Halkoylaması sonuçlarını değerlendirelim… | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6673 Euro : 4,3165 Bist : 106.991
Ana Sayfa >>Halkoylaması sonuçlarını değerlendirelim… 21.04.2017 08:02

Halkoylaması sonuçlarını değerlendirelim…

İnşaatlarda, çöp poşetlerinde bulunan mühürlü hayır oylarını, açık oy kullandırıldığını ve bir kişinin birden çok oy kullandığını gösterten görüntüleri göz önüne almasak bile; YSK’nın böyle yönettiği halkoylamasında sandıktan çıkan sonucun milletin gerçek

Oylamadan birkaç gün önce bir arkadaşımın “sonuç ne olur?” sorusuna “63 hayır, 37 evet” yanıtını vermiştim. Dürüstlüğünden kuşku duymadığım Sadettin Tantan da basından öğrendiğime göre“Yüzde 57 hayır oyu gaspedildi” dedi.

Yüksek Seçim Kurulu, mühürsüz oy pusulalarının geçerli olduğunu ilan ederek SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUN’un mühürsüz oy pusulalarının ve zarfların geçersiz sayılacağını hükme bağlayan 98. ve 101. Maddelerini yok saydı.

Mühürsüz zarfların ve oy pusulalarının geçersiz olması, sahte oy kullanımını önlemenin tek güvencesiydi.

Bu güvenceyi yasaya aykırı bir kararla ortadan kaldıran Yüksek Seçim Kurulunun Başkanı; “mühürsüz oyların sayısını bilmediklerini” açıkladı.

İnşaatlarda, çöp poşetlerinde bulunan mühürlü hayır oylarını, açık oy kullandırıldığını ve bir kişinin birden çok oy kullandığını gösterten görüntüleri göz önüne almasak bile; YSK’nın böyle yönettiği halkoylamasında sandıktan çıkan sonucun milletin gerçek iradesini yansıttığı söylenemez.

Avrupa Güvenliği İşbirliği Teşkilatı gözlemcileri de raporlarına bu konuları yazdı.

Bizi neler bekliyor?

Halkoylamasından hemen sonra Kıdem Tazminatı Fonunun hayata geçirilmesine tanık olduk. Üzerinde fazla düşünülmeden yapıldığı anlaşılan düzenlemeyle çalışanların kıdem tazminatı haklarını almaları zorlaştırılıyor. Kıdem tazminatına hak kazandığı halde koşulları yerine getiremeyenlerin de tazminatlarını alamayacakları anlaşılıyor. Bu karşıma getirilen ilk hak gaspıdır. Devamının geleceğinden kuşku duyulmamalıdır.

Yeni düzenlemeyle yargı kurumu da dahil tüm kurumlar “İktidar Partisi Başkanı” Cumhurbaşkanının düzenleyebileceği, doğrudan etkileyebileceği duruma getirildi.

Hakim karşısına çıktığınızda; hakimin, karşı tarafın siyasi ilişkilerine göre karar verip vermeyeceğinden emin olamazsınız. Kararını temyiz etmek için başvuracağınız yüksek yargıda da durum farklı değildir.

2010 yılında yapılan Anayasa değişiklikleriyle ortadan yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı ortadan kaldırılmıştı. Yeni düzenleme İktidar Partisi Başkanı Cumhurbaşkanına bu alanda daha çok egemenlik sağlıyor. Yargı gücünün siyasallaşmasını, adalet dağıtma yetisinin elinden alınmasını sağlıyor.

Bir kamu kurumunda çözülmesi gereken bir sorununuz, yapılması gereken bir işiniz var. Kamu görevlisinin ve mülki idarenin size siyasi görüşünüze göre ayrımcı davranıp davranmayacağından emin olamazsınız. İktidarın seçimi doğrultusunda davrandığı sürece kollanacaktır. Yargı yoluna başvurduğunuzda da yukarıda belirttiğimiz nedenlerle sonuç alamayacaksınız.

Sınav soruları gene çalınacak, eskiden olduğu gibi çalanlar kollanacaktır. Büyük umutlarınızı bağlayıp paranızı verdiğiniz piyangolar daha önceden belirlenmiş kişilere çıkarılacak, sizin bundan haberiniz olmayacaktır.

Nelerle karşılaşabileceğimizi daha saymaya kalksak sayfalarımız yetmez…

Diyebilirsiniz ki; olur mu canım, vicdanlı insan bunları yapmaz. Yetkiyi verirseniz bu yetkiyi kullanacak bir vicdan yoksunu mutlaka çıkacaktır…

Demokrasinin temel koşulu güçler ayrılığı işte bu yüzden vardır. Üç bağımsız erk Yasama, Yürütme ve yargı birbirini denetleyerek yanlış işlerin yapılmasına olanak vermez. İşlerin doğru yürütülmesi kişi vicdanına değil, kurallara ve denetime bağlanmıştır.

Yeni Anayasa değişikliklerine evet diyenler bu üç erkin tek elde toplanmasına razı olarak, ileride başlarına geleceklere rıza göstermiş oldular.

Hayrını görsünler diyeceğim ama hayırlı bir tarafı yok!

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com