ANADOLU PARTİSİ GENEL SEKRETERLİĞİ’NDEN İSTİFAMA İLİŞKİN AÇIKLAMA | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,8685 Euro : 4,5492 Bist : $17.727
Ana Sayfa >>ANADOLU PARTİSİ GENEL SEKRETERLİĞİ’NDEN İSTİFAMA İLİŞKİN AÇIKLAMA 25.04.2015 17:04

ANADOLU PARTİSİ GENEL SEKRETERLİĞİ’NDEN İSTİFAMA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Gerçeğin ne olduğuna bakmadan onu değiştirmenin sihirli bir formülü yok. Bir şeyi değiştirmek için önce ne olduğunu görmek gerekiyor

Bu ay başında Anadolu Partisi`ndeki görevlerimden istifa ettiğimde hiçbir açıklama yapmamış, arkadaşlardan gelen soruları bile yanıtsız bırakmıştım. Onlara bir açıklama borçlu olduğumun farkındayım.

Siyaseti değiştirmek için Anadolu Partisi`ni kurmuştuk. Hep şunu savundum: Ülkemiz eşsiz coğrafyasının yanı sıra olağanüstü yetenekte bir nüfusu barındırıyor. Her mesleğin en iyisini yetiştiren ve dünyada hiçbir millete nasip olmamış bir lidere sahip öyle bir toplum ki, ulu önderi Mustafa Kemal Atatürk yüzyılları aşan öngörüsüyle her konuda yol gösterici olmaya devam ediyor. Ancak bu zenginlikleri refaha ve çağdaş yaşam biçimine dönüştürecek sistem kurulamıyor, kurulması önleniyor. Bunun da tek sorumlusu gelmiş geçmiş tüm siyasiler ve kurulu olan siyaset düzeni. Dünya standartlarında okullar açmış, dünya çapında başarılara imza atan beyinler yetiştirmiş bir ülkenin bu nitelikli kişilerden yararlanmasının önünde engel oluşturan siyaset yapma biçimini sorgulamadan ve değiştirmeden içinden çıkılacak bir süreç değildi, ülkemizin içinde bulunduğu ortaçağa dönüş süreci.

Ancak siyaseti değiştirmek, siyasete yeni bir pencere açmak için kurduğumuz Anadolu Partisi`nde giderek eski tip siyasetin içerisinde boğulmaya başladım. Siyasete açılacak yeni pencereden nefes almayı beklerken, eski siyaset anlayışının hüküm sürdüğü bir ortamda oksijensiz kaldım. “Bizim bir davamız var” diyerek kurmuştuk Anadolu Partisi’ni, Atatürk  ilke ve devrimlerinin, Türk Bağımsızlık ve Cumhuriyeti’nin davasıydı bu dava. Siyaseti meslek edinmişlerin yöntemleri ile savunulamayacak bir davaydı.

İçimdeki adalet duygusunu inciten olaylara engel olamamak, soluduğum havayı her geçen gün daha da ağırlaştırdı. Gidenlerin ardından yetkililer tarafından yapılan değerlendirmeler, adalet duygumun yanı sıra emeğin kutsallığına olan inancımı da incitti. Siyaset benim için her şeyden önce ilke ve duruş demekti. Değerlerime uymayan bir atmosferde doğruları savunmak zorlaşmıştı. Bu koşullarda ülke için, Cumhuriyet davası için mücadele etmem mümkün değildi.

İstifam konusunda açıklama yapma gereksinimi duymam, hem bana soru yöneltmiş olan arkadaşlarıma ve kamuoyuna karşı bir zorunluluktu, hem de arkamdan atılan yalana karşı doğruyu açıklama gereğini hissetmemdendi. İstifamı, kendi olanaklarımla kurmuş olduğum Partinin internet sitesine gelen ve yetkililer tarafından değerlendirilen binlerce mesajı aylarca tekelimde sakladığıma dair asılsız ve çirkin iddialara bağlayan mesajlar, sosyal medyada yazıldı çizildi ve en önemlisi bu iddiaların yönetim katında tekrarlandığını duydum. Bu iddialar karşısında söyleyebileceğim tek şey Kayahan`ın “Ben Anadolu Çocuğuyum” adlı şiirindeki “Yılandan korkmadım yalandan korktuğum kadar” dizesidir. Partinin adındaki “Anadolu”ya yakışır bir biçimde mert olunması talebimi ve emeğe saygı gösterilmesi dileğimi bilmem burada tekrarlamama gerek var mı?

Bu açıklamaların sosyal medyada yapılmasını eleştiren arkadaşlardan, sosyal medyayı özümsemelerini rica edeceğim peşinen. Sosyal medya, bireysel hak ve özgürlükleri kullanmanın bir aracıdır; bireylerin ifade özgürlüklerini yaşama geçirdikleri bir  alandır. Sosyal medyayı sınırlamaya çalışan zihniyet, iktidara hakim olan zihniyetle eşdeğerdir. Bireysel açıklamalardan Partinin zarar göreceğini düşünerek rahatsız olanların, bireysel açıklama yapılmasını eleştirenlerin, bireye karşı devleti korumak için önlemler alan iktidarın yasakçı anlayışı ile aynı paralele düştüklerini görmeleri gerekmektedir. Ayrıca geriye dönüp kimlerin sosyal medyadan istifa açıklaması yaptıklarını hatırlamalarında da yarar vardır.

Açıklamamı, bu ay içerisinde aramızdan ayrılan Uruguaylı gazeteci, yazar Eduardo  Galeano`nun sözleriyle sonlandırmak istiyorum: “Gerçeğin ne olduğuna bakmadan onu değiştirmenin sihirli bir formülü yok. Bir şeyi değiştirmek için önce ne olduğunu görmek gerekiyor.”

Her zaman ve her zeminde gerçeklere saygı duyulması dileğiyle kamuoyuna saygıyla duyurulur. Dicle Eroğul...

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com