Onur Öymen - PYD ve PKK ilişkisi / Türkiye`nin yapması gerekenler | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6814 Euro : 4,3410 Bist : 106.926
Ana Sayfa >>Onur Öymen - PYD ve PKK ilişkisi / Türkiye`nin yapması gerekenler 15.02.2016 00:00

Onur Öymen - PYD ve PKK ilişkisi / Türkiye`nin yapması gerekenler

Onur Öymen, Suriye`deki gelişmeler, ABD ve Rusya`nın Suriye`deki hesaplarını ve Türkiye`nin terörle mücadele yapması gerekenlerle ilgili görüşlerini paylaştı.

Suriye sınırımınız güneyindeki bazı bölgeleri ele geçirmeye çalışırken Türk silahlı kuvvetleri tarafından topçu ateşine tututan PYD o bölgedeki gerginliklerin ve çatışmaların odak noktalarından biri olmuştur. IŞİD’le mücadeledeki rolü nedeniyle ABD tarafından desteklenen, Rusya tarafından da himaye edilen PYD onlardan aldığı güçle Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum içine girmiştir.

Cenevre’de ve Münih’te son günlerde yapılan görüşmelerde Suriye’de bir ateşkes umudunun ortaya çıktığı bir dönemde başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı ülkelerin bir kara savaşından söz etmeleri, Türk yetkililerin de zaman zaman çelişkili ifadelerle de olsa, bazı koşullarda böyle bir operasyona katılabileceğimiz izlenimi vermeleri, bazı Rus yetkililerinin Soğuk Savaşın yeniden başladığı, hatta 3. Dünya Savaşı çıkmasının olası olduğu yolundaki beyanları kaygı vericidir. Bu ortamda, özellikle Rus uçaklarının Halep ve civarını bombalamaları yeni göç dalgaları yaratmış ve Türkiye üzerindeki riskleri büsbütün taşınamaz hale getirmiştir.

Şimdi bütün ilgili tarafların gerginliği daha fazla tırmandırmaktan vaz geçmeleri ve çabalarını barışçı çözümler doğrultusuna yönlendirmeleri gerekmektedir.

Burada PYD’ye de görev düşmektedir. Bu örgütün, oradaki koşulladan yararlanarak yayılmacı politikalarını sürdürmesi barış çabalarını zedeleyecek ve yeni riskler yaratacaktır.

Türkiye’nin, biraz gecikerek de olsa PYD ile PKK’nın ilişikerine ve işbirliğine değinmesi ve bu iki örgütün de terörist niteliğini vurgulaması Amerika’nın tepkisine yol açmıştır. Oysa bazı Amerikan kaynakları da bu ilişkilere değinmektedir.

Örneğin The Washington Institute for Near East Policy isimli düşünce kuruluşunun 9 Ekim 2015 tarihinde Barak Barfi imzasıyla yayınladığı “Kürtler Suriye’de IŞİD’a Karşı en iyi Müttefikimiz” başlıklı bir yazıda 2003 yılında kurulan ve şimdi Suriye’nin Kuzeyini denetim altında bulunduran PYD’nin PKK’nın içinden çıkan bir örgüt olduğu vurgulanmaktadır. 45,000 savaşçıya sahip olduğu bildirilen PYD’nin Amerikan uçaklarının verdiği hava desteği sayesinde IŞİD’ın elindeki topraklardan 15,000 mil karelik kısmını işgal ettiği kaydedilmektedir.

Aynı yazıda 1980’li yıllarda Suriye’nin 7-10.000 Kürdü Türkiye’ye baskı yapmak üzere ülkemize gönderdiğine, bunların yaklaşlık 1,500’ünün Türkiye’deki çatışmalarda öldüğüne, 200 ila 2,000 PKK’lının da son çatışmaların başlangıcında Suriye’ye geçtiğine değinilmektedir.

Öte yandan Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman’ın 27 Ağustos 2015 tarihinde New York Times’a yazdığı makalede Türkiye’nin politikalarını eleştirdikten sonra, Türkiye’nin Irak’taki PKK ile Suriye’deki PYD arasındaki lojistik ve iletişim kanallarına zarar vererek IŞİD’a karşı en etkili kara kuvvetini oluşturan Kürtleri zayıflattığı ileri sürülmekte ve PYD’nin 2014’de PKK’nın lojistik desteği ve takviyesi sayesinde Kobani’nin kurtarılmasını başardığı kaydedilmektedir.

9 Şubatta Moskova’da açılan PKK bürosunda Öcalan’ın resminin baş köşede yer alması ve duvardaki haritada da Türkiye’nin Güneydoğu’sunun Kürdistan olarak gösterilmesi bu örgütün bağlantıları ve niyetleri hakkında açık bir gösterge oluşturmaktadır.

Uluslararası Af Örgütü Amnesty International, son raporunda, PYD’nin işgal ettiği köylere gönderdiği uzmanların tespitlerine dayanak bu örgütün o köylerdeki evlerin %93’ünü yıktığına ve böylece orada oturanların geri dönmelerini olanaksız hale getirdiğini bildirmekte ve bunun bir savaş suçu olduğuna işaret etmektedir.

Durum böyleyken ABD sözcülerinin biz PKK’yı terror örgütü sayıyoruz ama PYD’yi saymıyoruz yolundaki demeçleri ciddi bir çelişki oluşturmakta ve bir ABD yetkilisinin Kobani’yi ziyaret ederek kendisine verilen plaketi alması da aramızdaki ittifak ilişkileriyle bağdaştırılması zor bir durum yaratmaktadır.

Türkiye’nin, bütün bu gelişmeleri dikkate alarak, bir yandan barış girişimlerini desteklemesi, bir yandan da uluslararası toplumun bölgedeki bütün terör örgütleriyle, ayırım yapmaksızın mücadele etmesini savunan güçlü ve etkili bir diplomasi sergilemesi gerekmektedir. Bunun için şimdiye kadar izlenen Suriye politikamızın gözden geçirilmesi ve PKK’nın Irak’ın Kuzeyinden tasfiye edilmesi için Irak Hükümeti ve Barzani’nin harekete geçmesini sağlayacak etkili girişimlerde bulunulması öncelikli hedeflerimiz olmalıdır.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com