MENEMEN YA DA KUBİLAY OLAYI | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,6814 Euro : 4,3410 Bist : 106.926
Ana Sayfa >>MENEMEN YA DA KUBİLAY OLAYI 24.12.2015 00:15

MENEMEN YA DA KUBİLAY OLAYI

Suay Karaman Yazdı..

MENEMEN YA DA KUBİLAY OLAYI

Menemen’de 23 Aralık 1930 tarihinde şeriat isteyenler tarafından öldürülen Asteğmen Kubilay olayı, genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır. “Menemen Olayı – Kubilay Olayı” olarak tarihe geçen bu olayın izleri toplumsal bellekten hiç silinmemiştir. “Devrim Şehidi” olarak simgeleşen Kubilay, 1906 yılında Adana-Kozan’da dünyaya gelmiştir. Kubilay’ın asıl adı Mustafa Fehmi’dir. Kubilay soyadını ise Erkek Öğretmen Okulunda öğrenci iken almıştır.

Ailesi 1902 yılında Girit’ten İzmir’e göç etmiştir. Daha sonraları geçim zorlukları ve savaş yılları nedeniyle önce Adana-Kozan, sonra Antalya’ya göç etmişlerdir. En son olarak da tekrar İzmir’e gelip yerleşmişlerdir. Mustafa Fehmi Kubilay, İlköğrenimini 1913-1919 yılları arasında Aydın’da tamamlamıştır. 1926 yılında Bursa Öğretmen Okulunu bitirerek, aynı yıl Aydın’da öğretmen olarak göreve başlamıştır. Daha sonra Menemen’e gelerek, Zafer İlkokulu’nda görev yapmıştır. Menemen 43. Piyade Alayı’nda Yedek Subay olarak askerliğini yaptığı sırada Menemen’de çıkan ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilmiştir.

Derviş Mehmet isminde bir yobaz ve altı silahlı arkadaşı, 23 Aralık 1930 günü Menemen’e gelmişler ve camiye girerek üzerinde dini ibareler yazılı bir bayrakla, camide bulunanları ve merakla cami önüne toplananları, kendileriyle birlik olmaya davet etmişlerdir. Derviş Mehmet halka hitap ederek; “Ey Müslümanlar, ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa geldi, Sancak-ı Şerif çıktı, gelin altında toplanalım, şeriat isteyelim” diye bağırmıştır. Gösteriler ve tekbirlerle dini ibareler bulunan bayrağı, Hükümet Konağı önündeki meydana dikmişlerdir. Toplanan halkı dağıtıp, bu yobazları yakalamak için Asteğmen Kubilay’ın askeri birliği görevlendirilmiştir.

Kubilay, irticacılara yaptıklarının hatalı ve sakıncalı olduğunu belirterek vazgeçmelerini ve dağılmalarını söylemiştir. İrticacılar buna kurşunla yanıt vermişlerdir. Kubilay kendisini korumak için tabancasını çekmişse de, bir kurşunla yaralanarak yere düşmüş ve gözleri dönmüş canilerden biri, yaralı Kubilay’ın üstüne atılarak boğazından kesip başını gövdesinden ayırmıştır. Bu arada Hasan ve Şevki isimli iki mahalle bekçisini de şehit etmişlerdir. Daha sonra bu yobazlar, Kubilay’ın kesik başını, ellerindeki dini bayrağın sopasına asarak, Menemen sokaklarında dolaşmışlardır.

Olay yerine yetişen askeri birlik ve jandarmalar canilerin teslim olmalarını istemiştir. Bu isteği reddeden yobazlar ateşle karşılık vermişlerdir. Çatışma sonucu Derviş Mehmet ve iki arkadaşı vurularak, ikisi de yaralı ele geçirilmiştir. Diğer ikisi de iki gün sonra yakalanmıştır. Olayla ilişkisi olanlar hakkında hemen kovuşturma başlatılmıştır.

27 Aralık 1930 tarihinde, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Ordu Komutanı Fahrettin Paşa (Altay) İstanbul’a giderek Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e olay hakkında bilgi vermişlerdir. Mustafa Kemal Paşa, 28 Aralık’ta orduya gönderdiği başsağlığı mektubunda özetle şöyle diyordu: “ Menemen’de geçen gün meydana gelen gerici kalkışma sırasında yedek-subay Kubilay Bey’in görev yaparken uğradığı sondan dolayı Cumhuriyet Ordusu’na başsağlığı dilerim.

Kubilay Bey’in şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemen’deki halktan kimilerinin alkışla onaylar bulunması, bütün cumhuriyetçiler ve yurtseverler için utanılacak bir olaydır. Yurdu savunmak için yetiştirilen, her türlü iç politika ve çekişmenin dışında ve üstünde saygın bir konumda bulunan Türk subayının gericiler karşısındaki yüksek görevinin, yurttaşlar tarafından yalnız saygıyla karşılandığına kuşku yoktur.

Menemen’de halktan kimilerinin yanlışları, bütün ulusa üzüntü vermiştir, yabancı saldırısının acısını çekmiş bir çevrede genç ve kahraman yedek-subayın uğradığı saldırıyı, ulusun doğrudan doğruya cumhuriyet’e karşı bir suikast saydığı ve bu saldırıyı yüreklendirenlerle özendirenleri ona göre kovuşturacağı kesindir. Hepimizin dikkatimiz, bu soruna ilişkin görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği biçimde yerine getirmeğe yöneliktir.

Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyet’in idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, yaşama gücünü tazelemiş ve güçlendirmiş olacaktır. ”

Başbakan İsmet Paşa (İnönü) da yayınladığı mesajda şöyle diyordu: “Kubilay devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına, kuvvet hesabı yapmayan bir idealist vatanseverlik örneğidir. Kubilay, millet yolunda canını her an fedaya hazır olan geleneksel Türk yaradılışının müstesna abidesidir.”

31 Aralık 1930 tarihinde toplanan Bakanlar Kurulu, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan edilmesine karar verdi. Sıkıyönetim komutanlığına 2. Ordu Kumandanı Fahrettin Paşa (Altay), Divan-ı Harp Başkanlığı’na 1. Kolordu Komutan Vekili Muğlalı Mustafa Paşa atandı.

Olay 1 Ocak 1931 tarihinde Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve arkadaşlarınca verilen soru önergesiyle TBMM gündemine getirildi. Soru önergesini Başbakan İsmet Paşa (İnönü) cevaplandırdı. Daha sonra Sıkıyönetim ilanına ilişkin önerge tartışıldı ve oybirliğiyle kabul edildi.

7 Ocak 1931 tarihinde Çankaya’da, Mustafa Kemal Paşa başkanlığında, Başbakan İsmet Paşa, Meclis Başkanı Kazım Paşa (Özalp), Sıkıyönetim Komutanı Fahrettin Paşa (Altay), İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Milli Savunma Bakanı Zekai Bey’in (Apaydın) katıldıkları bir toplantı yapıldı ve Menemen Olayı bütün yönleriyle ele alındı. Olayın gerici nitelikte, düzenli ve siyasi olduğu görüşüne varıldı.
Sıkıyönetim mahkemesi, 105 sanığı 15 Ocak 1931 tarihinde yargılamaya başladı. Duruşmalar, 25 Ocak’ta sona erdi ve 105 sanıktan 37’si için ölüm cezası verildi. Altısının ölüm cezası yaş haddi nedeniyle 24 yıl “idama bedel hapis cezası”na çevrildi. Diğer sanıklardan 20’sine bir yıl, 14’üne üç yıl, 6’sına 15 yıl, birine 12,5 yıl hapis cezası verildi, 27 sanık beraat etti. Karar, 31 Ocak 1931 tarihinde TBMM’ye sunuldu. Aynı gün Adalet Komisyonu’nda görüşüldü. Komisyon, 31 ölüm cezasından 28’ini onayladı. 2 kişinin ölüm cezasını 24 yıl hapis cezasına çevirdi. Bir kişinin cezası da, ölmesi nedeniyle kalktı. TBMM Genel Kurulu, 2 Şubat 1931 tarihinde cezaları onayladı. Ölüm cezaları 3 Şubat 1931 tarihinde yerine getirildi. Sıkıyönetim, 28 Şubat 1931 tarihinde Manisa ve Balıkesir’den, 8 Mart 1931 tarihinde de Menemen’den kaldırıldı.

Mustafa Fehmi Kubilay’ın şehit edilmesinden sonra, 2 Ocak 1931 tarihinden itibaren Menemen Zafer İlkokulu’nun adı Kubilay İlkokulu olarak değiştirildi. Bursa Öğretmen Okulu’na da bir büstü kondu. Anısına Menemen’de bir anıt yapıldı. Her yıl Mustafa Fehmi Kubilay ile birlikte şehit olan Hasan ve Şevki adlı bekçilerin anılarına 23 Aralık günü Menemen’de Kubilay Anıtı’nda tören düzenlenmektedir.

Gericilik ve irtica, emperyalizmin katkılarıyla 85 yıldır ülkemizi ortaçağ karanlığına götürmek için çalışmaktadır. Ancak Atatürk’ün gençleri, mücadelelerinde örnek aldığı Kubilay gibi direnecekler ve başarıya ulaşacaklardır.

AKP iktidarından sonra Menemen’deki törenler de başkalaştırılmıştır. Bu yıl Menemen’in CHP’li Belediye Başkanı’nın törende konuşması yasaklanmıştır. İşin ilginç yanı bu yasaklama kararına karşı yeni CHP Genel Başkanı Dersimli Kemal’den hiçbir açıklama gelmemiştir. Bir yanına Atatürk’e “kefere” diyen şeriatçıyı, diğer yanına TR 705 kodlu PKK terör örgütü avukatını alırsan, tepki vermemek normaldir. Normal olmayan bütün bunlara karşı halen kendilerini Atatürkçü sanıp, Dersimli Kemal’i destekleyenlerin aymazlığıdır, sapkınlığıdır ve hatta ihanetidir.

İlk Kurşun Gazetesi, 23 Aralık 2015.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com