AKP’leşen Yeni CHP | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,9601 Euro : 4,6462 Bist : 105.268
Ana Sayfa >>AKP’leşen Yeni CHP 18.08.2014 23:46

AKP’leşen Yeni CHP

. Kılıçdaroğlu, 1930’ların CHP’si değiliz derken gerçeği söylüyordu. Yeni CHP, AKP’leşmişti

Değerli okur,

Aşağıdaki yazı tam da Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Genel Başkanı olarak Baykal’a yapılan operasyonun meyvelerini toplamaya başladığı zaman yazılmıştı.

CHP’ye yapılan operasyonun baş aktörünün Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olduğu kısa sürede anlaşıldı. Deniz Baykal’a yapılan “kaset” komplosuyla CHP’ye Genel Başkan olabilen Kılıçdaroğlu, adım adım CHP’yi Y-CHP yaparak parti politikalarını küresel güçlerin politikalarına uydurdu. Türkiye’nin dönüştürülme projesine destek olacağını açıkça ortaya koydu 

O günden bu güne CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ellerinde, temel felsefesinden ve ilkelerinden uzaklaştırıldı. Kılıçdaroğlu, 1930’ların CHP’si değiliz derken gerçeği söylüyordu. Yeni CHP, AKP’leşmişti. “Halkın iktidarını” kurmaktan vaz geçmiş, Ortadoğu halklarının baş düşmanı emperyalizmin kuyruğuna takılmıştı..

Aşağıda, Kılıçdaroğlu’nun kişisel iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekmeleddin beyle aynı görüşleri paylaştığını göreceksiniz. Yazıda yer verdiğimiz ifadelerin hepsi basında yer almıştır.

 

CHP’ye yapılan operasyon tamamlandı mı? 

ender erdemil 

Baykal’ın özel hayatı ile ilgili olduğu söylenen görüntülerin ortaya çıkarılmasıyla CHP’ye bir operasyon yapıldığını yazmıştım. Küreselleştirmecilere göre; hızla “Kızılelmacı” olma yoluna giren Baykal’ı CHP’nin başından uzaklaştırıp, lideriyle, parti meclisiyle Türkiye’nin başına getirilenlere karşı çıkmayacak (2003’lerde Baykal’ın yaptığı gibi) bir CHP yaratmaktı amaç.

Kemal Kılıçdaroğlu sıkı bir rüzgar estirdi. Miting alanlarında halkçı olduğunu haykırdı. “Halkın iktidarını kuracağız.” dedi. 

Bu söylemler iyiydi iyi olmasına da, referandum kampanyasını “seçim çalışmasına” döndürdü. Oy kullanacak yurttaşım, her şeyi düşünür, sadece Anayasa değişikliklerinin neyi getirip neyi götürdüğünü düşünemez hale geldi. 

Bir de CHP’liler, Anayasa değişikliklerinin yargı bağımsızlığını yok edilecek olmasını halka anlatmayı bir tarafa bırakıp “kendilerince” halkın anlayacağı dilden konuşmaya kalkınca seçim çalışmasına dönen referandumda hayır kampanyası iyice çorbaya döndü. 

“Genel af” ve “türbanı biz çözeriz” söylemlerini bir kenara bıraksak bile referandum, Anayasa değişiklik paketinin oylanması olmaktan başka bir oylama haline büründürüldü. Yurttaşım, “Yargı bağımsızlığı mı?” “Yandaş yargı mı?” seçeneğinden habersiz, “Ali mi? Hasan mı?” “CHP mi? AKP mi?” seçenekleriyle karşı karşıya bırakıldı. 

Referandum geçti gitti. Kılıçdaroğlu de doğru Brüksel’e uçtu. Anlaşıldığı kadarıyla Baykal’ın bozduğu “enternasyonal” ilişkileri düzeltmekti amacı. Yanında da “özgürlükçü (liberal) demokrasi” sevdalısı Sencer Ayata. 

“Enternasyonal” ilişkiler düzeltildi. İlişkiler düzelir düzelmez de Kılıçdaroğlu CHP’nin 2. Genel Başkanı İsmet İnönü’yü taşlatan, linç ettirmek isteyen DP iktidarının Başbakanı için; “Adnan Menderes bu ülkeye hizmet etmiş bir insan. Koşullar uygun olursa kabrini ziyaret etmeyi neden düşünmeyelim arkadaşlar? Bir siyasal mahkemede yargılandı ve idam edildi.” deyiverdi. McCarthy dönemini aratmayan Tahkikat Komisyonlarını da unutmuştu anlaşılan.

 

Yine bütün samimiyetiyle, “(…)bugün için Türkiye`de laiklik tehlikededir diyemem, böyle bir tehlike görmüyoruz. Gerçekten görmüyorum, aksini söylersem bunun altını doldurmak lazım, askıda kalır, gerekçelendiremem." dedi. Sıkı bir Atatürkçü olarak da “Cemaatlere saygılı olduğunu beyan etti. Ona göre siyasete karışmasalar kimseye bir zararları yoktu.

Yine aynı Kılıçdaroğlu; Anayasa değişikliğinin önünü açacaklarını, BDP ile görüşebileceğini, Anayasa değişikliği için seçimi beklemeye gerek olmadığını söyledi. 

Cumhuriyet Halk Partisi, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olmasının önünü açan politikalarına geri dönüyor.

Baykal, o zaman Erdoğan’ın Başbakan olmasının önünü açan politikaların mimarıydı. Türkiye’nin nereye götürüldüğünü geç de olsa gördü. Genel Başkan olarak kalabilseydi, parti politikalarını bu yönde geliştirecekti.

Kılıçdaroğlu, “Enternasyonal” ilişkileri düzeltirken ne sözler aldıysa, Türkiye’nin götürüldüğü yönü beğenir oldu. 

CHP’ye yapılan operasyon başarıya ulaşmıştır. CHP halkçılıktan uzaklaşmış, küreselleştirmecilerin politikalarını izler olmuştur.

Bu operasyonu geri çevirmenin bir tek yolu vardır. O yol da parti tabanının, delegelerin, il ve ilçe teşkilatlarının CHP’ye sahip çıkmalarından geçer. Parti tabanı partiye sahip çıkmalı, halkçı politikalar geliştirecek bir parti meclisini oluşturmalıdır.

O da, il ve ilçe teşkilatlarının bu yapısıyla çok zor görünüyor. 

Ender Erdemil 25 Eylül 2010 

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com