Türkiye, Kıbrıslı Türkleri baskılara feda etmemelidir. | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,5213 Euro : 4,1440 Bist : 107.202
Ana Sayfa >>Türkiye, Kıbrıslı Türkleri baskılara feda etmemelidir. 09.11.2016 19:00

Türkiye, Kıbrıslı Türkleri baskılara feda etmemelidir.

Onur Öymen Kıbrıs`ta yaşanan gelişmelere dikkat çekti:

En önemli ulusal davalarımızdan biri olan Kıbrıs’la ilgili olarak cereyan eden önemli gelişmeler nedense Mecliste ve basında gerekli ilgiyi uyandırmıyor. 

Son olarak İsviçre’nin Montrö kentinde yapılmakta olan görüşmelerde sonuca götürecek önemli konuların ele alındığı anlaşılıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon “Artık Çözüme ulaşacak noktaya geldik” dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da “iyimser” demeçler veriyor. Ancak iki taraf arasında ne gibi uzlaşmalara, mutabakatlara varıldığı yolunda kamuoyu yeterince bilgilendirilmediği için bu davayı yakından izleyen çevreler kaygı ve kuşkularını gideremediler.

Öyle anlaşılıyor ki toprak yani harita konusunda henüz kesinleşmiş bir anlaşma yok. Ancak basına yansıyan bazı haberlerde bugün Kıbrıs’ta Türklerin yaşadığı topraklara 100 bin Kıbrıslı Rum’un gelip yerleşeceğinden söz ediliyor. Bu Kıbrıslı Türkler için acı bir ilaç niteliği taşıyan Kofi Annan Planından da daha geriye giden bir düzenlemedir.

Şimdi maalesef Annan Planını destekleyerek ve Kıbrıslı Türkleri bu planı onaylamaya teşvik ederek yapılan yanlışların bedelini ödüyoruz. Ne yazık ki, Türkiye olarak Kıbrıs konusunda kırk yıldan beri izlediğimiz politikaların esasında geri adımlar atılmıştır.

Türkiye’nin izlediği politikanın özü iki tarafın egemen eşitliğiydi. Hedeflerimizden biri kazanımlarımızı muhafaza etmekti. Bütün bunlardan geri adım attık. Uzunca bir süreden beri bir çözüm olsun da Türkiye bu baskıdan kurtulsun havası hakim. Rum tarafı ise gün geçtikçe kendi pozisyonunu ilerletiyor. Kofi Annan Planı zaten Türkiye için son derece sakıncalı bir plandı, şimdi onun da gerisine gidildiği anlaşılıyor.

Anlaşıldığına göre yeni planda topraktan bahsediliyor, ama Kıbrıslı Türklerin güvenliğinden bahsedilmiyor. Şu anda, Türk tarafı ile Rum tarafı arasında 147 kilometrekarelik hattı koruyan Türk askerleri var. Kofi Annan Planına göre bu askerlerin neredeyse tamamı çekilecek, sadece 650 asker kalacak, daha sonra onlar da çekilecekti. Başlangıçta orada kalacak 650 askerin de görevleri arasında Kıbrıs Türklerini korumak yoktu. Peki Kıbrıslı Türkleri kim koruyacak? Birleşmiş Milletler mi? BM’nin koruduğu dönemde Türkler
Muratağa, Sandallar ve Atlılar Köyü katliamlarını yaşadık. Pek yakında BM kuvvetleri varken... Bu tecrübelerin ışığında kendi gücümüzden başka kime güvenebiliriz? Bu koşullarda “Yeter ki bir barış anlaşması olsun, Türklerle Rumlar bütünleşsin, Türkiye baskılardan kurtulsun, temel çıkarlarımızdan tavizler vereceğimiz bir çözüme de razı olabiliriz” diyebilir miyiz?
Ecevit’ten bu yana Türk Hükümetlerinin ve Kıbrıslı Türklerin lideri Rauf Denktaş’ın direnişiyle sağlayabildiğimiz özgürlükten, temel hak ve çıkarlarımızdan vaz geçebilir miyiz?

Kıbrıs konusunda şu anda gelinen aşama hakkında Ne Meclis ne de kamuoyumuz yeterli bilgiye sahip. Yapılan açıklamalardan anladığımız Kofi Annan Planı esas alınıyor ki bu bence büyük bir hatadır. 9000 sayfa olan bu planın metnini bile görmeyen Kıbrıslı Türklere de bu plana evet demeleri için baskı yapılmış, okuyamadıkları bir plan referandumda Türklere kabul ettirilmişti. Bereket Rumlar bu planı reddetti ve Kofi Annan Planı geçersiz kaldı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan o zaman bu plan taraflardan biri tarafından reddedilirse plan yok hükmünde olacaktır demişti. Rumlar bu planı reddetti, ama öyle anlaşılıyor ki, Plan yok hükmünde sayılmıyor. Tekrar Türklere baskı yapılarak çözüme ulaşılmaya çalışılıyor. Yani, planı reddeden Rumlar, ama ambargo altında yaşamaya devam eden ve baskılara maruz kalan Türkler. Bu noktada da Türk toplumuna çok büyük bir haksızlık yapılıyor.

Türkiye’nin yoğun gündeminde Meclis ve siyasetçiler Kıbrıs meselesine yeterince ilgi gösteremiyor. Halbuki, bu konu en hayati meselelerimizden biridir. Bizim ulusal çıkarlarımızı birinci derecede ilgilendiren bir konudur. Kıbrıs’ta bir tek Türk yaşamasa bile, Kıbrıs stratejik açıdan Türkiye için önemli bir adadır. Bu gidişle devam edersek, Rumlara daha da fazla taviz verme ihtimalinin olduğunu ve sonunda Türkiye için bundan Kofi Annan Planından biler daha acı bir reçete çıkacağından kaygı duyuyoruz. Osmanlılar Girit’i dış baskılar sonucunda kaybetmişti. Osmanlılar 1897 Türk-Yunan savaşını kazanmış ama sonunda Girit’i Yunanistan’a vermek zorunda kalmışlardı. Denktaş’ın en büyük kaygısı Kıbrıs’ın Girit gibi feda edilmesiydi.

Geçmişte Lozan’da büyük bir diplomasi zaferi kazananları eleştirenler şimdi dış baskılara yeterince direnebiliyorlar mı? 

Kıbrıs’ta soydaşlarımızın can güvenliğini sağlayıp onları özgür, bağımsız ve demokratik bir ülkenin vatandaşları haline getirdikten sonra adil ve dengeli bir çözüme ulaşılması için gerekli direnci gösteremeyecek miyiz? Bu sürecin sonunda Kıbrıs’ın tam bir Rum adası haline getirilmesi riski vardır. Her halde karşı tarafın projesi budur. Büyük devletlerin baskıları karşısında direnemedik diyebilir miyiz?

Büyük devletlerin etkisi altındaki BM başından Rumlardan yana oldu Batı ülkeleri içinden bir tek ülke çıkmıyor ki, Kıbrıs’ta şu konuda da Türkler haklı desin. Ben Kıbrıs’ta dört yıl görev yaptım ve bugüne kadar buna tanık olmadım. Bilmeliyiz ki, bu anlaşma bize karşı yürütülen bir operasyondur ve Türkiye bu gibi operasyonlara karşı direnebildiği ölçüde başarılı olmuştur. 


Şunu da belirtmek gerekir ki, Kıbrıslı Türkler direnci, dayanışmayı, işbirliğini Türkiye’den beklerler.

Kıbrıs konusu, bence, çok ihmal edilen ama en önemli stratejik meselelerimizden biridir. Burada bir oyuna gelme noktasındayız. Büyük devletlerin Kıbrıs konusundaki baskılarına her koşulda direnmemiz lazımdır. Hangi iktidar işbaşında olursa olsun Türkiye Kıbrıslı Türkleri bu baskılara feda etmemelidir.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com