Partiyi koruyalım ama Cumhuriyet yıkılırken, millet yok edilirken, Parti’yi nasıl koruyacağız? | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6814 Euro : 4,3410 Bist : 106.926
Ana Sayfa >>Partiyi koruyalım ama Cumhuriyet yıkılırken, millet yok edilirken, Parti’yi nasıl koruyacağız? 06.11.2014 14:30

Partiyi koruyalım ama Cumhuriyet yıkılırken, millet yok edilirken, Parti’yi nasıl koruyacağız?

Ahmet Hakan’ın, “Tarafsız Bölge” programına konuk olan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi dinleyince, Eylül ayı başındaki Olağanüstü Kurultay’da olduğu gibi “paratoner” görevini üstlendiğini düşündürdü.

 Bildiğiniz gibi; Paratoner veya yıldırımsavar, havadaki elektrik yükünü toprağa aktarmayı amaçlayan araçtır. Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi’nde hava oldukça elektrik yüklenmişti. Ekmeleddin İhsanoğlu’na imza vermemiş olan Milletvekilleri, seçim sonrası sessizliklerini bozdular. Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kurultay çağrılarına “İmzayı toplasınlar” diyerek meydan okuyordu. Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, 12 Ağustos 2014 günü, Genel Başkan’ı görevini bırakmaya ve Kurultayı toplamaya davet eden basın açıklaması yaptı. Hemen ertesinde Kılıçdaroğlu Kurultayı toplayacağını açıkladı, tabii görevini bırakmadan. Ve hemen ertesinde de Muharrem İnce, Genel Başkan adayı olarak ortaya çıktı. Çünkü hava elektriklenmişti, paratoner görevini üstlenecek biri gerekiyordu. Kurultay süreci gösterdi ki, Muhharem İnce, paratoner görevini başarıyla yerine getirdi ve tabandaki tepkiler nedeniyle oluşan elektrik yükünü toprağa aktardı.

Olağanüstü Kurultayda yıldırım boşalması önlenmişti ancak havadaki negatif yüklü bulutları daha da artıracak gelişmeler yaşandı. CHP’nin dönüştürülüyor olmasından kaynaklanan elektrik yükü, bu dönüşümü daha da hızlandırmak üzere Parti Meclisine hülle ile sokulan Atatürk’ün Laik Cumhuriyet ideolojisine sahip olmayan kişiler sayesinde daha da arttı. Ve nihayet Emine Ülker Tarhan’ın 31 Ekim 2014 tarihinde istifa etmesiyle birlikte yine yıldırım tehdidi doğunca, paratonerin yine devreye girmesi gerekti.

Paratonerin negatif elektrik yükünü çekebilmesi için pozitif olması gerekir. Yani muhalif kanadı çekebilmesi için Yönetimi eleştiriyor olması gerekir. Bu nedenle Muharrem İnce, Yönetimin yanlışlarını eleştiriyor gibi yapmakta ama aslında misyonu, elektrik yükünü toprağa aktarmak yani muhalefeti boğmak. Ahmet Hakan’ın misyonu zaten belli, program boyunca sorularıyla yönlendirme görevini başarıyla yerine getirdi.

Muharrem İnce’nin istifa konusunda sergilediği yaklaşım doğru olsa, İsmet İnönü’nün CHP’den istifası anlaşılamaz. “Parti yönetimi yetkiyi kullanırken program dışına, tüzük dışına çıkabilir.” söylemi talihsiz bir ifade idi. Hukuksuzluğu normal gören, bunun düzeltilmesini Kurultaylara ve seçim mücadelesine bağlayan bu yaklaşım çok tehlikeli olabilir. Bu söylem, iktidarın hukuksuzluklarını, genel seçimlerle gidermeyi meşrulaştırmaya kadar varacak bir zihniyeti simgeler.

Muharrem İnce, Emine Ülker Tarhan’ın istifası ile ilgili soruya verdiği yanıtla ise demokrasi anlayışını sergiledi. Kendisinin bakışının farklı olduğunu açıklamak için Tarhan’ın yetişkin yaşlarında, devlet memurluğundan Partiye geldiğini vurgulayarak çalışma anlayışını da gösterdi. İnce’ye göre çalışmak, duvarlara yazı yazmak, ilçe başkanlığı, il başkanlığı yapmak, kısacası çeşitli makamlarda bulunmaktı. Emine Ülker Tarhan için “Partide bir emeği yok, mücadelesi yok” diyerek küçümseme yoluna saptı. Devlet memurluğunun, halka hizmet yeri olduğunu, Partinin de, halkın oyu, emeği ve Hazine’den aktarılan parasıyla yaşadığını gözardı etmenin halkçılıkla pek alakası olamazdı ama paratonerin yükü boşaltması için bu küçümseme gerekliydi. Partiyi, feodal bir yapılanma, bir zümrenin malı olarak gören bir zihniyetin tezahürüydü bu sözler.

İnce’nin mücadele anlayışının, koltukların sahiplerinde değişiklik yapmakla sınırlı olduğu sözlerinden çok net bir biçimde anlaşılıyordu. “Partide bazı şeylerin yanlış gittiğinin farkındayız. Bazı arkadaşlarla ideolojik farklılıklar var.” diyerek muhalefet görüntüsünü sürdürdü. Ancak “ideoloji” kavramını, içini boşaltarak kullandığı da ortaya çıktı. Siyasal Partinin bir ideolojisi olur, Partideki kişilerin ayrı ayrı ideolojileri olmaz. İnce “Partiye olan hizmet herşeyin üstündedir.” sözleriyle; ülkemizin bölünme, Cumhuriyetimizin tasfiye, milletimizin ise yok edilme sürecinde olduğumuz bugünlerde, CHP’nin izlediği AKP politikalarına payanda siyasetinin temelinde yatan zihniyeti ortaya dökmüş oldu.

Muharrem İnce, Süheyl Batum’un ihraç talebiyle disipline sevk edilmesi, Genel Merkezde mescit açılması ve Tarhan’ın istifa mektubu hakkında Davutoğlu’nun söyledikleri hakkındaki sorulara da, paratoner görevini bir an bile gözardı etmeden, ustalıklı yanıtlar verdi.

Ancak konu ulusalcılığa gelince, Muharrem İnce’nin ideoloji konusunda gerçekten de hiçbir donanıma sahip olmadığı anlaşıldı. Ulusalcı kavramı, emperyalizmin küreselleştiği dönemde çıkan bir kavramdır. Küreselciliğin, küresel sermayenin sömürgeci ideolojisinin karşıtıdır, yani antiemperyalist olmaktır, yani bağımsızlık yanlısı olmaktır. Kısacası ulusalcılık, İnce’nin anlayamadığı bir biçimde CHP’nin öz ideolojisidir. Çünkü CHP, Atatürk’ün bağımsızlık ilkesi üzerine kurulmuştur. Altı Ok ilkelerinin kökeninde bağımsızlık vardır. Muharrem İnce “Bu parti kimsenin malı değildir. Tapu millettedir.” derken çok haklıydı. Türk Milleti, CHP’yi Atatürk’ün mirası olduğu için, bağımsızlık ruhunu taşıdığı için 90 yılı aşkındır yaşatmaktadır. CHP’nin, bağımsızlık ruhu olmadan yaşaması olanaksızdır. Dolayısıyla, İnce’nin “İdeolojik tartışmalar olur, Sezgin Tanrıkulu ile çok tartıştık, ikna ettim ya da ikna oldum” sözleri talihsizdir. Kökeni bağımsızlık olan bir ideolojik yapıdaki kişinin, Amerika’da Türk Milletini kötüleyen bir kişiyle ideolojik tartışmaya girmesi zaten baştan yanlıştır.

İnce, “Partiyi koruyalım” diyor ama Cumhuriyet yıkılırken, millet yok edilirken, Parti’yi korumak nasıl olacak? Atatürk Cumhuriyeti’ne karşı olan bir ideolojiye sahip kişilerin olduğu bir yapıyı korurken siz, ülke gidiyor elden...

Ahmet Hakan’ın, istifalar gelecek mi, yeni bir parti mi kuruyorlar sorularına kaçamak cevaplar veren İnce, kişilerin ideolojik güdülerle parti kurabileceğini düşünemediğini gösterdi. “Daha Atatürkçü bir Parti kurulursa başarılı olur mu?” sorusuna ise çok talihsiz bir biçimde verdiği yanıt ise Atatürkçülük görüşü hakkında kuşku uyandırdı. “Dar kalıp olur, özgürlükçülüğü, evrensel hukuku katmalıyız, korkmamalıyız” dedi. “Ulusalcı değilim, Atatürçü müyüm, evet Atatürkçüyüm” dedi ama Atatürkçülerin dar kalıplar içinde olduğunu ve korktuklarını ima etmişti bir önceki cümlesinde. Atatürk demek özgürlük demektir. Atatürk ile korku kelimesinin yan yana gelmesi bile mümkün değildir. Atatürkçülük’e evrensel hukuk nasıl katılıyor? İnce, kek tarifi veriyor sanki... “Sosyal demokrat” olduğunda haklı olabilir, antiemperyalist bakış açısı olmayınca zaten kavramlar birbirine karışmış durumda kalıyor.

Ama en vahimi Muharrem İnce’nin“Kürt sözünü duyunca rahatsız olmuyorum” demesiydi. “Kürtlerle barışmak"tan söz etmesiydi. Atatürk Cumhuriyetinin temeli olan millet kavramından haberi yok, o anlaşıldı. Gene de mantığını anlamaya çalışırsak; ya Kürt kimliği ile terörü ayıramıyor, çok vahim bir durum, hiç kimsenin Kürt kimliği ile terörü özdeşleştirmeye hakkı yoktur. Ya da teröristlerle, çocuklarımızn katilleriyle barışmaktan bahsetmek gibi bir gaflet içinde... Anlaşılan o ki; Muharrem İnce de beynini, emperyal odakların yarattığı algıya teslim etmiş durumda. Her olasılıkta da ÇOK VAHİM...

Muharrem İnce, paratoner görevi gereği birkaç eleştiriyle devam etti. Ancak sonunda bu kadar kötü durumda olan bir iktidarı yenemeyecek durumda olduklarını itiraf etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ilkesini özümsememiş, “Biz bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yok etmek isteyen kapitalizme karşı savaşmayı meslek edinmiş insanlarız.” sözlerini neden söylediğini anlamamış bir siyasetçinin, O’nun “Zafer, zafer benimdir diyebilenin; başarı, başaracağım diye başlayan ve başarılı oldum diyebilenindir.” sözlerini hatırlayabilmesini beklerdik..

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com