SOLUN TARİHİ SINAVI | ÇAĞDAŞ ULUSAL ÇİZGİ
Ana Sayfa
Dolar : 3,8897 Euro : 4,5816 Bist : $16.596
Ana Sayfa >>SOLUN TARİHİ SINAVI 21.02.2015 16:08

SOLUN TARİHİ SINAVI

Dünya siyasetinin genel fotoğrafı bize gösteriyor ki, temelde ekonomik dönüşümler, krizler, sistemsel revizyonlar ve savaşlar gibi farklılaşmaların yaşandığı durumlarda, hakim siyasi havanın karşıtı görüşler yükselişe geçiyor ve  yükselişe geçen fikre sahip siyasal partiler, ortalama olarak bir kaç dönem için iktidara taşınıyor. Genel olarak merkez sol ve merkez sağ arasında gidip gelen iktidar olabilme  fırsatları, nadiren de olsa radikal sağ ve radikal sol için beliriyor.

          1960`lardaki sol rüzgar, 1970`lerin başında sosyal demokrat partileri iktidara taşırken, özellikle petrol krizinin ekonomik çıktıları, refah devleti anlayışını çökertmiş ve Ronald Reagan-Margaret Thatcher isimleriyle sembolize edilmiş piyasacı, özelleştirmeci, ucuz ve örgütsüz  emeği savunan yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu süreç Türkiye`de teorisi 24 Ocak kararlarıyla ve pratiği ise ANAP iktidarıyla gerçekleşmiştir. Yaklaşık on yıllık merkez sağ iktidarlar Fransa`da Mitterand`a, Almanya`da Gerhard Schröder`e, Yunanistan`da PASOK`a, İngiltere`de ise 90`ların ortasında İşçi Partisi`ne mağlup olmuştur. Ancak iktidarı merkez sağdan alan merkez sol partiler, liberal ekonomik yöntemlerle bezenmiş bir siyaset geliştirmiş ve tekrar koltuğu merkez sağa devrederlerken parti tarihlerinin en düşük seviyelerine kadar gerilemişlerdir.  Şu anda hala iktidarı elinde bulunduran merkez sağ partiler artık talancı, rantçı, piyasacı ve otoriter anlayışlarıyla yolun sonuna gelmiş gözüküyorlar. Fakat merkez siyasetin yıpranmışlığı, radikalizmi oldukça beslemiş durumda. Yunanistan ve İspanya bu durumun en güzel örneği ve Avrupa`nın bir çok ülkesinde radikal sağ ve radikal sol anlayışlar yükselişlerini sürdürüyorlar.

         Siyasi tercihlerin gel git şeklindeki yaklaşık 50 yıllık tahlili, aslında kapitalizmin krizlerden çıkarılmasını, sermayenin kutsanıp korunmasını ve liberalizmin her anlayışa entegrasyonunun sürekliliğini gözler önüne sermesi bakımından, oldukça anlamlı çıkarımlar yapmamızı sağlıyor. Kapitalizm kendini var etmeye çalışırken ideolojik farklılıklar anlamsızlaşıyor, kendi restorasyonunu zaman zaman sağa zaman zaman da sola yaptırıyor. Neoliberal dönüşümler yaklaşık otuz beş yıldır siyasetin gel giti içinde, partilerin programları, isimleri ve söylemleri farklı olsa da sürüyor. Liberaller kendilerini sürekli kılabilmek için muhafazakar partilerle de, sosyal demokrat partilerle de işbiriliği içine giriyorlar. Sürekli olarak sistem kendini, karşıtı içinde yedekliyor.

          Merkez siyaset Türkiye`de de yıpranmış durumda ve Gezi Direnişi sonrası ortaya çıkan enerji yeni seçenekleri zorluyor. Türkiye`de ve tüm dünyada sistem karşıtı olabilecek, antiemperyalist karekterli, emekten yana tüm siyasi yapılara alternatif olarak, sistemle uyumlu, antiemperyalist olmayan, emek siyasetini öncelemeyen, kimlik siyasetiyle birlikte orta sınıf demokratizmini vaadeden yedeklenme çabaları sürdürülüyor. Liberaller kendi restorasyonlarını yaptıracak, zamana uygun ve merkez siyasetin yıpranmışlığını iyi tahlil ederek, Gezi`deki enerjinin de yönlendirilebileceği alternatif partiler yaratıyor.

          Türkiye`de Kemal Kılıçdaroğlu`nun eksiklikleri ve ideolojik kafa karışıklığı CHP`yi sol alternatif olmaktan uzaklaştırırken, cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki başarılı siyasetiyle  gençler ve orta sınıftakiler nezlinde karşılık bulan Selahattin Demirtaş`lı HDP, liberallerin yeni taşıyıcısı olması adına parlatılmaya çalışılıyor. Marksist teoriden vazgeçmiş, tarihsel misyonu gereği küresel güçlerle pazarlığa her zaman müsait, Avrupa Birliği yanlısı, sınıf siyasetinden kopmuş, şeriatçıyla laiği aynı potada eriten, özgürlükçü görünümlü HDP, radikal solun dünyadaki yükselişine paralel olarak Türkiye`de de yükselmesi ile büyüyecek enerjinin sönümlendirilme ve iç edilme adresi haline getiriliyor. Cengiz Çandar`ların, Hasan Cemal`lerin ve Nazlı Ilıcak`ların oylarını HDP`ye atacak olmalarının ilanı aslında liberallerin yedeklenme gayretlerinin en net tezahürünü oluşturuyor.

 

              Merkez sağ ve merkez sol bu denli zayıfken, konjonktür radikal solun yelkenlerini rüzgarla doldurmaya bu denli müsaitken, Türkiye`deki samimi solculara bir kaç temel ödev düşüyor. Kimlik siyasetinin üstüne çıkarak sınıf siyasetinde birleşmek, küresel ekonomik odaklara endeksli   iktisadi politikalara kategorik olarak karşı olmak, antiemperyalist bilinci uyandırmak ve gerici saldırılara karşı laiklik, Türkiye Solunun buluştuğu, güç aldığı ve beslendiği noktalar olmalıdır. Türkiye solu tarihi bir şansa sahiptir.   AKP gericiliği büyütmüş ve katlamışken, her sene binlerce işçi iş kazalarında ölüyorken, özgürlükler her alanda çiğneniyorken, sol yeniden emek ve özgürlük perspektifli bir mücadele cephesi yaratmalıdır ve bu sayede kökleşmelidir. Bu mücadele,  Türkiye demokratikleşmesine sağlayacağı katkı kadar solun kendini bulması, liberalizmden kendini arındırması ve önündeki yirmi yılını şekillendirmesi açısından da oldukça önemlidir. Siyaset içerisindeki bu liberal oyun, duygusallığa yer bırakmayacak kadar hayatidir.

http://www.cagdasulusalcizgi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright@cagdasulusalcizgi.com