TERÖRÜN SİYASALLAŞTIRILMASI VE  BÜYÜKŞEHİRLERDE ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI İÇ BARIŞI DİNAMİTLEMEKTEDİR. | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,4980 Euro : 4,1170 Bist : 108.594
Ana Sayfa >>TERÖRÜN SİYASALLAŞTIRILMASI VE BÜYÜKŞEHİRLERDE ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI İÇ BARIŞI DİNAMİTLEMEKTEDİR. 03.04.2015 00:00

TERÖRÜN SİYASALLAŞTIRILMASI VE BÜYÜKŞEHİRLERDE ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI İÇ BARIŞI DİNAMİTLEMEKTEDİR.

Neriman Fidan, İstanbul`da cumhuriyet savcısının terörist saldırı ile hayatını kaybetmesini değerlendirdi ve terörün kimden ve nasıl gelirse gelsin reddedilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

TERÖRÜN SİYASALLAŞTIRILMASI VE 
BÜYÜKŞEHİRLERDE ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI
İÇ BARIŞI DİNAMİTLEMEKTEDİR.

BASIN AÇIKLAMASI

İktidar ve muhalefet temsilcileri, terör örgütünün siyasallaştırılmamasına özen göstermelidirler.

Son zamanlarda terör örgütlerinin Türkiye`deki kamu düzeninin tehdit eden eylemlerinde bir hareketlilik olduğu gözleniyor. Son olarak cumhuriyet savcısı Mehmet Selim Kiraz`a yapılan saldırı da bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Terör söz konusu olduğu zaman tüm kamu kurum temsilcileri gibi iktidar ve muhalefet temsilcileri de işbirliği yapmalıdır.

Bu gün terörizmin Türkiye`deki tehdit gücünü arttırmasının ana sebebi, iktidarın terör örgütü ile yaptığı müzakere sürecidir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti adına görev yapan ve iktidar erkine sorumlulukla bağlı olan MİT, terör örgütlerinin kamu güvenliğini tehdit eden faaliyetlerini önleyici istibaharat çalışmasını yapmakla görevlidir.

Çok açık ki, AKP iktidarı tarafından terör örgütü ile müzakere etme görevi verilen MİT, asli görevlerini yerine getirmemektedir. İktidar, kamu görevlilerinin can güvenliğini sağlayamamaktadır.

Bunun çok açık göstergesi, teröristlerin Çağlayan adliyesine elini kolunu sallayarak girmesi ve cumhuriyet savcımızı şehit etmesidir.

Terör örgütü ile müzakere sürecinde, kamu güvenliği açısından en temel hak ve görevi olan terörle mücadeleden vazgeçen iktidar, bölgede terör örgütünün özerk bölgesini oluşturmasına yol açmıştır. 

Mevcut iktidarın yönetim anlayışı; Türkiye`nin doğu bölgesinde kamu güvenliğini, terör örgütüne havale eden bir anlayış haline gelmiştir. Bu anlayış, devlet yönetimi ile bağdaşamaz.

Terör nereden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin siyaset, teröre karşı birlik sergilemelidir. Türkiye`de on binlerce can kaybına sebep olan eli kanlı terör örgütü PKK`ya karşı oluşturulacak birlik de bunun başında gelmelidir.. 

Türkiye`deki kanlı eylemleri nedeniyle dünya terör örgütü listesine giren PKK terör örgütünün faaliyetlerinin, olağan siyasal faaliyetler haline getirilmesi; yani terörün siyasallaştırılması kabul edilemez. 

Terör örgütünün meclisteki temsilcisi haline gelmiş; müzakere sürecini PKK terör örgütü adına yürüten siyasi partinin -bugünkü adıyla HDP- seçim barajını geçme iddiası ile büyük kentlerde faaliyetlerini arttırması da doğrudan kamu güvenliğini ilgilendirdiği de unutulmamalıdır.

İktidarların asli görevlerinin başında vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak bulunmaktadır. İktidar, Doğu ve Güneydoğu`da vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamada acze düşmüştür. Terör örgütlerinin etkinliklerini büyük kentlere doğru kaydırması; Türkiye`nin Batısını da vatandaşın can ve mal güvenliğinin sağlanamadığı bölgeler arasına sokacaktır. 

Terör örgütünün temsilcisi siyasi partinin seçim barajını aşıp Türkiye partisi haline geleceği iddiası ile, özellikle metropol kentlerde varlığını hissettirmesi,.Türkiye`nin Batı`sını da terör örgütünün etki alana sokacaktır. Bu durum, etnik köken farkı gözetmeksizin kaynaşmış olarak yaşayan milletimizin barış içinde sürdürdüğü yaşamının dinamitlenmesi, vatandaşımızın ateşe atılmasıdır..

Özellikle , CHP Genel Başkanlığından, CHP yönetiminden, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu`ndan ve son olarak Kılıçdaroğlu`nun eşinden CHP`de görmeye alışık olmadığımız bir üslupla gelen "HDP barajı aşmalıdır" söylemleri ne CHP`nin temsilcisi olma sıfatıyla, ne de kentinin barışını düşünen yönetici sorumluluğu ile bağdaşır.

Etnik kökeni ne olursa olsun insanımız İzmir`imiz de uyum içinde kardeşçe yaşamaktadır. Bu açıdan İzmir cumhuriyetin ve demokrasinin beşiği olarak örnek bir kent olma özelliğini göstermektedir.

Kent yöneticilerimizin ve CHP`nin temsilcisi olarak milletvekili adaylarının açıklamaları; İzmir`in barış ve kardeşlik duygularını dinamitleyen, etnik yarışmaya kaynaklık eden, genç kuşakların dimağlarına kin ve nefret tohumları eken bir terör örgütünün siyasi partisine destek olarak algılanmaktadır. Bu açıklamaları geçmişte CHP`ye emek vermiş İzmir`li bir yurttaş ve siyasetçi olarak yadırgadığımı ifade etmeliyim.

Ayrıca bu söylemi, İzmir`in iç barışı açısından da çok tehlikeli bir söylem olarak değerlendiriyorum.

Terör örgütünün İzmir`de etkinliğini arttırdığının ve kentin iç barışını tehdit eden bir hal aldığının en önemli göstergesi Ege Üniversitesinde yaşanan olaylardır.

Kentimizin ve ülkemizin iç barışının korunması açısından, terör örgütünü siyasallaştıracak ve milletimizi etnik ve mezhepsel olarak ayrıştıracak davranış ve söylemlerden kaçınılması hiç kuşkusuz siyasetin ana sorumluluğudur.

Bu duygularla,
Şehit olan cumhuriyet savcımızın yakınlarına, yargı çevrelerine ve milletimize 
başsağlığı diliyor, terörü lanetliyorum.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com