1 Kasım seçimleri bize neyi gösterdi | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,5169 Euro : 4,1381 Bist : 107.202
Ana Sayfa >>1 Kasım seçimleri bize neyi gösterdi 02.11.2015 17:00

1 Kasım seçimleri bize neyi gösterdi

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’deki değişim dediği şeyle partisinin aldığı oyu zar zor koruyabildiğini görmeyecek kadar saf mıdır? Küresel güçlerin Türkiye üzerinde oynadıkları oyunun bir parçası olmak yerine Türk milletini saflarına geçme gerektiğini kavrayabil

Ender Erdemil

Seçim sonrası sosyal medyada izliyorum… Hayal kırıklığına uğrayanlar, yenilmişlik duygusuna boğulanlar, geleceği karanlık görenler, hatta gelecekten umudunu kesenler, hemen herkes AKP’ye oy veren seçmeni suçluyor. AKP’ye oy veren seçmene herkes ateş püskürüyor.

Yapmayın. Seçmene haksızlık etmeyin. Önce seçmenin oy vermesi gerektiğini düşündüğünüz partilerin durumuna bakın.

MHP politikayı ileriki bir tarihe erteledi

Milliyetçi Hareket Partisi, seçim öncesinde bir yandan politika yapmayı ileriki bir tarihe ertelerken, kendisini meclise taşıyan tabanını da küstürdü. Küskünlük yeni değil. Yerel seçimlerden bu yana bu küskünlük hızla büyüyordu.

Kısaca, Milliyetçi hareket Partisi AKP karşısında seçenek olabileceğini gösterir hiçbir şey yapmadı. Bu konuda daha geniş eleştiriyi MHP’liler kendi aralarında yaparlar. Bize uzak sayılabilecek bir konu.

Solun gözdesi Demirtaş şeriatçılığa bel bağladı

HDP, zaten seçenek olmasını beklemediğimiz bir siyasi partiydi. Solcuların solculuğunu yere göğe sığdıramadıkları Selahattin Demirtaş, PKK sevdası, Saidi Nursi’ye hayranlığı ve sorunları “Medine sözleşmesi “ uyarınca çözme hevesi nedeniyle az daha baraj altında kalıyordu. YSK’na ne kadar şükretse azdır.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’si kendi ayağına kurşunu böyle sıktı

Gelelim Cumhuriyet Halk Partisine. Asıl ilgi alanımız ve gönül verdiğimiz Cumhuriyeti Kuran partiyle ilgisi kalmadığından uzun zamandır yerinde sayıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si, içine Kürtçüleri, CIA işbirlikçilerini, Sözde Ermeni Soykırımı savunucularını, Atatürk düşmanlarını aldıktan sonra Center for American Progress tarafından 2014 Temmuz ayında yayınlanan ABDi Türkiye ve Kürt Bölgeleri başlıklı raporun 19. Sayfasında yazılı öneriyi hayata geçirdi:

“Even the moderate CHP elements might shy away from alienating the older, nationalist portion of their political coalition by pursuing the peace process.”

Dendiği gibi “Ilımlı CHP içindeki milliyetçi unsurları yabancılaştırıp etkisizleştirerek onlarla yolunu ayırdı.”

Kemal Kılıçdaroğlu ve Yeni CHP’liler, “barış” dediklerinde “PKK’ya yapılan operasyon durdurulsun” anlaşıldı. Fikri Sağlar, uçakların dağlardaki gençlere bomba yağdırmasından yakındı. Eşi Atatürk’ü soykırımcılıkla suçlayan, kendisi de sözde Ermeni Soykırımını savunan bir hanım İstanbul’dan Milletvekili adayı yapıldı.

Yeni CHP’liler Gülen Cemaati için para akladığı savıyla kayyuma devredilen İpek-Koza Holding’i savunmak için neredeyse gövdesini ortaya koydu. Bu davranışları da Gülen cemaatine yakınlıklarını gösterdi.

CHP genel Balkan Yardımcısı Selin Sayek Böke “PKK ile masaya otururuz” dedi. Ardından bir televizyona canlı yayın konuğu olan Kemal Kılıçdaroğlu Banu Güven’in “Anayasanın ilk üç maddesi değiştirilebilir mi?” sorusuna “Elbette” yanıtını verdi. Bununla da kalmayıp, Selin Sayek Böke’nin kısa süre önce “Her partiden eşit milletvekilinin temsili ile mecliste kurulması gerektiğini” söylediği komisyonun, PKK, Öcalan, Kandil de dahil olmak üzere herkesle görüşebileceğini söyledi. Çok önce de SKY televizyonunda bir söyleşide Anayasamızda yer alan Türk milleti kavramının “etnisiteyi”  temsil ettiğini, Anayasada böyle kavramlara yer olmadığını söylemişti.

Haber için tıklayın:  

Türkiye`nin turuncu devrimi mi yapılandırılıyor?

Seçimin milliyetçisi AKP

13 yıllık iktidarında Türkiye’yi bölünme noktasına getiren AKP, TSK’nin biraz da şartların zorlamasıyla PKK terörüne karşı amansız bir savaşa girişti. PYD’nin Suriye’nin kuzeyindeki bazı faaliyetlerini kırmızı çizgi saydı. Terörle mücadelenin sonuna kadar sürdüleceğini karalı bir şekilde dile getirdi. Bu yolda ABD ile uyuşmazlığa bile düştü.

1 Kasım seçimlerinden önce AKP, Türkiye’nin milliyetçisi kesilmişti. PKK terörüne karşı verilen mücadeleyi değerlendiren muhalefet, “AKP’nin iktidarını güçlendirmek için PKK ile savaştığı algısını yaratmaya çalıştı. Kılıçdaroğlu ve yardımcıları “barış” isterken PKK’ya yapılan operasyonların durdurulmasını istedi.

Kısaca 1 kasım seçimlerine giren barajı aşabilecek durumdaki partiler arasında tek milliyetçi olarak AKP öne çıktı. İnanmasak da görünüm böyleydi.

Seçmen milli siyasete oy verdi

Hile yaptılar, oy çaldılar kısmını bir kenara bırakalım. AKP bile sandıktan bu kadar güçlü çıkamayacağını düşünüyordu. Tedbir almış olmalı. Ancak gerçek o ki, seçmen Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda terörle mücadele eden partiye oyunu verdi. Seçmen milli politikalara oy verdi.

 Terörle mücadeleye destek olmayan partiler de gayrı millici duruşlarıyla hem milli politika kulvarını hem de tek başına iktidar yolunu AKP’ye kaptırmış oldu…

Kemal Kılıçdaroğlu hala seçim sonuçlarını olağanüstü bir dönemde olmasına bağlayarak “CHP seçim öncesi yaptığı çalışmalardan, ortaya koyduğu tablodan ötürü hiçbir vatandaşımızdan olumsuz bir tepki almamıştır. Bu şu anlama geliyor; CHP’de yaşanan değişim olumludur ve devam edecektir. Kararlılıkla devam edecektir.” diyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’deki değişim dediği şeyle partisinin aldığı oyu zar zor koruyabildiğini görmeyecek kadar saf mıdır? Küresel güçlerin Türkiye üzerinde oynadıkları oyunun bir parçası olmak yerine Türk milletini saflarına geçme gerektiğini kavrayabilecek midir?

En doğrusu Kurultayı beklemeden istifa etmesidir. CHP’nin önü açılır…

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com