Kılıçdaroğlu CHP’yi tersyüz ediyor  | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,5169 Euro : 4,1381 Bist : 107.202
Ana Sayfa >>Kılıçdaroğlu CHP’yi tersyüz ediyor 10.10.2014 02:02

Kılıçdaroğlu CHP’yi tersyüz ediyor

Kısaca Cumhuriyet Halk Partisi, adının başına yeni sözcüğünü getirip dev çınardan yeni filiz çıkarmaya kalkınca düşünsel anlamda debelenmeye başladı

Ender Erdemil

Bir siyasi partiyi siyasi parti yapan bazı temel özellikler vardır. Bu özelliklerin en başında iktidar olmaya istekli, ülkeyi yönetmeye talip olmak gelir kuşkusuz. Bu siyasi partinin amacı ve hedefidir. Bu hedefe nasıl varacağını ve vardığında ne yapacağını da dünya görüşü ve bu görüş doğrultusunda oluşturulacağı politikaları gösterir. Bunların ana hatları da partinin programında yazılıdır.

Partinin kadroları bu dünya görüşünü benimsemiş, bu dünya görüşünde oluşturulacak politikaların gerçekleştirilmesi gerektiğine inanan insanlardan oluşur. Bu insanlar detaylarda anlaşamasalar bile temel düşüncede anlaşmış, parti programını benimsemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde yukarıda tanımını yaptığımız siyasi parti kavramını alt üst etmiştir. Belirli bir dünya görüşü yoktur. Her ne kadar “sosyal demokrat olduğunu ileri sürse de, sosyal demokrat bile değildir. Altı okla ilişkisini çoktan kesmiştir. Dinsel bağnazlığa “inanç özgürlüğü” olarak baktığını söylemektedir.

Kısaca Cumhuriyet Halk Partisi, adının başına yeni sözcüğünü getirip dev çınardan yeni filiz çıkarmaya kalkınca düşünsel anlamda debelenmeye başladı. Yaptırdıkları son anket nasıl bir siyasi kafa karışıklığı içinde debelendiklerinin açık kanıtı. Habertürk’te yer alan bir habere göre: “2015 seçimlerinde “psikolojik sınır” olarak gösterilen yüzde 30’u aşmayı hedefleyen CHP, “Sandıktan nasıl birinci parti çıkarım?” sorusuna yanıt aradı. 28 ilde 5 bin 55 kişiyle görüşülerek hazırlanan ve sır gibi saklanan araştırma ortaya çıktı.”

Bu anketi yaptırmasında, ne yapacağını bilmez durumda olan Kılıçdaroğlu’nun “halkın talepleri doğrultusunda politikalar” belirleyip oyları kapmayı düşündüğü anlaşılıyor. Buradan yola çıktığımızda Kılıçdaroğlu’nun politika belirlerken, ülkenin geleceğine, halkın ekonomik ve sosyal yapısının geliştirilmesine bakmak yerine halktan nasıl oy alacağına baktığını görüyoruz. Bu da Cumhuriyet Halk Partisinin kimliksizleştirilmesinin ve kişiliksizleştirilmesinin asıl kaynağı.

Kemal Kılıçdaroğlu, toplumun tüm kesimlerini kucaklayabilmek adına CHP’nin ilkelerini beğensin beğenmesin, pek çok kişiyi partiye çağırdı. Bunların çoğunu da Parti Meclisine hatta Merkez Yönetim Kuruluna aldı. Kılıçdaroğlu için “Biriyle oturup bir yerde çay içse, onu partiye davet ediyor” benzetmesinin yapıldığını duydum.

Kılıçdaroğlu’nun oy alma umuduyla yaptığı son çıkış, asıl adı Ayn Al-Arab olan Kubani’yi kurtarmak istemesi. Yaptığı basın toplantısında AKP’nin meclisten geçirdiği tezkerenin değiştirilerek Türk Askerinin Kubani’yi kurtarmasını istiyor. Gerçek Gözcü Gazetesinin haberine göre Kılıçdaroğlu bu konuda şunları söylüyor:  “Bugün ise hükümeti aklıselime davet etmek istiyoruz. Gelin, askerimizin kara harekâtını Kobani’nin kurtarılması ve IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla sınırlandıralım. Tezkereyi hemen çıkaralım böylece halkımızın akrabalarını IŞİD’in öldürmesine izin vermeyelim. Askerimizi derhal geri çekeceğimizi de taahhüt edelim.” 

Sözlerini sürdürürken; “Komşularımızın olduğu bir coğrafyada katliam yaşanmasına izin vermek istemediklerinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Bir katliam olmamalı orada. Eğer orda bir katliam olur AKP hükümeti bunu seyrederse bunun bedelini öder. Yazık günahtır o insanlara. Türkiye teröre teslim olan bir ülke konumuna asla düşmemelidir. Hukukun üstünlüğü neyse onun gereğini yapmalıdır. Terör, katliam bir insanlık suçu mu? İnsanlık suçu. Bütün dünyada mı? Bütün dünyada. Müdahale mi? Yeri geldiğinde müdahalede edilecek. Buradan hiç kimsenin tereddüdünün olmaması lazım” diyerek işe tamamen insani boyutuyla baktığının altını çiziyor.

IŞİD günlerce Türkmenleri katletti. Türkmenler katledilirken böyle bir tezkere çıkarılması neden aklına gelmedi? Diye düşünmeden edemiyoruz.

Bir gazetecinin; “Mevcut tezkerede bir de PKK ifadesi yer alıyor. Sizin tezkerenizde PKK’ya yönelik bir yaptırım ya da önlem söz konusu mu? PKK yer alacak mı sizin önerdiğiniz tezkerede?” sorusuna verdiği  “Hükümet eğer ciddi bir tehdit olduğu yönünde görüş beyan ederse ve o konuda gerekçelerini getirirse hayır demeyiz” yanıtı ise dehşete düşürür nitelikte. Belli ki gene belli çevrelerden oy almak adına PKK’nın terör örgütü olduğu aklından çıkıvermiş. Erdoğan bile sonunda hatırladı…

Ayn Al-Arab veya Kubani PYD’nin Suriye topraklarında özerkliğini ilan ettiği kantonlardan biridir. PKK açısından da “demokratik özerkliği” temsil etmektedir. Düşerse, PKK’nın devlet kurma işini beceremeyeceği ayan beyan anlaşılacaktır.

Büyük olasılıkla kuşatmadan önce, katliama karşı önlem olarak kasabadaki sivil halk boşaltılmış; kasabada, savunma amacıyla PYD kalmış olmalıdır.

Türkiye’nin asker göndermesi iki anlam taşır: 1. Bir terör örgütü olan PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD’ye doğrudan destek, 2. Suriye’nin toprağına tecavüz.

 Olması gereken kendi toprağındaki sorunu Suriye’nin çözmesi, bu amaçla Suriye’ye destek verilmesidir. Devlet olmanın gereği budur.

Kılıçdaroğlu gene aklına ilk geleni, enini boyunu düşünmeden “politikalaştırmıştır.”

Kılıçdaroğlu’nun üzerinde düşünmediği bir başka konu da, Kubani’yi kurtarma işinin, “gider, kurtarır, döneriz” lafının söylenişi kadar kolay olmadığıdır. Orası bir bataklıktır. Giren, çıkmak için büyük bedel öder.

Ankete geri dönersek, sorulan sorular ve yanıtları Kılıçdaroğlu’nun kafasını daha da karıştıracak niteliktedir. Anket sonuçlarını buraya almıyorum. İsteyen Gerçek Gözlem Gazetesinden okuyabilir.

Bir siyasi partinin politika oluşturabilmek için bu kadar debelenmesi yöneticilerinin basiretsizliğin işaretidir.  Halkın taleplerine ulaşmaya çalışıp, ona göre politika belirlemesine siyaset biliminde  “popülizm” deniyor. Türkçesi; halk dalkavukluğu veya kitle kuyrukçuluğu…

Siyasi partiler programlarıyla var olurlar. Siyasi Partilerin toplumu geliştirip ileri götürme iddiaları vardır. Parti Programları bu iddianın ilkelerini belirler. Siyasi partiler de programları doğrultusunda politikalar belirleyip, bu politikaların doğru olduğuna halkı ikna ederler.

Kılıçdaroğlu bunun tam tersini yapıyor.

Böyle giderse CHP, 2015 seçimlerinde “baraj sorunu” bile yaşayabilir.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com