Milletimizin beklentisi, güvenlik olmak üzere temel sorunlarımıza çare bulunmasıdır. | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6673 Euro : 4,3165 Bist : 106.991
Ana Sayfa >>Milletimizin beklentisi, güvenlik olmak üzere temel sorunlarımıza çare bulunmasıdır. 22.10.2016 00:00

Milletimizin beklentisi, güvenlik olmak üzere temel sorunlarımıza çare bulunmasıdır.

Onur Öymen Yeni anayasa ve başkanlık tartışmalarını değerlendirdi.

Yeniden gündeme gelen anayasa değişikliği ve başkanlık rejimi tartışmaları bazı temel soruları ön plana çıkartıyor. 
Demokrasilerin başlıca iki temel dayanağı var: 

Biri devletin kurucu iradesi. Biri de seçimleri kazanan iktidarın iradesi
Kuşkusuz serbest seçimler, basın özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği gibi unsurlar da demokrasinin vazgeçilmez koşulları. Devletin kurucu iradesini göz ardı ederek sadece seçimle gelmiş bir iktidarın iradesiyle yeni bir anayasa yapmaya girişmek, hatta başkanlık sistemine geçmek için rejim değişikliğine gitmek demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaşmıyor.
Örneğin, Alman Anayasasının 75. Maddesine ebedi madde diyorlar. Buna göre anayasanın 1 ila 20. maddeleri değiştirilemez maddeler sayılıyor. Yani seçimleri kazanan parti oyların yüzde kaçını alırsa alsın bu maddeleri değiştiremiyor.
Bizim anayasamızın ilk üç maddesi de değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri oluşturuyor
Anayasamızın 6. Maddesi hiç kimsenin anayasadan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağını yazıyor. Anayasamız acaba TBMM’ye mevcut anayasayı ortadan kaldırarak yeni bir anayasa yapma yetkisi veriyor mu? Anayasamızın konuyla ilgili 175. maddesi sadece madde değişiklikleriyle ilgili yetki veriyor, topyekûn bir anayasa değişikliğine izin vermiyor. 
Mutlaka yeni bir anayasa yapmak gerekirse, önce halkoyuna başvurarak yeni bir anayasa için ilke mutabakatı sağlanacak. Ondan sonra bir kurucu meclis oluşturulacak. Daha sonra, kurucu mecliste hazırlanacak olan anayasa halkoyuna sunulacak. 
Bu aşamalardan geçmeden sadece Meclisten alınacak bir kararla topyekûn bir anayasa değişikliği hatta ondan da önemlisi Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçmek gibi bir rejim değişikliği yoluna gidilmesi bence hukukun temel ilkelerine ve Anayasamızın özüne uygun değil.
Dünyadaki uygulamalara baktığımızda şunu görüyoruz: başkanlık rejiminin yürürlükte olduğu 103 ülke var. Bunlardan sadece 15’i demokratik ülkeler. Bu ülkelerin başında ABD geliyor. Yalnız ABD’yi diğer ülkelerle kıyaslamak zordur, çünkü bu devlet her birinin ayrı anayasası olan devletlerden oluşuyor. Başbakanlık makamı yok. Hükümet cumhurbaşkanının bizzat seçtiği kişilerden oluşuyor. Devletin demokratik yapısı Cumhurbaşkanı, Senato ve Yüksek Federal Mahkeme arasındaki özel dengelerden oluşuyor. 
Bu 15 demokratik ülkenin sadece dördü Avrupa ülkesi: Fransa, Portekiz, Romanya ve İsviçre. Bir de gerçek bir demokrasiye ulaştığı konusunda ciddi kuşkular bulunan Rusya.
Fransa’daki sistem aslında yarı-başkanlık sistemi ve bu 4. Cumhuriyetin istikrarsız yapılanmasına karşı cumhurbaşkanlığını getirilmek istenen De Gaulle’ün isteklerine bağlı olarak kurulan Beşinci Cumhuriyetin 1958 yılında kabul edilen anayasasının getirdiği bir devlet sistemi. 1958 tarihli Fransız Anayasası özellikle 16. maddesinde devlet başkanına olağanüstü yetkiler, özellikle dış politika alanında son sözü söyleme hakkı veriyor. 5. Cumhuriyet anayasası ülkeye sürekli bir istikrar getirmiş değil. 1968 olayları 5. Cumhuriyet sırasında çıktı ve devletin temellerini kökünden sarstı. 
24 Avrupa ülkesi parlamenter sistemle idare ediliyor. 8 AB ülkesi meşruti monarşilerin yönetiminde. Bu ülkelerin hangisinde rejim tartışması var?
Peki dünyada parlamenter demokrasiden başkanlık rejimine geçip de eskisinden daha demokratik olan ülke hangisi?
Aslında TC kurulduğunda da başta ABD olmak üzere dünyada başkanlık rejimiyle idare edilen devletler vardı, ancak Atatürk ve arkadaşları bu rejimlere itibar etmeyip parlamenter demokrasi sitemini tercih ettiler. 
Bir ara Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştirip bir Başkanlık rejimi kurmak istediği yolunda rivayetler ortaya atıldığında Atatürk bunlara sert bir karşılık vermiş ve şunları söylemişti: 
“Şaşarım o efendilerin aklı perişanına. Hep biliyoruz ki, memleketin başına gelen felaketlerin çoğu şahsi idareden gelmiştir. Bu kadar geri kalmamızın başlıca amillerinden biri budur. Biz öteden beri böyle bir idareyi bertaraf etmek için mücadele ettik. Şimdi nasıl olur da benim aynı yola gitmekliğim, yeniden devlet hayatında tarafımdan böyle bir çığır açılması istenebilir?...Amerikan sistemini memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim; sistemsiz ve kanunsuz tarzda Reisicumhurla Başvekaleti birleştirmeyi düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim”.

Bütün bu gelişmelerin ışığında Türkiye’nin başkanlık rejimini benimsemesinin ne hukuki ne de siyasi açılardan uygun olmayacağı ve cumhuriyetimizin kurucu iradesine de uygun düşmeyeceği görülmektedir.

Milletin beklentisi ülkemizi rejim tartışmalarına sürüklemek değil, başta güvenlik olmak üzere temel sorunlarımıza çare bulmaktır.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com