Nevruz’da Öcalan’dan Cumhuriyet’i birlikte yıkalım çağrısı | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6814 Euro : 4,3410 Bist : 106.926
Ana Sayfa >>Nevruz’da Öcalan’dan Cumhuriyet’i birlikte yıkalım çağrısı 23.03.2015 03:53

Nevruz’da Öcalan’dan Cumhuriyet’i birlikte yıkalım çağrısı

Türkiye’de bir süredir herkesin söylemi sözünü ettiğimiz raporun içinden fırlamış cümleler gibi. Süreç de raporda belirtildiği gibi

Öcalan, hükümlü olarak tutulduğu İmralı’dan bir Nevruz iletisi yayınladı. Bu ileti de Nevruz kutlamaları için meydanlara toplanan insanlara okundu. Öcalan’ın ilginç saptamaları var. Bu saptamalar ilginç olduğu kadar da çelişkilerle dolu.

Öcalan iletisinde:  “Emperyalist kapitalizmin ve despotik yerel işbirlikçilerinin Neo liberal politikaların yol açtığı kriz…” den söz ediyor. Emperyalist kapitalizmin baş temsilcisi ABD, despotik yerel işbirlikçisi de AKP olmalı. Öcalan’ın İmralı’dan liderliğini sürdürdüğü PKK’nın hem ABD ile yakın işbirliği olduğunu, hem de AKP ile “çözüm süreci” çerçevesinde, doğrudan veya dolaylı ilişki içinde olduğunu biliyoruz. Bu durumda PKK da Öcalan’ın sözünü ettiği despotik yerel işbirlikçiler arasına girmiyor mu? PKK bu krizin yaşanmasında baş aktörler arasında yerini almıyor mu?

“Center for American Progress” tarafından Temmuz 2014’de yayınlanan “The United States, Turkey, and the Kurdish Regions” başlıklı raporda sık sık “bu rapor Kürt milliyetçiliğinin avukatlığını yapmayı amaçlamıyor” ifadesi geçse de; ABD’nin terörist örgütler listesine aldığı için dolaylı ilişki sürdürmek zorunda kaldığı PKK’yı bir an önce listeden çıkarıp, doğrudan ilişki kurmasının gereğinden de söz edildiğini görüyoruz.

Öcalan iletisinde; “Halklarımızın ve kültürlerinin etnik ve dini farklılıkları, bu kriz ortamında, anlamsız ve acımasız kimlik savaşlarıyla tüketilmektedir.” İfadesini kullanmış. “Ülkemiz halklarının, demokrasi, özgürlük, kardeşlik ve onurlu barışı için yürüttüğümüz mücadele...” İfadeleriyle devam ediyor. Bu ifade bir önce söylediğiyle çelişiyor. Ardından şu ifadeyle: “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde özgür ve eşit Anayasal yurttaşlık temelinde demokratik kimlik sahibi demokratik toplum olarak…” Anlamsız ve acımasız bulduğu kimlik savaşını PKK’nın yaptığını itiraf ediyor.

Oysa anayasal yurttaşlık temelinde eşitlik arıyorsa, 1982 Anayasası da dahil, tüm anayasalara bakması yeterli. Tüm anayasalarda TC kimliği taşıyan herkesin eşit yurttaşlar olduğu yazılı. Anayasaya göre eşit yurttaş olmak “demokratik bir kimlik” gerektirmiyor.

Tüm yurttaşlar anayasal haklarından eşit yurttaşlar olarak yaralanamadığını iddia ediyorsa Öcalan’ın;

1) Ülkeyi yönetirken; kendi deyimiyle emperyalist kapitalizmle işbirliği yapan despotik yerel iktidarlara bakması,

2) Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki ağalık düzenine bakması

gerekmektedir. Zira halkın anayasal haklarının gasp edilmesinin sorumluları onlardır. Anayasal hakların kullanılabilmesinin önündeki engel de bu ancak egemenlerin egemenliklerine son verilmesiyle aşılabilir.

Öcalan bu iki gerçeği de görmezden gelip, “Center for American Progress” tarafından Temmuz 2014’de yayınlanan “The United States, Turkey, and the Kurdish Regions” başlıklı raporda yazıldığı gibi seküler ulus devletini (Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti) yıkıp, içinde etnik temele dayalı çok uluslu vatandaşlık kavramının yer aldığı bir anayasayı yeğlemektedir.  Öcalan’a göre “Cumhuriyet tarihinin çatışmalarla dolu geçmişini aşıp gerçek barış ve evrensel demokrasi kriterleri ile örülmüş bir gelecek” Türkiye’yi etnik parçalara bölünmeye götürecek bu anayasal düzendir.

Öcalan iletisinin ileri bölümlerinde PKK’nın yaptığı ile kendi sözleri arasındaki çelişkiyi iyice büyütüyor: “Kapitalist emperyalizmin genelde son iki yüz yıllık, özelde son yüz yıllık gerçeği şudur: Ulus devlet milliyetçiliği temelinde etnik ve dini kimlikleri özüne ters biçimde içe doğru kapatıp birbirlerine düşman etmek…”  PKK’nın yaptığı da budur. Etnik Kürt milliyetçiliğini “içe doğru kapatıp” Anadolu’da yaşayan insanları birbirine düşman etmek. Bu yüzden öğretmenleri, mühendisler, daha pek çok meslekten insanı etnik kökeni nedeniyle ve Kürtlerin yaşadığı bölgelerde görev yaptıkları için öldürmek. Bu yolla Öcalan’ın iletisinde ifade ettiği gibi: “(…)böl-yönet politikasına uygun olarak (kapitalist emperyalizmin) varlığını acımasızca günümüze kadar sürdürmek!”

Öcalan’ın iletisinin sonlarına doğru yapmak istediğiyle söyleminin bir kez daha çeliştiğini görüyoruz: “Yıkıcı milliyetçiliğin doğurduğu ulus devletleri demokratik siyasetle aşarak açık demokratik kimliklerle bir ortaklaşmaya geçmenin mecburiyetidir.”

 Yıkıcı milliyetçilik, “Center for American Progress” tarafından Temmuz 2014’de yayınlanan “The United States, Turkey, and the Kurdish Regions” başlıklı raporda; Osmanlı Devletini oluşturan etnik ve inanca dayalı çeşitliliği baskı altına aldığı iddia edilen, rapordaki adlandırılışıyla Atatürk’ün kurduğu seküler ulus devletin Anayasasında yer alan Türk milleti kavramıdır.

Türkiye’de bir süredir herkesin söylemi sözünü ettiğimiz raporun içinden fırlamış cümleler gibi. Süreç de raporda belirtildiği gibi, Atatürk’ün kurduğu laik cumhuriyetin yıkılarak yerine tekke zaviye ve tarikatların sivil toplum kuruluşu sayıldığı, Anayasasına etnik kökene dayalı çok uluslu vatandaşlık kavramının sokulduğu parçalanmaya hazır Yeni Türkiye’nin kurulması yolunda ilerliyor.

Öcalan da bu süreçte üzerine düşeni yapıp: Tarihimizin ve güncelliğimizin toplum olarak yeniden revizyonu, restorasyonu ve yeniden inşası için değerli bir çağrı…” yapıyor.

Bu çağrıyı o mu yapıyor, yazıp eline mi verdiler o da tartışılır…

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com