ARTIK BİZİM KONUŞMA ZAMANIMIZ GELDİ | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6814 Euro : 4,3410 Bist : 106.926
Ana Sayfa >>ARTIK BİZİM KONUŞMA ZAMANIMIZ GELDİ 07.06.2015 02:50

ARTIK BİZİM KONUŞMA ZAMANIMIZ GELDİ

Artık söz bizde, yani vatandaşta... Arınmanın zamanı geldi

Sizi bilmem ama bana asırlar gibi geldi. Seçim propagandaları sanki asırlardır sürüyor. Onlar yorulmadı, ben yorgun düştüm. Zehirlenmişim gibi hissediyorum kendimi. Görsel, işitsel her türlü kirlilik kapladı dört bir yanımızı. Bu kadar yalanı, dolanı, riyayı, seviyesizliği ve iki yüzlülüğü, bu kadar yüksek dozda hangi canlı kaldırabilir? Bütün değerleri yerle bir edip yükselmek, yaşamı hiçe sayıp çıkarlarını korumak için ürkütücü bir çaba sergiliyorlar. Bu topraklar çok ihanet gördü ama bu kadarına da şahit olmamıştı. Seçimde oy toplayabilmek için “tavuklarına kadar öldürün” talimatını veren bir caniyi, önder kabul edenler, “büyük insanlığı” düştüğü yerden kaldıracaklarmış! Yaşadığımız tek kelimeyle “cinnet” hali.

Artık söz bizde, yani vatandaşta... Arınmanın zamanı geldi...

“Seçimin esaslı yönü, vatandaşın seçimde oyunu kullanması hakkıdır. Bu hak, yasanın saygın gördüğü bir fikri ifade ve anlatma yeteneğidir. Seçim, milli egemenlik prensibinin fiilen uygulaması olduğundan buna katılmanın her vatandaş için hak olduğu meydandadır.” (Atatürk’ün Medeni Bilgiler kitabı)

Oy kullanmak bireyin kendini ifade aracıdır, milli egemenliğin temelidir. Futbol maçında takım tutmaya indirgenemeyecek kadar kutsal bir haktır, oy kullanma hakkı. Seçimi bir futbol maçına indirgeyenler, demokrasiye ve Atatürk’ün temelini atmış olduğu Cumhuriyetimize çok büyük zarar vermektedirler. Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz, herhangi bir şekilde tanımlanan gruplar ya da tüzel kişilikler üzerine değil, birey üzerine kuruludur. Oyun tek sahibi bireydir, bizzat kendisidir. Bireyin oyu başka hiçbir gruba ya da kuruma hasredilemez. Dolayısıyla şu ya da bu partinin oylarının bölünmesinden bahsedenler, demokrasiyi içine sindirememiş, Cumhuriyetimizin temel niteliğini benimseyememiş kişilerdir.

“Öte yandan vatandaşlar, ortak çıkar ve ikinci derecede olanlarına karar verirken hep beraber dikkatli olmak mecburiyetindedirler. Bu görüş açısı, seçimi vatandaşlar için bir vazife hükmüne koyar. Bu takdirde seçim görevinin onu yürütmeye yetenekli olduğuna hükmedilenlere yönelmesi gerekir.” (Atatürk’ün Medeni Bilgiler kitabı)

Oy kullanma hakkı, bireye çok dikkatli olması gereken çok büyük bir görev yüklemektedir. Yıllardır sadece kazanan/kaybeden ekseninde kumar oynar gibi oy kullananlar yüzünden Cumhuriyetimiz böylesine zarar görmüştür. “Oy namustur” diye bir söz vardır. Bu söz, oy kullanmanın ne kadar hassas bir eylem olduğunu anlatmak için söylenmiştir. Atatürk’ün, Cumhuriyetin temeli olarak belirlediği akıl ve bilim, oy kullanma işlemimizde devreye girmezse, Cumhuriyetimizi yıkıma sürükleriz. Karşıtlıklar üzerine, kutuplaşma üzerine yürüyen siyasetin oyumuzu belirlemesine izin vermemeliyiz. Bugün için kutuplaşma üzerinden oy belirleme siyaseti, o kutuplaşmadan en çok nemalanan iktidar partisinin lehinedir.

Peki akıl ve bilim nasıl oy kullanmamızı gerektiriyor? Oyumuzu belirlerken kutuplaşma zihniyetinden kurtulmamızı, fotoğrafın tümünü görmemizi, ülkemiz üzerine oynanan oyunları algılamamızı, milletimizi parçalama senaryolarının farkına varmamızı gerektiriyor. Atatürk’ün şu sözlerini hiç unutmamalıyız: “Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” Küresel emperyal odakların bize dayattığı tüm seçenekleri elimizin tersiyle itmemiz, kendi seçeneğimizi kendimiz yaratmalıyız. Bize dayatılan seçenekler arasında seçim yapmak zorunda değiliz. Biz, “Ya istiklal ya ölüm” diyerek canı pahasına bağımsızlığı için savaşmış dedelerin torunlarıyız. Ve çocuklarımıza bağımsız ve özgür bir ülkede başları dik onurlu bir gelecek bırakmak istiyorsak, bize dayatılanları değil, kendi yarattığımızı seçmeliyiz. Atatürk’ün “Millî benliğini bulamayan milletler başka milletlere şikâr olurlar" sözü, günümüz küresel dünyasında geçerliliğini korumanın yanısıra daha da önem kazanmıştır. Milletimizin kimlik siyaseti ile bölünmesi karşısında tepkimizi oyumuzla dile getirmeliyiz.

Unutmayalım, birinci vazifemiz “Türk istiklal ve cumhuriyetini” sonsuza kadar korumak ve savunmaktır. “Türk istiklal ve cumhuriyeti”ni; Anayasa’dan “Türk” kimliğinin çıkarılmasını savunanlara, Cumhuriyet kanunlarını hiçe sayarak Tunceli’ye Dersim, Diyarbakır’a Amed diyenlere, Ermeni “soykırım” iftirası karşısında dik duramayıp Atalarımızın soykırımcılıkla suçlanmasına ses çıkarmayanlara oy vererek korumamız ve savunmamız mümkün değildir. Kısacası birinci vazifemiz, emperyal planlara karşı çıkmamızı ve oyumuzu buna göre belirlememizi gerektiriyor.

Sonuç olarak ben oyumu, şu ya da bu karşıtlık ya da kutuplaşma üzerine değil; bize dayatılan Sevr`i yırtıp atma, Atatürk`ün Nutuk`ta bahsettiği "asırlardır Türk milleti aleyhine işlenmekte olan suikasti" boşa çıkarma yolunda, özgürlük ve bağımsızlığı temel alan Türk devrimini tamamlama ideali doğrultusunda kullanacağım. 
Dicle EROĞUL

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com