Kriz var mı? Yok mu? | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Kriz var mı? Yok mu? 22.09.2018 00:52

Kriz var mı? Yok mu?

Ekonomide yapısal değişiklik olmadan, yani üreterek yurtiçinde değer yaratmadan krizden çıkış mümkün değildir.

Kriz var mı? Yok mu?

“Türkiye Bankalar Birliği’nden yapılan açıklamaya göre Reel sektörün borçlarının finans kuruluşlarınca yapılandırılmasına ilişkin çerçeve anlaşma tamamlandı. Haklarında iflas kararı bulunan borçlular yapılandırma kapsamına alınmayacak.

Hazırlanan çerçeve anlaşmaya göre 100 milyon liradan fazla borcu olanlar başvuru yapabilecekler.

Çerçeve anlaşmaya göre anlaşmanın amacı kredi borçlarının vadelerini uzatmak, bu borçluların kredilerini yenilemek, borçlulara ilave kredi vermek, anapara, faiz, temerrüt faizi ve kâr payları ile kredi ilişkisinden doğan diğer her türlü alacağı indirmek veya bunlardan vazgeçmek olarak sıralandı.”

Yukarıdaki haber Hürriyet Gazetesinden. Haberden 100 milyondan fazla borcu olan çok sayıda büyük şirketin olduğunu; borçlarını ödeyemez duruma geldiklerinde de başta alacaklıları olmak üzere pek çok şirketi de peşlerinden sürükleyeceklerini anlıyoruz. Bankalar, bu borçları yapılandırarak ödenebilir hale getirecek, şirketler iflastan kurtulacak.

Bilançonuzda, borçlarınızın toplamı; mal varlığınızın değerinin, kasanızdaki paranın ve alacaklarınızın toplamından daha fazlaysa iflas etmişsinizdir.

Dolar kuru düşükken dövizle borçlanan şirketlerin tamamının borçları; Dolar kurunun yükselmesiyle katlandı. Türk lirası cinsinden borçları, onları iflas ettirecek düzeye ulaştı…

Krizden anladığımız, 2007’de ABD’de mourtage kredilerinin teminatsız kalmasıyla başlayan finansal kriz gibi bir şeyse, henüz öyle bir durum yok. Kur mağduru reel (mal ve hizmet üretip ticaretini yapan) sektörümüz var. Ödeme güçlüğüne düşerek finansal sektörü krize sürüklemesinler diye önlem alındığını yukarıdaki haberden öğreniyoruz…

Dış güç bahane. Üretip, değer ve gelir yaratan bir ekonomimizin olmaması, üretmediğimiz malları tüketerek büyümeyi hedefleyen ekonomi politikası, bunu sağlamak için yurttaşı borçlanmaya, henüz kazanmadığı paraları harcamaya özendirme cari açığı ve borcu büyüttü.

Bütçe açığı da büyüme politikasının aracı haline getirildi. Bütçe açığı katlanarak büyüdü. Üretmediğimizi yurtdışından almamız, üretim girdilerini de büyük ölçüde dışalıma bağlamamız cari açığı (Yurda giren net döviz tutarı ile yurtdışına çıkan net döviz tutarı arasındaki fark) büyüttü.

Cari açığı kapatmak için para gereksinimi de dış borcu büyüttü.

Yurttaş gelecek 5 yılını borçlanmış durumda.

Ekonomi ödenmesi giderek olanaksız hale gelen borç batağında.

Döviz kuru mağduru şirketler iflas halinde.

Borç ödemesi için gerekli yabancı kaynağı bulmak hem zor hem de daha pahalı hale geliyor.

Belki Türkiye’nin bankaları, işletmeleri, dağı taşı satılarak kaynak bulunuyor. Borcu yüzünden malını mülkünü başkasına kaptıran durumuna geldik.

Bunlar olurken enflasyon almış başını gidiyor. Yurttaşın gelirinin alım gücü yarı yarıya düştü. Toplam talebin ve piyasanın daralmasına yol açacak. Ancak fiyatlar da yükselmeye devam edecek. ( Ekonomistlerin korkulu rüyası. Stagflasyon )

Bazı malların darlığı çekilmeye başlandı. İlk Gazete kâğıdında gördük.

Sorun büyük. Orta vadeli planlar bir işe yaramıyor. Zaten plan da yok. Plan denilen şey devletin gelirlerini artırma çabası. Yurttaşın sırtına ek vergi yükü getirmesi olasıdır…

Bu anlattıklarımız krizin daniskasıdır. Daha da derinleşmesi beklenmelidir.

Ekonomide yapısal değişiklik olmadan, yani üreterek yurtiçinde değer yaratmadan krizden çıkış mümkün değildir. Bu konuya da haftaya değinelim…

Ender Erdemil 21 Eylül 2018

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com