Türkiye – Kıbrıs – İsrail Boru hattı | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,5213 Euro : 4,1440 Bist : 107.202
Ana Sayfa >>Türkiye – Kıbrıs – İsrail Boru hattı 04.07.2016 12:09

Türkiye – Kıbrıs – İsrail Boru hattı

Ender Erdemil`in, Türkiye`nin İsrail`le el sıkışılması ile yeniden gündeme oturan Türkiye – Kıbrıs – İsrail Boru hattı ile ilgili 2009 tarihli yazısı

Türkiye – Kıbrıs – İsrail Boru hattı

Giriş

Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta yaptığı kahramanlığının altında ne olduğu kafamı kurcalıyordu. İsrail’in Gazze’ye bu kadar yüklenmesinin nedeni de sadece Hamas olamazdı. Zira Hamas’ın füzeleri cürmü kadar bile yer yakmıyordu. Hem ABD’nin Al-Kaide’yi yarattığı gibi  Hamas’ı da FKÖ’ye karşı İsrail’in yarattığını söylesek yanılmış olmayız. 

Biraz araştırdım, ilginç bilgilere ulaştım. Bunların hiçbiri gizli bilgiler değil. Ancak derleyip bir sonuç çıkarmak da bir o kadar zor.

Ortadoğu’da neler oluyor?

İsrailin Gazze’de Filistinlilere kan kusturtuğu sıralarda, bir yandan Başbakan Erdoğan İsrail’e ateş püskürüyor, diğer yandan da Türkiye-İsrail ilişkileri güçleniyordu. 2006 yılında kesintiye uğrayan çoklu boru hattı projesinin görüşmeleri devam ediyor, görüşmelere Hindistan heyeti de katılıyordu.

İsrail, Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışına biraz anlayış gösteriyor, Türk Heyeti Şubat 2009 başında  Hamas’ın elinde esir tuttuğu İsrail askerini kurtarıp, Ehud Barak yönetimine “seçim öncesinde kıyak” yapmak için Şubat 2009 başında devreye giriyordu.

İsrail’in Gazze’ye saldırmasından önce, İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Barak’la; ardından da Başbakan Ehud Olmert’le Başbakan Erdoğan’ın yaptığı görüşmelerde ne konuşulduğu üç aşağı beş yukarı belli olmuştu.

Görüşmenin konularından birinin “seçim öncesi karşılıklı destek” olduğu saydığımız gelişmelerden anlaşılıyordu. Erdoğan’ın çıkışı, İsrail’de seçimleri etkilemezdi. Ancak AKP’ye büyük getirileri olurdu. Başbakan Erdoğan’ın Davos dönüşünde coşkuyla karşılanması bunu gösteriyordu.

Davos çıkışının bir başka anlamı daha vardı. Türkiye, ABD’ci tavrını değiştirip, Ortadoğu’da adalet yanlısı “Yeni Osmanlı” olarak, yeni konumunu belirliyordu. Yeni Osmanlı’nın Padişahı ve BOP Eş-başkanı da büyük olasılıkla sessiz sedasız bölgeyi gezen Abdullah Gül olacaktı.

BOP, BOP olmaktan çıkmış, Orta Asya ve Uzak Doğu’yu da kapsayan yeni bir şekil almıştı.

İran, Pakistan ve Hindistan, üçlüsünün İran doğalgazını Yeni Delhi’ye taşıyacak bir boru hattı üzerinde çalıştıklar dönem de bu dönemdi.

Ne gibi projeler var? 

Projelerden biri, İran doğal gazının Hindistan’a taşınmasıydı ki, bu, ABD’nin gerek İran, gerekse Pakistan hakkında düşündükleriyle örtüşmüyordu. ABD Obama’nın Başkanlığı döneminde, küreselleşmenin ayağına çelme takan bu iki ülkeyi halletmeyi planlıyordu. Bu proje, özellikle İran’a sağlayacağı ekonomik yarar bakımından ABD için zararlıydı.

Bu projenin karşısına, Türkiye-İsrail arasında yapılacak çoklu boru hattı projesi çıkarıldı.

Bu projeye göre; Hazar Denizinden Ceyhan’a getirilen doğal gaz ve petrol İsrail’de, Ashkelon’a, buradan da Kızıldeniz kıyısındaki Eliat’a taşınacak, buradan da Hindistan ve diğer Uzakdoğu ülkelerine sevk edilecek. Bu yapılırken de İsrail’in petrol tekeli olmasını sağlayacak uluslar arası kurallar oluşturulacak, Yeni Rotterdam olarak Adlandırılan Hayfa’nın onayı olmadan bölgede petrol taşıyan gemiler kara listeye alınacaktı.

Çoklu boru hattının iki kolu petrol ve doğal gaz diğer ikisi de İsrail’e Türkiye’den su taşıyacak bir hatla, elektrik ve fiber optik kablo taşıyacak başka bir hattı.

Bu projenin çalışmaları uzun yıllar öncesine dayanıyordu. Boru hattının geçeceği güzergah konusunda iki seçenek vardı. Bunlardan biri Suriye güzergahı, ki İsrail bunun için Golan Tepelerini terk etmeye razıydı. İkinci güzergah da boru hattını Kıbrıs üzerinden İsrail’e ulaştırmaktı.

Bu güzergah öncelikle İsrail’e su taşıyacak boru hattını güzergahı olarak düşünülmüştü. Kıbrıs adasında KKTC ve Güney Kıbrıs arasında anlaşma sağlanamadığı için biraz uzakta tutulan bir seçenek olarak kaldı.

Geçtiğimiz yıl Noble Energy şirketinin Kıbrıs Adasını karasularında 88 milyon metreküp doğal gaz rezervi tespit etmesi işin rengini değiştirdi. Kıbrıs, ABD - İsrail enerji politikalarının merkezine oturdu.  Bu nedenle Kıbrıs sorununun çözümü öncelik kazandı, Türkiye’ye ve KKTC yönetimine “Bu işi 2009 Kasım ayına kadar bitirin.” talimatı verildi.

Hatırlanacağı üzere, değerli hocamız Erol Manisalı, İsraillilerin, Geçitkale’de büyük gemilerin yanaşabileceği iki liman ve 5 bin kişlik bir yerleşim merkezi inşa ettiklerini yazmıştı. Geçitkale, Noble Energy’nin doğal gaz rezervini bulduğu yere de oldukça yakın.

Bir başka proje de, Eliat’tan Mısır’a petrol ve doğal gaz taşıyacak boru hattı projesiydi. İşe bakın ki Gazze güzergahın tam göbeğindeydi. Bununla kalsa yine iyiydi... Gazze’nin kıta sahanlığıda 1 milyar 4 yüz milyon metreküplük bir doğalgaz rezervi tespit edilmişti. Uluslar arası hukuk kurallarına göre bu rezervin sahibi Gaze’de yaşayan Filistinlilerdi. İsrail ne yapıp etmeli, Filistinlilerin Gzze’de göç etmelerini sağlamalıydı.

 

Hamas’ı İsrail’in yarattığını söylesek pek de yanlış olmaz demiştik. Bu bilgiler ışığında, Hamas’ın İsrail’e füze atmayı sürdürerek, İsrail’in Gazze’ye tekrar tekrar saldırmasının gerekçesini oluşturmasının kimin işine yaradığını sormakla yetinelim.

Neler Olacak?

Önümüzdeki günler, bu anlattığım projelerin hayata geçirileceği günlerdir. Teorinin can damarı da Ceyhan, Ashkelon, Eliat boru hattıdır. Su konusu mutlaka, İsrail’in büyük sorunudur ve çözmesi gerekir. Zira Kimine göre 2012, kimine göre de 2020 yılında İsrail susuz kalacaktır.

Ancak, Enerji hattının ABD’nin gelecekte İran ve Pakistan üzerinde planladıkları açısından önemlidir. Hazar havzasının ve Musul’un petrolü ve doğalgazı Süveyş Kanalı da devreden çıkararak Hindistan başta olmak üzere Asya ülkelerine ulaştırılacaktır.. İsrail’de yeni bir petrol borsası oluşturarak, bu ülkenin bölge enerji piyasasında tekel olması sağlanacaktır. Bu şekilde bölgenin enerji kaynakları ve piyasası denetim altına alınacaktır. Bu yolla, İran’ın petrol pazarı daraltılacak, Pakistan’ın da İran petrolünü taşıma işlevi durdurulacaktır. Petrol satamayan İran ekonomik sıkıntıya düşecek, uygulanacak ambargolar İran üzerinde etkili olacaktır.

Boru hattının Kıbrıs’tan geçmesi, elimizdeki bilgiler ışığında en uygun güzergahtır. Geçitkale’deki yatırımlarla bunun hazırlığı yapılmaktadır.Akdeniz’de bulunan enerji kaynaklarının kullanılması önünde uluslar arası hukuk engeli olarak duran Kıbrıs sorununun çözülmesinde acele edilmesinin nedeni budur. 

Bu yılın Kasım ayına kadar, KKTC yurttaşları ve ulusumuz direnmezse Kıbrıs Türkiye’den tamamen koparılacaktır. Bu başarılabilirse,  TC Anayasası değiştirilecek, başkanlık sistemi getirilerek “federasyon”un önü açılacaktır. Bunlar olursa, TC yerine kurulacak olan Türkiye Birleşik Devletlerinin ilk Başkanı Abdullah Gül olacaktır.

Türkiye, “Yeni Osmanlı Devleti” olarak, ABD’nin politikalarını sürdürmeye devam edecek, bölgede ABD politikalarının taşeronu rolünü oynayacaktır.

Somali’ye Türk gemisinin ve askerinin gönderilmesi bu işin başlangıcıdır. Ulusumuz, daha çok Türk askerini hiç ummadığımız coğrafyalarda görmeye alıştırılacaktır.

Bu işler gerçekleştikten, İran ve Pakistan kıvama getirildikten sonra önce Pakistan’ın üniter devlet yapısı parçalanarak ülke devletçiklere bölünecektir. Ardından sıra İran’a gelecektir.

ABD seçimlerinden sonra dünya, davul zurnayla “barışın zaferini” kutladı. Oysa Barak Obama’nın dünya barışına şimdilik kaydıyla, katkıları bunlar olacaktır.

Ender Erdemil 10 Şubat 2009

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com