Aslında Dersim`de ne oldu? | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,5213 Euro : 4,1440 Bist : 107.202
Ana Sayfa >>Aslında Dersim`de ne oldu? 15.11.2014 00:00

Aslında Dersim`de ne oldu?

Ağalık düzeninin Cumhuriyet tarafından yıkılmak istenmesi köylü üzerinde baskı kurmuş olan aşiretlerin isyanı başlatması sonucunu doğurmuştur

Ender Erdemil

Gazeteci Serdar Keskinışık`ın benimle yaptığı bu söyleşi ilk kez onun Gafletin Kıyısında adlı kitabında yayınlandı...

 

1-DERSİM isyanı son günlerin politik malzemesi haline geldi. Aslında Dersim’de ne oldu?

Önce Dersim’de ne oldu sorusunun yanıtına bakalım. Kısa ve öz, Dersim’de Cumhuriyet, üniter devlet yapısını korumuş, devlet otoritesinin dışında bir otoritenin varlığına göz yumulmayacağını göstermiştir. Tarihte Dersim olarak adlandırılan bölgede Çemişgezek, Mazgirt, Pertek ve Hozat var. Zorlu bir coğrafya. Bu nedenle tarih boyunca Osmanlı devletiyle sorunu olan pek çok aşiret ve Türkmen boyu bu bölgeye yerleşmiş. Coğrafyası açısından devletin kolayca ulaşamayacağı bir bölge olması bu bölgeye bir sığınak niteliği kazandırmış.

 

Osmanlı devleti uzun uğraşlara rağmen bu bölgede hakimiyet kuramamıştır. Cumhuriyet Dersim’de ağalığa son verip otoriteyi kurmaya kalkınca isyan başlar. Nitekim 1934 tarihinde kabul edilen iskan kanunu ile aşiret reisliğini, şeyhliği, beyliği ve ağalığı ortadan kaldırılarak, topraklarına ve tasarrufları altındaki mallarına el konulmuş olmasına rağmen ağalık düzeni varlığını sürdürdü.

 

 Ağalık düzeninin Cumhuriyet tarafından yıkılmak istenmesi köylü üzerinde baskı kurmuş olan aşiretlerin isyanı başlatması sonucunu doğurmuştur.

 

Dersim İsyanını tetikleyen en önemli faktör bence Hatay’ın bağımsızlığının gündeme gelmesidir. 1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması’nın 62. maddesine göre, İngiltere, Fransa ve İtalya Hükümetleri tarafından Fırat’ın doğusunda bulunan ve sınırları ileride tespit edilecek, Ermenistan’ın güneyi ile, Türkiye, Suriye ve Mezopotamya’nın kuzeyi arasında belirtilmiş bulunan bölge için otonomi planı hazırlanmıştır. Şeyh Sait İsyanı, daha sonra 1936 yılı sonlarında Hatay’ın bağımsızlığının ortaya çıktığı günlerde Fransız ajanı İzzettin takma adlı bir kişi Seyit Rıza ile irtibat kurarak Dersim İsyanının başlamasında önemli rol oynamıştır. 1937 yılının Mart ayında İzettin’in isyan başlatılması için Suriye’deki Fransız gizli teşkilatından Seyit Rıza’ya talimat getirmiş olduğu da biliniyor.

 

Öte yandan, 1917 Ekim Devrimi öncesinde Rusya Kürt aşiretlerine bol miktarda silah sağlamıştır. Mondros Mütarekesi’nden hemen sonra İngiliz teşvik ve desteğiyle Kürdistan Teali Cemiyeti kurulmuştur. Sevr Antlaşması’nın imzalanmasıyla, İngiltere Hoybun adı altında bir Ermeni – Kürt Cemiyeti kurulmasını sağlamıştır.

 

Tehcir sırasında 20 bin Ermeni`nin dersim bölgesine sığındığını ve Kürt aşiretlerin bunları koruduğu biliniyor.

 

Hoybun Cemiyetinin bölgede geniş çalışması var. 1933 yılında Ermeni Bogos ve Nuri Dersimî, Dersim çevresinde gizli çalışmalar yaptı. 1937 Dersim İsyanı’ndan hemen önce ise Suriye Sınırı’ndan Türkiye’ye kimlikleri belirlenemeyen dört Ermeni`nin girdiği, Bunlar Dersim bölgesine girerek faaliyetlerde bulundukları biliniyor. İsyan da bu faaliyetlerin ardından patlak vermiştir.

 

Sözü uzatmayalım, Osmanlı İmparatorluğu “Hasta adam” olduğundan bu yana bölge yabancı ajanların cirit attığı, bölge halkını devlete karşı kışkırttığı bir yer haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde Ağalar da egemenliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelince isyanların zemini oluşmuş oluyor.

 

1935 yılının sonlarında Tunceli Vilayetinin kurulması için kanun çıkarıldı. Devlet otoritesini Dersim’de hissettirmeye başlayınca Seyit Rıza önderliğinde devlet karşıtı propoganda başlatıldı. Okul istemiyorlardı. Karakol, yol köprü istemiyorlardı. Aşiret reisleri toplanarak

 

1. İçimize karakollar yapmayacaksınız.

 

2. Kaza ve Nahiye merkezleri kurmayacaksınız.

 

3. Köprü ve yol yapmayacak, silahlarımıza dokunmayacaksınız.

 

4. Vergilerimizi önceden olduğu gibi pazarlık usulü vereceğiz.

 

Şeklinde bir ültimatom verdi. Buna karşılık bakanlar kurulu Bakanlar kurulu 4 Mayıs 1937`de isyanın bastırılması doğrultusunda karar aldı karara göre:

 

1. Dersim`e yol, köprü, mektep ve kışla yapılacaktı…

 

2. Askerlik ve vergi işleri düzene konulacaktı...

 

3. Ağalık, derebeylik ve şeyhlik tamamen kaldırılacaktı.

 

4. Dersim`i eşkıya yatağı haline getirenler batı vilayetlerine nakledilecekti.

 

Kahmut Köprüsü’nün yakılmasıyla isyan Mart aynın sonunda başladı. Köprüyü yakan bir Ermenidir. Karakollara saldırılar düzenlendi. Basılan karakollardaki jandarmalar öldürüldü. Kara harekatının coğrafi şartlardan dolayı başarılı olamaması üzerine Uçaklar devreye sokuldu. Hava kuvvetlerine bağlı uçakların, Aşiret reisleri toplantı halindeyken bölgeyi bombalamasıyla isyanı bastırma harekatı başlatıldı. Çok kanlı geçen bir savaştan sonra isyan bastırıldı elebaşları ele geçirildi. Seyit Rıza dışında yakalananlar şunlardı. Roznaklı Kamer, Demenanlı Cebrail, Yusufhanlı Ağdatlı Kamer, Kureyşanlı Hasso Seydo, Bahtiyar Aşiretinden Şahin.

 

İsyan bastırılırken askerden de isyancılardan da çok ölen oldu. Mart sonunda başlayan isyan Eylül ayında bastırılabildi. İsyan bastırıldıktan sonra da bir süre kaçanların takibi sürdürüldü.

 

Bu bombala konusu bugün “Özür dileyelim” diyenler tarafından öyle anlatılıyor ki, F16’lar, Skorski helikopterleri hatta B 52 ağır bombardıman uçaklarıyla bölge bombalanmış gibi anlatılıyor. 1937’nin uçak teknolojisi, bunların bomba taşıma kapasitesi, atılan bombaların tahrip gücü abartılıyor. ABD’nin Irak’ta yaptıkları çağrıştırılıyor anlatılanlarla.

 

Dersim konusunun tekrar gündeme getirilmesi soykırım vb. konularda olduğu gibi Cumhuriyetle hesaplaşma, Cumhuriyeti vatandaş gözünde vahşi, gaddar gösterme, bu yolla itibarsızlaştırma amacı taşıyor. Hani yeni Anayasa yapıp Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı düşünüyorlar ya, bunun hazırlığıdır bu itibarsızlaştırma çabaları.

 

2- Kaç Dersim İsyanı var?

 

1847, 1877-78, 1885, 1892, 1893-95, 1907, 1911, 1916 ve 1937-38 tarihlerindeki isyanlar Dersim isyanları olarak adlandırılır.

 

3-Dersim İsyanını FEODAL isyan olarak değerlendirmek mümkün mü?

 

Komünist Enternasyonalin Dersim İsyanını değerlendirmesi şöyle:

 

"Feodal unsurlar, Kemalist parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır... İsyanın arifesinde tapu kadastro idaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı. Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur."

 

Ben kavram olarak Anadolu’daki ağalık düzeninin feodal olarak adlandırılmasını doğru bulmuyorum. Aşiretler kendi içlerinde kan bağıyla bağlı. Ağa da onlardan biri. Elindeki güçle öne çıkıyor. Güç de topraklara sahip olmaktan geliyor. Bu konuya fazla girmeyelim. Ama sorudan amaçlanan doğrudur. İsyanın temel gerekçesi, Ağanın egemenliğini korumak istemesidir. Osmanlı devletinin bölgede otorite kuramadığından söz etmiştik. Cumhuriyetin yaşaması Misak-ı Milli içinde egemenliğine bağlıydı. Ayrıca köylü, yüzyıllardır sırtında taşıdığı bu antika toplum kalıntılarından kurtarılmalıydı. 1934 yılında iskan kanunu çıkarılarak ağalık ortadan kaldırıldı. 1935 sonunda da bir kanunla Tunceli vilayeti kuruldu. Devlet bölgede okul, yol, köprü yaptı. Karakollar kurdu. Eşkıyalıkla geçinen bazı aşiretlerin durumu sarsıldı. Ağaların rahatı kaçtı. Okul, köylünün aydınlanmasını, yol, köprü de bölgede yaşayan insanın birbiriyle daha fazla görüşmesini sağlayacaktı. Baskı altında tuttukları köylünün cahil kalmasını tercih eden Ağalar, şeyhler, başta okul olmak üzere devletin yaptığı her şeye karşı çıktılar. Gene bölgeyi kendi gönüllerince yönetmek istiyorlardı. Emperyalistlerden de destek bulunca isyan ettiler.

 

4-Seyit Rıza’nın Koçgiri ve Ağrı isyanı ile bağlantısı var mı?

 

Seyit Rıza, 1924’te Hozat’ı işgal etti. Daha sonra da bölgede eşkıyalık yaptı. Ancak Dersim isyanına kadar bir isyan hareketine karışmadı.

 

Koçkiri Ayaklanması 1921 yılında başladı yaklaşık iki ay sürdü. Alişan Bey ve Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti’nin İmranlı şube başkanı Haydar Bey isyanın başını çektiler. Dersim bölgesini etkilediyse de Seyit Rıza’nın adı isyana karışmadı.

 

Ağrı isyanı 1926 yılında başladı 4 yıl sürdü. İsyancıların her sıkıştıklarında İran topraklarına kaçabiliyor olmaları isyanın bastırılmasını zorlaştırmıştır. Dersim bölgesini de etkileyen Ağrı isyanı Cumhuriyet hükümeti için oldukça fazla sıkıntı yaratmıştır. 1926 yılında İran’la imzalanan güvenlik anlaşmasına İran’ın da uyması sağlandıktan sonra ancak isyan bastırılabilmiştir. İsyancıların bir kısmı Dersim bölgesine sığınmıştır. Seyit Rıza’nın adı bu isyana da karışmamıştır.

 

Ağrı isyanı ile Dersim isyanının en önemli benzerliği ikisinde de Ermeni Hoybun örgütünün etkili olmasıdır.

 

5-Dersim isyanı bastırılmasaydı ne olurdu? Siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan...

 

Bu soruyu bastırılamasaydı diye düzeltmek gerek. Çünkü bir devletin ülke sınırları içinde çıkan bir isyanı bastırmaya çalışmaması düşünülemez.

 

Dersim’de isyancılar başarılı olsalardı, Hatay bugün Suriye sınırları içinde olurdu. Zira Fransız ajanı izzettin, Suriye sınırında Nusayrileri de ayaklandırmak için çalışıyordu.

 

Devleti devlet yapan şey, ülke sınırları içinde otorite sağlamasıdır.Otorite deyince yanlış anlaşılmasın. Otoriteden kastımız yasalara uyulmasının sağlanmasıdır. Devlet ancak bu yolla yurttaşının can ve mal güvenliğini koruyabilir. Ülke sınırları içinde devletin giremediği bir bölge varsa burası ya başka bir ülkedir, yada o ülkede devletin varlığından söz edilemez.

 

İsyanın bastırılamaması bölgede bağımsız başka bir devletin doğması anlamı taşır. Bu da Sevr anlaşmasının 62. Maddesinin hayata geçmesinden başka bir şey değildir. Ardından başka isyanlar, toprak talepleri, kısaca Türkiye Cumhuriyeti’nin mahfı…

 

6-Dersim isyanı salt bir iç isyan mı yoksa emperyalist bağlantılı bir isyan mı?

 

Cumhuriyetten önce ve Cumhuriyet döneminde çıkan bütün Kürt isyanları yabancı kışkırtmalı ve desteklidir.

 

1800’lü yılların başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu`yla ilgilenmeye başlayan Ruslar Kürtleri Osmanlı devletine karşı kullanmak istemişlerdir. 1916 yılına kadar Anadolu’da faaliyetlerini sürdüren Ruslar Ekim devriminden sonra çekilmişlerdir.

 

1916 yılında İngiltere ve Fransa Sykes Picot antlaşmasıyla Osmanlı topraklarını paylaştılar. Anadolu`nun varisi Fransa oldu. Sevr’in 52 Maddesi de bölgede Ermeni ve Kürt devletleri kurulmasını öngörüyordu. Kurulacak devletlerin garantörleri de ABD, İtalya ve Fransa olacaktı. Bu koşullar Fransanın bölgeye ilgisini artırdı. Daha önce de sözünü ettiğimiz İzzettin takma adlı Fransız casusu Doğu ve Güneydoğu Anadolu`yu dolaştı.

 

İngilizler, Hoybun’un kurulmasını sağladı. Hoybun bir Ermeni-Kürt örgütüydü. Ermeni Bogos, Hoybun adına doğu Anadolu’daydı. Ağrı isyanının ve 1937 Dersim isyanının çıkmasında Hoybun’un çalışmalarının küçümsenmeyecek bir rolü vardı.

 

İngilizler Kürt teali Cemiyetinin kurulmasında ve yaşatılmasında büyük rol oynadı. İngiliz binbaşı Noel, Dersim Kürt Teali Cemiyeti kurucularıyla birlikte İsyanlarının çıkmasında önemli rol üslendi. Kuvayı Milliye tarafından yakalanarak tutuklandı.

 

Dönemin ABD Başkanı Wilson,Sevr antlaşmasının baş mimarıdır. Anadolu’nun parçalanması Wilson Prensiplerine dayalı olarak planlandı.

 

Birinci dünya savaşı, sömürgelerin yeniden paylaşılma savaşıydı. Çiçeği burnunda kapitalistler, bir yandan sömürgelerin kaynaklarına el koyarken, diğer yandan ürettiklerini sömürge halklarına satarak iki türlü para kazanıyordu. Dağılan Osmanlı devletinin topraklarına el koyma zamanıydı. Anadolu da sömürgeleştirilecek ülkelerden biriydi. Sömürgeleştirmek için parçalamak gerekti. Parçalamak için de etnik ayrımcılığı öne sürüp, isyan çıkarmak gerekliydi. Emperyalizm çağının başlangıcında İngiltere, Fransa ve ABD de bunu yapmaya çalıştı.

 

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com