Babam devrimcilikti, Kemalizm’di... | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,4980 Euro : 4,1170 Bist : 108.594
Ana Sayfa >>Babam devrimcilikti, Kemalizm’di... 15.04.2016 12:07

Babam devrimcilikti, Kemalizm’di...

Suay Karaman`ın babası Suphi Karaman`ı anma konuşması


Büyük tarihi deneyimi ile Türkiye`nin yakın geçmişinin en önemli tanıklarından ve 20. yüzyılın en büyük devrimci simalarından birisi olarak yaşama veda eden babam Suphi Karaman, daima kendini yenileyerek, kendini aşarak bizlere ve çevresine ulusallığı, Kemalizm’i ve devrimciliği bir yaşam biçimi olarak algılamayı öğretti. Babamın gerek askeri ve gerekse siyasi kişiliği yanında, üstün insani nitelikleri de, bizlere çocukları olarak bu algılamada daima ışık tuttu.

Bu zor ancak zevkli konuşmada babamdan bazı anılar anlatmaya çalışacağım. 1964 yılında, ben henüz beş yaşındayken Ankara’da Zafer Meydanı’nda yaptığı akıcı konuşma sırasında, kürsünün altında babamın ayakkabılarıyla oynarken, bir ara babamla göz göze gelmemizi ve karşılıklı gülümseyişimizin sıcaklığını hep yüreğimde hissetmişimdir.

1965 ve 1966 yılı yazlarında Ruhi Su ’nun müziği eşliğinde Burhaniye-Ören’de Türkiye ile ilgili sıcak konuşmaları dinlemek, hem ülke sevgisi ve hem de babama olan sevgimin doruklara çıktığını algıladığım en güzel çocukluk anılarımdan birisidir.

1968 ve 1969 yıllarında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) toplantılarındaki heyecanlı konuşmaları ve Muammer Aksoy ile petrol konusundaki buram buram ulusallık kokan konuşmaları, bende ulusal bilincin başlamasına büyük katkı sağlamıştı.

1969 ile 1970 yılları arasında “Türk Solu” dergisinde yazdığı makaleleri her hafta okurdum ancak fazla bir şey anlayamazdım. Anlamadığım yerleri babama sorardım ve büyük bir sabırla, tekrar tekrar bana çeşitli örnekler vererek anlatırdı.

1971 yılı Haziran ayında babamın yanında, ailecek Orta Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde Halkevlerini denetleme gezisine katılmıştık. O yıllarda ulaşımı çok zor olan köylere giderek, Halkodalarını incelemek ve aydınlanma söyleşilerini dinlemek, bana ülkemi daha yakından tanıma olanağı sundu. Bu gezi sırasındaki babamın coşkusu ve bizlere her seferinde yeni bir şeyler öğretmek çabası görülmeye değerdi.

1973 yılı yaz başında babamın işkenceye karşı unutulmaz çıkışlarını hep gururla izledim. Her zaman ezilenlerin yanında olmasına ve yardım etmesine büyük saygı duydum.

15 Haziran 1973 tarihinde, İstanbul’da Boğaziçi köprüsü henüz açılmamışken, Anadolu yakasındaki ayaklarının en üstüne çıktık ve İstanbul’u eşsiz güzellikte seyrettik. Ve burada babamın bana söylediği şu sözler, babama olan hayranlığımın en üst seviyeye çıkmasına neden oldu: “Harp okulunda okurken, Mustafa Kemal’i ve yaptığı devrimleri kıskanırdım, kırk yıl önce dünyaya gelseydim, Samsun’a ben çıkardım.” Ne mutlu kardeşlerime ve bana ki, bu kadar cesaretli, atılgan ve kusursuz bir devrimci kişiliğe sahip bir babanın çocuklarıyız.

1979 yılında Bulgaristan’a yaptığımız bir gezi sırasında, Makedonya dağlarında yazdığı şiirler, Balkan şarkıları eşliğinde duygulanması ve bu dağların büyüleyici atmosferi içinde, Mustafa Kemal ile özdeşleşmesini unutmak olanaksız. O seyahat sırasında kaldığımız bir kaplıca tesisinde tesadüfen bir araya geldiği emekli bir partizan Bulgar Albayı ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nden bir Albayla karşılaşmaları ve dillerini anlamasalar bile çevirmen eşliğinde, devrim heyecanı içinde yaptıkları sohbet, elleri kenetlenmiş çekilen fotoğraflar, babamın içindeki özgürlük ve devrim coşkusunun geçmişteki görüntülerinden sadece biriydi..

1983 yılında Sosyal Demokrasi Partisi’nin (SODEP) Ankara`da kurucu il başkanlığını yaparken ve 1984 yılı yerel seçimleri sırasında, babamın gönüllü olarak şoförlüğünü büyük bir zevkle yerine getirdim. Yeni ilçe teşkilatlarının açılmasında ve seçim gezilerinde hep yanında olmaya özen göstererek, büyük bilgi birikiminden yararlandım.

Ve babamın 27 Mayıs ile ilgili anılarını dinlemek; evet bıkmadan, usanmadan, hiç bitmesini istemeden, sürekli öğrenmek isteği ve gururlanmak...

Ülkesini, içine düştüğü kardeş kavgasından kurtarmak için, geleceğini ve hayatını ortaya atmaktan, devrim yoluna baş koymaktan çekinmeyen babam, 27 Mayıs’ın amacını “Atatürk Devrimleri’ni yeniden yaşama geçirmek ve demokrasiyi tekrar sağlamak” olarak özetlemiştir.

1961 Anayasası’nın ülkemize kazandırdığı çağdaş demokratik ilke ve kurumları kısaca şöyle sıralamak olasıdır: sosyal devlet, sendikal haklar, yargı bağımsızlığı, üniversite özerkliği, sosyal güvenlik hakkı, grev ve toplu sözleşme hakkı, radyo ve televizyon bağımsızlığı, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi, Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu, Yüksek Hakimler Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Personel Dairesi, Kredi ve Yurtlar Kurumu, Türk Standartları Enstitüsü, Basın İlan Kurumu...

Babamın Türkiye tarihine özel bir sorusu vardı: “Neden bu demokratik ve sosyal kurumları siviller getirmediler?”

12 Eylül karşı devriminin paşaları lüks içinde ve devlet koruması altında yaşarlarken, 27 Mayıs Devrimcileri gibi babam da korumasız sade hayatını, onurlu ve dürüst bir şekilde sürdürmüştür. “Benim halktan korkacak bir şeyim yok ki, korumam olsun. Bizden sonra yönetime el koyanlar hep korumalarla dolaştı, aramızdaki farkı anlamak isteyen bunu düşünsün” diyerek tarihe not düşmüştü.

Ölümünden bir gün önce Kıbrıs konusunu tartıştığımızda, güçlü belleği, tarih bilgisi ve ulusal bilinciyle, barışa evet ancak Annan Planı’na niçin hayır demek gerektiğini gerekçeleriyle ortaya koyarak, devrimci kişiliğini son kez konuşturmuştur. Son nefesini vermek üzereyken bile ülkesini ve siyasi olayları takip etmek için çaba harcıyordu.

Kemalizm’in, ulusal egemenliğin ve 27 Mayıs Devrimi’nin savunucusu olan babamın en büyük arzusu, Tam Bağımsız Bir Türkiye idi. Bu henüz gerçekleşmedi ama bir gün mutlaka bu güzelim ülkemiz tam bağımsızlığa ve aydınlığa kavuşacaktır.

Bugün babamın bizlere aşıladığı dünya görüşü içinde en çok dikkat çeken kuşkusuz özgür düşünme, sorgulama ve hoşgörüdür. Babam, çocuklarına karşı çıkmayı öğretti. Zaman zaman her baba çocuk arasında olduğu gibi bazı karşıtlıklar yaşandığında ve neden kendi fikirlerine ters düştüğümüzü sorduğunda, düşüncelerimizi özgürce açıklamayı ve savunmayı da kendisinden öğrendiğimizi söylerdik. Buna sessiz ve düşünceli kalmakla birlikte, için için memnun olduğunu hep hissederdik. Bizlere fikirleri ve olayları koşulsuz kabul etmeden önce araştırmayı, sorgulamayı, şüphe duymayı ve çoğu zaman aykırı da olsa karşıt fikirler geliştirmeyi babam öğretti.

Ben ve kardeşlerim, babamın öncelikle evimizde oluşturduğu demokratik ortam sayesinde, babamızdan ve annemizden aldığımız tarihi ve kültürel değerlerin etkisinde, her zaman yolumuzu Atatürkçülük, demokrasi ve özgürlük üçgeninde korumayı ve yaşatmayı sağladık.

Önemli bir nokta da babamın bu demokratik ve ılımlı kişiliğinden gelen “partiler üstü” bir siyaset adamı olmasıydı. Her partiden, her görüşten, en karşıt uçlardan bile insanlar tarafından çok sevilmesi ve saygı duyulması bunun bir göstergesidir.

Bizlere hayatı matematiğin içinde, matematiği de hayatın içinde analiz ederek yaşamayı öğreten babamla yaptığımız tüm gezilerimizin, konuşmalarımızın, halk oyunlarımızın, danslarımızın, şarkı ve marşlarımızın anısının, yaşamımıza ayrı bir zevk katacağı kesindir. 84 yıllık yaşamının her anını dolu dolu yaşayan ve paylaşan babamın açtığı devrim yolundan büyük bir onurla gideceğiz.

Sözlerime babamın cenaze töreninde, mezarı başında yaptığım konuşma ile son vermek istiyorum: 
“Babam aydınlıktı, 
Babam özgürlüktü, 
Babam ulusallıktı, 
Babam devrimcilikti, Kemalizm’di, 
Babam sevgiydi, dostluktu, 
Babam sıcaklıktı… 
Dilerim bundan sonra üşümeyiz... “

Ama kardeşlerim ve ben, bir yıldır üşüyoruz... Teşekkür ederim.



(ANMA KONUŞMASI 14 Nisan 2005

)

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com