BAŞÖRTÜSÜ MÜ, TÜRBAN MI?  ÖZGÜRLÜK MÜ, KÖLELİK Mİ? | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,8640 Euro : 4,5427 Bist : $19.241
Ana Sayfa >>BAŞÖRTÜSÜ MÜ, TÜRBAN MI? ÖZGÜRLÜK MÜ, KÖLELİK Mİ? 23.09.2014 14:00

BAŞÖRTÜSÜ MÜ, TÜRBAN MI? ÖZGÜRLÜK MÜ, KÖLELİK Mİ?

CUMHURİYETLE KAZANDIĞIMIZ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ ELİMİZDEN ALINIYOR.

TÜRBAN MI, BAŞÖRTÜSÜ MÜ?

Kızların, kadınların saçının bir telinin bile görünmesine izin vermeyen, elleri , ayakları ve yüzü dışında heryerinin örtüldüğü, bazen onların bile örtüldüğü  ortaçağa yakışır "tesettür" görünümünün adı ; genel toplumsal kesimler tarafından itiraz edilmemesi için yumuşatılarak "annemizin başörtüsüne" dönüştürüldü.

Oysaki kırsalda ve evde iş yapan, üreten kadının iş örtüsü, süsü , kendini koruma örtüsü ,başörtüsü ile, kadının varlığını bir suça dönüştüren örtünme biçimi;, tesettür kıyafetinin bir parçası olan Türban`ın hiç ilgisi yok. Bu örtünme biçimi, kızlarımız için özgürlük mü, kölelik mi?

Derin bir suçluluk duygusu, günahkar kimlik olarak "kapatılan, bastırılan, kendinden, kimliğinden, varlığından utandırılan" kadın baskı altına alınıyor. Bu baskı altına alınmış, sindirilmiş, korkutulmuş kadın; din adına kurulan otoriter düzende köleden farklı mı görünüyor?

Şimdi , çocuklarımızın, kızlarımızın bir kimlik ve parçası haline gelecek olan bu örtünme biçimi ; "yasalar karşısında reşit olmayan" yani kendi kararlarını kendi alamayacak durumda bulunan çocuk için kendi tercihi mi olacak? Buna, hangi hukuk ve insani düzen "evet" diyebilir?

CUMHURİYETLE KAZANDIĞIMIZ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ ELİMİZDEN ALINIYOR.

Kadının, oy ve hukuksal varlığının olmadığı, yani seçme ve seçilme hakkının olmadığı, tanıklığının bile kabul görülmediği, aile meclislerinde, aşiret meclislerinde "bey"lerin 2 dudağının arasına hapsedilmiş "kaderine boyun eğme " düzenine geri mi dönüyoruz yoksa?

Bugün doğuya doğru gittikçe cumhuriyetin izlerinin silindiği, Ortodoğu islam geleneğinin izlerinin ortaya çıktığı coğrafyada kadının adı var mı?

BUGÜN İSLAM CUMHURİYETİNE DOĞRU BİR ADIM DAHA ATILDI..

Tesettürün, türbanın eğitim sistemine girişinin önündeki engellerden biri, bir yönetmelikle ortadan kaldırıldı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte değişiklik yapıldığını söyleyerek; "4. maddesinin birinci fıkrasının e bendinde yer alan `baş açık` ibaresi ve aynı benden son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. açıklaması ile müjdeyi verdi. Orataöğretimdeki kızlarımız bu müjdeyi bekliyorlarmış!

YÜRÜRLÜK "İLKÖĞRETİM İÇİN" DE GEÇERLİDİR."

Yönetmelik Tüm Mili Eğitim bakanlığına bağlı okullar için geçerlidir. Ortaöğretim vurgusu psikoljik etki amacıyla kullanılmıştır. 4+4+4 eğitim sisteminde ortaöğretime karşılık gelen yaş grubu "10 yaş ve sonrasıdır ve bunun daha da düşmemesi için yani  " ilk öğretim için bir sınırlama yoktur. Bu sınır tanımlanmış olsa bile, 11 yaşındaki çocuğun "kendi iradesi dışında aile ve çevre baskısı ile"  islami yaşam biçimine alıştırılması, yerel otoriterlerin iradesine boyun eğdirilmesi söz konusudur.

8 YILLIK KESİNTİSİZ EĞİTİMİN MİMARI CHP`NİN, YENİ CHP YÖNETİMİ  EĞİTİMDEKİ DÜZENLEMELERE LAİKLİĞE KARŞITLIK AÇISINDAN İTİRAZ ETMİYOR.

8 yıllık kesintisiz eğitim, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki ANASOL-D olarak anılan iktidar döneminde, Deniz BAYKAL`ın Genel Başkanlığındaki CHP`nin, hükümete güvenoyu desteği vermesinin önkoşulu olarak öne sürülmesi ve ısrarlı takipi sonucu 1997 ylında çıkarılmıştı.

Cemaatlerin, İmam hatip Liseerinin orta bölümlerinin kapatılması sonucunu doğruması sebebi ile şiddetle karşı çıktığı 8 yıllık kesintisiz eğitim, 2012 yılında Kılıçdaroğlu`nuN genel başkalığındaki CHP milletvekillerini tekmelerle saldırıldığı bir ortamda, 4+4+4 olarak bölündü ve bu yasanın tartışmalarıda CHP tarafından yeni eğitimim sisteminin antilaik yapılanmasına dair hiç bir itirazda bulunulmadı.

Şimdi bölünmüş eğitim sisteminde İmam hatiplerin orta bölümlerinin yeniden açılması bir tarafa, bütün eğitim sistemi imam hatipleştirilirken, hala Yeni CHP yönetiminden eğitimde antilaik uygulamalar konusunda hiçbir itiraz gelmiyor.

ve ayn Yeni CHP, sekiz yılıık kesintisiz eğitimi çıkartıran CHP nin aksine, kuran kurslarında yaş sınırını ortadan kaldıran düzenlemeyi anayasa mahkemesine götürmediği için cemaatin teşekkürüne mazhar oluyordu.

Kız çocuklarının dini gerekçelerle okuldan uzak kalmasının sebeplerini ortadan kaldıracağı gerekçesi ile ortaöğretimde başörtüsü adı altında "islami yaşam biçimi olarak kendini gösteren türbanlaşmanın" yolunu açanlar ilk öğretime inan ve kuran kurslarının da etkisiyler hızla yaygınlaşan "çocukları tesettüre sokma girişimlerine" siyaset itiraz edemediği için, kimse itiraz edemiyor.

Yeni CHP`nin cemaatlerle olan işbirliğine giden yolun bu icraatlarla desteklendiğini anlamak gerekiyor.

ANAYASADA KORUMA ALTINDA BULUNAN LAİKLİK, SOSYAL OLARAK KORUMA ALTINDA DEĞİL!..

Antilaik odak olduğu gerekçesiyle ilk iktidar döneminde Anayasa mahkemesi tarafından suçlu bulunan AKP iktidarının 3. döneminde AKP durdurlamadıkça; Anayasaya rağmen , hukuki güvenceye rağmen anti laik uygulamalara kimse engel olamıyor.

Siyaset laikliği savunmayınca sokakta Laiklik savunulamaz hale geliyor.

"Bırakınız yapsınlar, bakın özgürlük geliyor" söylemi altında antilaik uygulamalar sebebiyle, kadınların, kız çocuklarının sosyal alandaki özgürlükleri hızla kaybediliyor.

LAİKLİK GİDİNCE ÖZGÜRLÜK KALIYOR MU?

Başörtüsüne özgürlük söylemi ile serbest bırakılan antilaik özgürlük, cemaatleşmeye özgürlük olarak hayat buluyor.

"Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi Olamaz." temel anlayışına rağmen,Türkiye Cumhuriyetin kuruluş felsefesine ve moderleşme projesine, özgür ve çağdaş toplum anlayışına tamamen karşıt olan "feodal cemaatleşme" ilk olarak kadını, kız çocuklarını tutsak alıyor.

Şimdilik çağdaş cumhuriyet kadının karşısına dikilen ve yeni siyasal islamın desteklediği , modern, teknolojiyi iyi kullanan ve iyi eğitim almış türbanla biçimlendirilmiş kadın; siyasal islamın itidar olduğu arap ülkelerinin aksine bulunduğu  sosyal hayatta ne kadar kalabilecektir? AKP iktidarının doğum izinlerini uzatması dahil olmak üzere  evde oturmasını teşvik ettiği kadın; doğuya doğru gittikçe eğitimden koparılarak, küçük yaşta evlendirilerek, çocuk yaşta anne yapılarak sosyal hayattan kopartılıyor. Doğuya gittikçe feodal , yerel kurallar dizgesi olarak ortaya çıkan töre uygulamalarının hedefi haline gelen kadın, hızla köleleştiriliyor.

Kimse; çocuk gelinler, sokakta katledilen kadınların, yeniden hortlayan töre cinayatlerinin, artan kadına şiddetin AKP iktidarının kadını cemaatlerin insafına ve güç alanına terketmesi sonucu ortaya çıktığını ifade edemiyor.

AKP İKTİDARI LAİK REJİMİ KUŞATTIKÇA, LAİKLİKTEN TAVİZ VERİLDİKÇE KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ KAYBEDİLİYOR.

BU GERİYE GİDİŞİ KİM DURDURABİLİR?

Kadın hak ve özgürlükleri açısından laik rejim yaşamsaldır. Elbetteki bu konuda hak kaybına uğrayan ve birincil derecede antilaik uygulamaların hedefi haline gelen Cumhuriyet Kadınıdır.

Bu konuda bilinçli bir şekilde toplumsal ve siyasal zeminde itirazlarını dile getirerek, siyasal örgütlenmelerde göstermelik değil, haklarına sahip çıkan kadın olarak yer tutarak, AKP iktidarı ile sembolize olan Antilaik sömürü düzenine karşı mücadele önderliğini Cumhuriyet kadını yapmak zorundadır.

Kurutuluş savaşında erkeklerle birlikte savaşan Türk kadınını, Atatürk şu sözleri ile anlatıyor:

"Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez. "

Bu sebeple, bugün de bu gidişi durdurabilecek güç; cumhuriyetin yetiştirdiği, mücadele etme geleneğine sahip, özgürlük ve bağımsızlık karakteri olan, cumhuriyet kadınının gücüdür.

Siyasette ve toplumsal alanda cumhuriyet kadınının etkinliğinin arttırması, bu geriye gidişi durdurabilecektir.

Cumhuriyet kadını, çocuklarının aydınlık geleceğine ve bununla birlikte ülkesinin aydınlık geleceğine sahip çıkmalıdır, çıkacaktır.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com