmek, eğer ihanet değilse, çok büyük bir gaflet ve dalalettir. Atatürk’ün “fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tir” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelinde yatan Türk Devrimine katkısını dile getirmiş olduğu Ziya Gökalp, “Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa, Türk değildir, Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.”sözlerini bilimsel tezlere dayandırmıştır. "Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler" adlı çalışmasında ise Türklerle Kürtlerin tarihsel, dinsel ve kültürel olarak içiçe geçtiklerini öne çıkarıyordu. İlk Türk sosyoloğu olan Gökalp’e göre; Türkmen ve Kürt aşiretleri biribirlerine karışmakta ve hatta karışmış halde ayrı birer aşiret haline gelmekte de bir beis görmemişlerdi.

Prof. Dr. Şahin Filiz, Ziya Gökalp’in 1922 yılında Diyarbakır’da çıkarmış olduğu “Küçük Mecmua” adlı dergiyi, Osmanlıcadan günümüz Türkçesine kazandırdığı kitabının, Sunuş  bölümünde şöyle yazmış: “Ziya Gökalp, Diyarbakır’dan birlik ve birliktelik mesajları vermekte; Türk ulusal kimliğinin tüm farklılıkların üstünde ve ötesinde biricik kimlik olduğunu vurgulamakta; bu çevrede ulus-devlet oluşumunun felsefi ve sosyolojik temellerini oluşturmaktadır. Bugün etnik ırkçılık, terörü ve dış kaynaklı sömürgenleri arkasına alan bölücü ve ayrıştırıcı çağrılarını daha yüksek sesle dillendirirken, Ziya Gökalp’in 1922‘de yine Diyarbakır’dan milli birlik ve bütünlük mesajları vermesi çok anlamlıdır.”

“Türklük hem mefkuremhem de kanımdır.” diyen Ziya Gökalp’in, Türk ulus-devletinin doğumu arifesinde, işgal yıllarında, “mazlum” Türk ulusunun yanında yer alan gerçek bir Türk aydını olarak; ülkemizin bölünmeye, Cumhuriyetimizin tasfiye edilmeye çalışıldığı bugünlerde saldırıya uğraması elbette tesadüf değildir.

Ölüm döşeğinde bile “Ne yazık, kafamdaki fikirleri veremedim; eserimi tamamlayamadım. Bunları hep beraber götürüyorum” diye hayıflanan Gökalp’in fikirlerine, sonsuzluğa göçüşünün 90. yıldönümü yaklaşırken bile saldırılıyor olması, O’nun fikirlerinin ölümsüzlüğünü kanıtlamaktadır. “Asri milletler sırasına geçmek için vücudu mutlaka lazım olan bazı şartlar var: Bunlardan en birincisi ‘ilme doğru’ gitmektir.” diyen Gökalp’e saldıranlar, toplumumuzu Ortaçağ karanlığına taşımak isteyen barbarlardır.

Akıl ve bilim düşmanı faşist güçlerin azgın saldırıları, Ziya Gökalp müzesi üzerinden Ziya Gökalp’in temsil ettiği değerlere ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinedir. Ancak tarih, barbar güçlerin yenilgiden kurtulamadıklarına şahit olduğumuz bir laboratuvardır. Bugün Ziya Gökalp müzesini tahrip etmiş olsalar da barbarlar, tarihin çöplüğünde yok olup gidecekler, Ziya Gökalp ve temsil ettiği değerlerin vücud bulduğu Türk Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda İngilizler tarafından Malta’ya gönderilen siyasi mahkumlar arasında bulunan Ziya Gökalp’in, sürgünde iken kendisine saldırıda bulunan Ali Kemal’e yanıtı ile Ziya Gökalp müzesine yapılmış olan vahşi saldırıyı kınıyor; ölümünün 90. yıldönümü olan 25 Ekim 2014 günü yaklaşırken, Ziya Gökalp’i sevgi ve saygıyla anıyorum. Ruhu şad olsun...

Ziya Gökalp Ali Kemal`e,

Ben Türküm! diyorsun, sen Türk değilsin!  Ve İslamım! diyorsun, değilsin İslam!  Ben, ne ırkım için senden vesika,  Ne de dinim için istedim ilam!  Türklüğe çalıştım sırf zevkim için,  Ummadım bu işten asla mükafat!  Bu yüzden bin türlü felaket çektim,  Hiç bir an esefle demedim: Heyhat!  Hatta ben olsaydım: Kürt, Arap, Çerkez;  İlk gayem olurdu Türk milliyeti  Çünkü Türk kuvvetli olursa, mutlak,  Kurtarır her İslam olan milleti!  Türk olsam olmasam ben Türk dostuyum,  Türk olsan olmasan sen Türk düşmanı!  Çünkü benim gayem Türkü yaşatmak,  Seninki öldürmek her yaşatanı!  Türklük, hem mefkurem, hem de kanımdır:  Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil!

Çağdaş Ulusal Çizgi

 Dicle EROĞUL


http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com